Reklamlar

“De ki : Eğer Allah’ı seviyorsanız, …

de-ki

Nefis Muhasebesi

İçerisinde bulunduğumuz zilhicce ayı bir senelik amel defterlerimiz kapanıp yenileri açılacağı, hicri senenin son ayıdır.
İdrak sahibi her Müslüman geçip-giden ve bir daha geri gelmeyecek olan kısa dünya ömrünün daima muhasebesini yapmalıdır.
Ayet-i Kerime ve Hadis-i şerifler, bizleri bu muhasebeye davet eder.
Haşr suresinin 18.ayetinde mealen şöyle buyrulur:
”Ey iman edenler; Allah’tan korkun ve herkes, yarın için, yani ahiret hayatı için, önceden ne(gibi ameller) göndermiş olduğuna bir baksın. Allah’tan korkun; çünkü Allah bütün yaptıklarınızdan haberdardır.”
Hadis-i Şerifte ise sevgili peygamberimiz (sas) şöyle buyuruyor:
“Akıllı kimse, kendisini hesaba çeken ve ölümden sonrası için hazırlayan kimsedir. Aciz kimse ise, nefsinin isteklerine tabi olan ve Allah’tan olmadık şeyler isteyen kimsedir.” (Tirmizi, Kıyame 25)
Yüce İslam dini bizler için hem dünya hem de ahret saadetini vaat ediyor.
Bunun için de Hz. Allah’ın nimetlerinden istifade ederken, nimetin sahibini unutmamamız, nankörlük etmememiz ve bizlere olan emir ve yasaklarına uymamız yeterli olmaktadır.
Cenabı Hakka karşı kulluk görevlerimizin başında İman gelir.
Amentü’de ifadesini bulan İman nimeti ile şereflenen kimseleri Cenabı Hakk, Cennetine davet etmektedir.
Bunun için de evvela farzları yerine getirmek, haramlardan sakınmak,
Peygamberimiz (sas)in sünnetine uymak gerekir.
Bütün bu güzelliklerin yanında; bizi Hz. Allah katında en çok sıkıntıya sokacak ve bütün iyiliklerimizi yok edebilecek olan tehlikelerden de sakınmak gerekir.
Bunların başında kul hakları gelir.
İslam dini kul hakkına o kadar önem vermiştir ki; ancak ödenerek veya o kul tarafından helal edilerek kul hakkından kurtulacağı beyan edilmiştir.
Onun için kul hakkı Allahımızın hakkından daha zorludur.
Çünkü Cenabı Hak zengindir, kendi hakkını affedebilir; ama kullar ihtiyaçlıdır.
Haklarını almak isterler.
Ebu Hüreyre Hz.’nin rivayet ettiği bir hadisi şerifte Resulullah (s.a.s) efendimiz ashabına hitaben; “Müflis kimdir, biliyor musunuz?”  diye sorar. Ashab-ı kiram;“Bize göre müflis, parası ve malı olmayandır.”diye cevap verirler.
Bunun üzerine Resulullah (sas)efendimiz şöyle buyurur;
“Ümmetimden gerçek müflis, kıyamet günü (dağlar gibi ameli ile)namazla, oruçla, zekâtla gelir. (Fakat,)Şuna sövmüş, buna iftira etmiş, bunun malını yemiş, şunun kanını dökmüş, bunu dövmüştür. Buna şu iyiliğinden, şuna şu iyiliğinden verilir. Eğer iyilikleri (verilmesi gerekenlere) yetmeden tükenirse, borçlu olduğu kimselerin günahlarından alınır ve ona verilir. Sonra da (bir
yığın günahla, yüzüstü) cehenneme atılır.” (Müslim-Tirmizi)
Görülüyor ki kul haklarına riayet etmeyen kişiyi yaptığı ibadetler kurtaramıyor.
Bu hususta bütün insanlar eşittir.
Hatta; Müslüman olmayanların hakları Müslümanların hakkından daha tehlikelidir. Onlarla ahirette helalleşmek mümkün olmayacağı için haklarını sonuna kadar almak isterler. Onun için İslam alimleri gayrimüslimlerin haklarına daha fazla hassasiyet göstermişlerdir.
İslam tarihine baktığımızda görüyoruz ki;
Geçmiş ve gelecek günahlarının tamamı bağışlandığı müjdelenen Sevgili peygamberimiz(sas) başta olmak üzere; Ashab-ı kiram, Büyük âlimler ve Allah dostları, sürekli kendilerini hesaba çekmişler, yanlış yapmamak için son derece dikkat göstermişler. Başta kul hakları olmak üzere, bil umum hayvan ve bitki haklarına dahi riayet etmişlerdir. Çünkü Cenab-ı Hakkın adaleti kesindir.
Her hak sahibine hakkını sonuna kadar verecektir.
Zerre miktarı iyilik de zerre miktarı kötülük de İlahi terazide görülecektir.
(Saadet asrından bir misal vermek istiyorum:
Sevgili peygamberimiz(sas),vefatlarına yakın zamanlarda ashabını toplayıp; ”Kimin bende hakkı varsa söylesin, ödeyeyim” buyurur, Ashabtan Hz. Ukkaşe de Resulullahın bir seferden dönerken kendi sırtına kırbaçla vurduğunu söyler ve kısas ister.
Ashab-ı kiram Resulullahın yerine bize vur diye adeta yalvarırlar; fakat o kabul etmez. Nihayet ashabın göz yaşları arasında o kırbaç getirilir, efendimiz mübarek sırtını açar, fakat Hz.Ukkaşe; ”Ya Resulallah ben senin mübarek sırtındaki peygamberlik mührünü görüp,onu öpmek için bunu istemiştim.” diyerek, onun mübarek sırtındaki nübüvvet mührünü öper.
Bu hadise, Fahri kâinatın kul haklarından ne kadar sakındığının açık delillerindendir.
Kâinatın efendisinin bu kadar hassasiyet gösterdiği bir hususta bizlerin ne kadar dikkat etmemiz gerektiğini hepinizin yüksek takdirlerinize arz ediyorum.)
Resulullah Efendimiz (sas) buyuruyor ki:
“Nerede olursan ol Allah-ü Teâlâ’dan kork, yaptığın bir hatadan sonra hemen onu telafi edecek bir iyilik yap, İnsanlara da rıfk ile, yumuşaklık ile muamelede bulun.”

