Archive for the ‘NASREDDİN HOCA FIKRALARI’ Category

:) Nasreddin Hoca Fıkrası : Hoca Çıktı Mandalar Yesin.

Hoca Çıktı Mandalar Yesin.

Nasreddin Hoca, vali ve üst düzey  bürokratlarla bir yemeğe katılır. Hocaların çok yemesiyle ilgili bir fıkra anlatılır.

“Hoca ile manda bostana düşmüş. Görenler, hangisini çıkaralım demişler. Kimileri mandayı çıkarın o çok yer demiş, kimileri de yok hoca daha fazla yer onu çıkarın demiş”

Fıkrayı dinleyen Nasreddin Hoca masadan kalkmış, bir kenara oturmuş. Masadakilerden biri Nasreddin Hoca’ya:

“Hocam, niçin kalktınız” diye sormuş. Nasreddin Hoca şu cevabı  vermiş:

“Hoca çıktı mandalar yesin.”

***

NASRETTİN HOCA
Nasreddin Hoca’nın birbirinden güzel fıkraları bize iyiliğin, dürüstlüğün ve hoşgörünün yollarını gösterir. Bilgi, görgü ve hikmet dersleri verir. Nasreddin Hoca konuşmaya başladığında herkes susup onu dinler. Fıkraları dünyanın her yerinde, duyan herkesi güldürür, düşündürür. Gerçekten bu fıkralar sadece güldürmek için değil, daha çok düşündürmek, ibret vermek için anlatılır. 13. yüzyılda yaşadığı sanılan Nasreddin Hoca,
aradan geçen yüzyıllara rağmen hala içimizde yaşamakta ve herkes tarafından sevilmektedir,
O, bütün kötülüklere düşman, bütün iyiliklere dost, samimi, dindar ve keskin zekalı bir insandır Fıkralarını okuyalım, öğrenelim: Az gülelim, çok düşünelim.

***

VAKIA DUASI, MANASI VE VAKIA SURESİNİ OKUMA USULÜ

Reklamlar

:) ONUN ÜSTÜ DAHA KiRLi

Hoca’nın hanımı dere kenarında çamaşır yıkarken bir karga gelip sabunu kapmış. Zavallı kadın :
– Aman hoca demiş, karga sabunu kaçırıyor!
Hoca:
– Be hanım demiş, bırak götürsün. Onun üstü bizimkinden daha kirli….

***

NASRETTİN HOCA
Nasreddin Hoca’nın birbirinden güzel fıkraları bize iyiliğin, dürüstlüğün ve hoşgörünün yollarını gösterir. Bilgi, görgü ve hikmet dersleri verir. Nasreddin Hoca konuşmaya başladığında herkes susup onu dinler. Fıkraları dünyanın her yerinde, duyan herkesi güldürür, düşündürür. Gerçekten bu fıkralar sadece güldürmek için değil, daha çok düşündürmek, ibret vermek için anlatılır. 13. yüzyılda yaşadığı sanılan Nasreddin Hoca,
aradan geçen yüzyıllara rağmen hala içimizde yaşamakta ve herkes tarafından sevilmektedir,
O, bütün kötülüklere düşman, bütün iyiliklere dost, samimi, dindar ve keskin zekalı bir insandır Fıkralarını okuyalım, öğrenelim: Az gülelim, çok düşünelim.

:) Nasreddin Hoca Fıkrası : MARİFET KAVUKTA MI?

Adamın biri kargacık burgacık yazılarla dolu bir mektup getirir Hoca’ya:
– Hocam der şunu okuyuver Allah aşkına.
Hoca mektuba dikkatle bakar. Yazı o kadar kötü ve karışıktır ki okumak mümkün değil.
– Al der, ben bu yazıyı okuyamadım!
Adam birden sinirlenir:
– Yahu der, ne biçim hocasın sen! Kocaman kavuğundan bari utan.  Bir mektubu bile okuyamadın!
Bu sefer sinirlenmek sırası Hoca’ya gelir. Kavuğunu çıkartıp adamın kafasına geçirerek:
– Haydi der,  marifet kavuktaysa sen oku da görelim!

***

Şer Bilinen Hadiseler ve Duaların Sonucu

:) Nasreddin Hoca Fıkrası : İŞE YARAR ŞEY

Bir gece yarısı derin bir uykuya dalan Hoca’yı, hanımı telaşla uyandırır. Hoca uykulu uykulu sorar:
– Ne var hanım? Ne diye uyandırıyorsun beni?
Hanımı:
– Kalksana efendi der korkulu bir sesle. Aşağı katta tıkırtılar duyuyorum. Eve hırsız girdi galiba.
Hoca hiç aldırış etmez;
– Merak etme hanım der, eğer işe yarar bir şey bulursa gidip alırız elinden!.