“…Baban o elmayı ısırmasaydı…” tıklayınız…

Reklamlar

:) YEMESİ KOLAY OLSUN!

Timur’un defterdarı hesapta bir yanlışlık yapar. Bunun üzerine Timur o defterdara kağıtları yedirir ve işten kovar. Yerine Nasreddin Hoca’yı alır. Nasreddin Hoca hesapları yufka üzerine yapmaya başlar. Timur, bunu görür ve sebebini sorar. Cevap da tam Hoca’dan beklenildiği gibi  olur :

– Yemesi kolay olsun diye !

***

 

Vefât Eden Kişi Gibi Düşünebilmek!

Hasan-ı Basrî Hazretleri bir cenazeye katılmıştı. Defin işlemleri bittikten sonra yanındaki bir zâta sordu:

“–Bu vefât eden zât, acaba şu anda dünyaya geri dönüp sâlih amellerini, zikirlerini artırmayı ve günahlarına daha fazla istiğfar etmeyi düşünüyor mudur?” O zât da:

“–Evet, tabiî ki düşünüyordur.” dedi. Bunun üzerine Hasan-ı Basrî Hazretleri şöyle buyurdu:

“–O hâlde bize ne oluyor ki bu vefât eden kişi gibi düşünmüyoruz?”

(İbnü’l-Cevzî, el-Hasenü’l-Basrî)

TERVİYE VE AREFE GÜNÜ

Rabbimizin ihsanı olan çok mübarek günler içerisindeyiz.

Bu gün terviye, ertesi arefe ve sonra bayram.

Arefe gecesi ve günü, Bayram gecesi ve günü müminler için en kıymetli zamanlardandır.

Arefe günü; Hacca giden müminlerin Hacc’larının tasdik olduğu, dualarının kabul edildiği, günahlarının bağışlandığı büyük bir gündür.

Yarın öğleden akşama kadar hacılar, Arafatta Cenab-ı Hakk’a gözyaşı dökerek dua ve ilticada bulunacaklar.

Hadis-i Şerifte şöyle buyruluyor:

 “Arefe günü kadar Cenabı Hakkın kullarını Cehennem’den azat ettiği başka bir gün yoktur.” Bu çok büyük bir müjdedir.

Diğer bazı hadisi şeriflerde şöyle müjdelenir:

“Zilhiccenin ilk on gününün faziletlerinden mahrum kalanlara yazıklar olsun. Hele bir de arefe günü var ki,onun hayrı saymakla bitmez.”(Müsned-i Ahmed)

Kim ki Arefe gününde Allâh’tan  dünyâ ve âhirete âit bir ihtiyacını isterse, Hz. Allâh onu yerine getirir.”

O halde böyle bir günün manevi bereketinden daha çok istifade etmek için; mümkünse oruçlu olmalı, ibadet ve duayı artırmalıyız.

Hacca gidemeyen Müslümanlara,  Arefe günü öğle ile ikindi arası, kendini Arafat’ta kabul ederek Allah rızası için 2 rek’at namaz kılmak tavsiye edilir.

Her rek’atte 1 Fâtiha, 3 Kul yâ eyyühel-kâfirun, 10 İhlâs-ı şerîf okunur.

Namaza şu niyetle başlanır: Yâ Rabbî, bugün şu saatlerde Arafat’ta binlerce müslümanın “Lebbeyk” diye ilticâ ettiği zamanda, âciz kulun orada bulunamadı. Bu kulunun rûhunu onlarla beraber kılıp, benim ilticâmı da onların ilticâsına ilhak buyur. Orada afv-ı umûmîye mazhar kıldığın kullarına beni de ilhak eyle, Allâhü Ekber.“

 Namazda sonra: 11 veya 70,istiğfar,tevhit,tekbir ve okunan hususi tesbih,fazilet takvimlerinde ve dua kitaplarımzda mevcuttur.

 Arefe ve bayram Bayram geceleri ayrıca Hatm-i Enbiyâ, Hatm-i İstiğfâr yapmak ve tesbih namazı kılmak tavsiye edilir.

Arefe günü sabah namazından, bayramın 4’üncü günü ikindi namazına kadar, bütün farzlarda selamdan hemen sonra teşrik tekbirleri getirmek, kadın-erkek her mükellefe vâciptir.

 Okumuş olduğum, Bakara suresinin 203.ayeti kerimesinde mealen;

” Ve bir de sayılı Hac günlerinde Hz. Allahı (tekbir getirerek) zikredin.” Buyrulması, teşrik günleri içindir ki bu günlerin büyüklüğünü gösterir.

Bu günlerin büyüklüğü ile alakalı Resulullah(sas) Efendimiz buyuruyorlar ki:

“Rahmet kapıları dört gece açılır. O gecelerde yapılan dua, tevbe reddolmaz.  Bunlar: Ramazan ve Kurban Bayramı geceleri, Berat Gecesi ve Arefe Gecesi. (İsfehani )

Şeytanın arefe gününden başka hiçbir günde daha zelîl, daha hakîr, daha küçük ve daha öfkeli görüldüğü olmamıştır. Bu, arefe gününde Allâh’ın rahmetinin inmesinden ve Allah’ın günâhları bağışlamasındandır.Bir de Bedir Muhârebesi’nde  böyle görülmüştür. Çünkü şeytan o zaman, Cebrâil  Aleyhisselam’ı  (düşman´a karşı) melekleri saf yaparken görmüştü.”

(06 Ağustos2019  fazilet takvimi) (İmam-ı malik; Muvatta) (Abdülkadir Geylani; Gunyetü’t-talibin)

Bu günlerin sonunda müminler için büyük bir kurtuluş ve bayram geliyor. Bayramın en mühim vecibesi olan, Kurban ibadetinin maddi ve manevi bereketinden hem kendimiz, hem de aile fertlerimiz ve çoluk çocuğumuzun istifade etmesi için çalışmalıyız. Öyle ki sene içerisinde taksitle ancak ödeyebilecek olanların bile bu nimetten mahrum kalmamaları, İslam Âlimlerince ısrarla tavsiye edilmektedir. Çünkü; Kurbanlık temini için gösterilen her gayret ibadet değeri taşır.           