:) HALEP ORDAYSA ARŞIN BURADA

Palavracının biri başına topladığı üç beş cahile
karşı övünüp duruyormuş:
– İşte ben böyle güçlü ve maharetli bir adamım.Evet ben Halep’te bulunduğum sıralarda altmış arşın uzağa atlamış bir kimseyim!…
Hoca da bu sırada oradan geçiyormuş. Palavracının yanına yaklaşıp:
– Yaa demiş demek sen altmış arşın atlarsın.Haydi atla da görelim.
Adam hık mık etmiş. “Ama demiş ben Halep’te
atladım…” Hoca kızmış:
– Canım demiş, Halep oradaysa arşın burada!?

***

NASRETTİN HOCA
Nasreddin Hoca’nın birbirinden güzel fıkraları bize iyiliğin, dürüstlüğün ve hoşgörünün yollarını gösterir. Bilgi, görgü ve hikmet dersleri verir. Nasreddin Hoca konuşmaya başladığında herkes susup onu dinler. Fıkraları dünyanın her yerinde, duyan herkesi güldürür, düşündürür. Gerçekten bu fıkralar sadece güldürmek için değil, daha çok düşündürmek, ibret vermek için anlatılır. 13. yüzyılda yaşadığı sanılan Nasreddin Hoca,
aradan geçen yüzyıllara rağmen hala içimizde yaşamakta ve herkes tarafından sevilmektedir,
O, bütün kötülüklere düşman, bütün iyiliklere dost, samimi, dindar ve keskin zekalı bir insandır. Fıkralarını okuyalım, öğrenelim: Az gülelim, çok düşünelim.

BUZAĞININ ANASI

Bir buzağı Hoca’nın bostanını harap etmiş. Ne var ne yok tepelemiş yaramaz buzağı. Hoca’nın fena halde canı sıkılmış. Eline bir sopa geçirmiş, buzağının anası olan ineği kovalamaya başlamış:
– Yahu demişler, bostanını buzağı harap etti. Sen buzağının anasının peşinden koşuyorsun…
– Bilmez gibi konuşmayın demiş hoca. Çocuk ne öğrenirse anasından, babasından öğrenir…

***

NASRETTİN HOCA
Nasreddin Hoca’nın birbirinden güzel fıkraları bize iyiliğin, dürüstlüğün ve hoşgörünün yollarını gösterir. Bilgi, görgü ve hikmet dersleri verir. Nasreddin Hoca konuşmaya başladığında herkes susup onu dinler. Fıkraları dünyanın her yerinde, duyan herkesi güldürür, düşündürür. Gerçekten bu fıkralar sadece güldürmek için değil, daha çok düşündürmek, ibret vermek için anlatılır. 13. yüzyılda yaşadığı sanılan Nasreddin Hoca, aradan geçen yüzyıllara rağmen hala içimizde yaşamakta ve herkes tarafından sevilmektedir,
O, bütün kötülüklere düşman, bütün iyiliklere dost, samimi, dindar ve keskin zekalı bir insandır Fıkralarını okuyalım, öğrenelim: Az gülelim, çok düşünelim.

DİĞER NASREDDİN HOCA FIKRALARI İÇİN TIKLAYINIZ…

:) KIYAMET KOPACAKSA

Hoca’ya bir oyun oynamak isteyen üç beş komşusu:
– Hocam derler, duyduk ki yarın kıyamet kopacakmış. Gel senin şu kuzuyu kesip yiyelim.
Söyleyene inanmadığı halde:
– Olur der hoca, dediğiniz olsun. Bir dere kenarında kızartır yeriz.
Güle oynaya derenin kenarına gelirler. Kuzu kızartılırken Hoca :
– Haydi der, ırmağa girip serinleyin biraz. Hava çok sıcak.
– Hay sağ olasın Hoca derler. Sen hele kuzuyu kızartıver.
Sonra soyunup ırmağa girerler neşeyle.
Onlar yıkanıp eğlenirken hoca hepsinin elbisesini
ateşe atıp bir güzel yakar.Adamlar dereden çıkıpda olanları anlayınca :
– Yahu hocam derler ne yaptın sen? Şimdi nasıl
döneceğiz köye?
– Bu kadar üzülmeyin canım der hoca gülerek.Nede olsa yarın kıyamet kopacak. Elbiseye ne gerek var..

Diğer mizâh yazıları için tıklayınız…