Hz. Ali efendimizden şu şekilde rivayet olunmuştur:

”Bir kimse evinden Kurbanlık almak için çıksa, o kimsenin her adımı için on sevap yazılır, on günahı silinir ve o kimseye cennette on derece verilir.

Almak için konuştuğu zaman o kimsenin sözleri tesbih olur.

O kurbanın parasını verdiğinde, her bir dirhem için yedi yüz hasene yazılır. Kurban yatırılıp kesilince, kesildiği yerden yedi kat yere varıncaya kadar ne varsa hepsi o kimse için istiğfar eder. Kanı aktığı zaman Alemlerin Rabbi olan Allah(C.C.), her damlasından on melek halk eder. O melekler kıyamete kadar o kimse için istiğfar ederler. Verdiği, ikram ettiği etin her lokması için Hak Teala İsmail (as)’ın evlatlarından bir köle azat etmiş sevabını verir.

Kaynak : Mekasidu’t-Talibiyn Sayfa 363-364

***

 Allahü Teala  öncelikle şu veya bu nedenlerden dolayı kurban kesemem bahaneleri bulmadan, nasıl  kurban keserim niyetiyle güzel kurbanlar almayı ve kestiğimiz kurbanları kabul buyuracağı kullarından eylesin. Niyetimiz kültüre, dondurucuya vs.  et doldurmak olmasın. Şuurlu müslüman dünya ihtiyaçlarından mesela buzdolabı veya çamaşır makinasını taksitle alıp ödüyorsa Allah rızası ve ahirette bineğimiz olacak kurbanını taksitle veya peşin olarak alır,  keser.

Ayet-i Kerime: “Elbette o (kurban)ların ne etleri, ne kanları Allâh’a ermez. Ona sizden ancak takvâ erecektir…” (Hacc Sûresi, âyet 37)

Hadis-i Şerif :  “Âdemoğlu, Kurban Bayramı günü Allah için kurban kesmekten daha sevimli bir iş yapmış olamaz.” ( Sünen-i Tirmizî)

kurban1.

Okumayanlar mutlaka okumalı!

***

KURBAN RİSALESİ

***

KURBAN HAKKINDA HADİS-İ ŞERİFLER

***

KURBAN KESENİN ALDIĞI SEVAPLAR

***

Bineksiz Kalmamak için…

***

Kurban kesilecek sığır cinsi hayvanın iki yaşını doldurmuş olması şart mıdır? Şart ise, hicri takvime göre mi yoksa miladi takvime göre mi hesap edilecektir?

KURBAN NASIL KESİLİR?

Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular: “Âdemoğlu, Kurban Bayramı günü kurban kesmekten Allâhü Teâlâ’ya daha sevimli bir amel işlemiş olamaz.” (Sünen-i Tirmizî)

Kurban kesmeye “Yâ Rabbi! Şu vücûdum sana karşı o kadar hata ve isyan etti ki affedilebilmem için bu vücûdu sana kurban etmem lazım. Fakat sen insan kurban etmeyi haram kıldığından vücûduma bedel olarak bu hayvanı kesiyorum, kabul eyle.” diyerek niyet edilir.

Besmele-i şerîfe ile;

“İnnî veccehtü vechiye lillezî fetara’s-semâvâti ve’l-arda hanîfen ve mâ ene mine’l-müşrikîn.” ve 

“Allâhümme hâzâ minke ve leke. Allâhümme inne salâtî ve nüsükî ve mahyâye ve memâtî lillâhi Rabbi’l- âlemîn, lâ şerîke leh ve bizâlike ümirtü ve ene evvelü’l- müslimîn” duâlarını okuduktan sonra;

“Allâhü ekber, Allâhü ekber, lâ ilâhe illallâhü vallâhü ekber, Allâhü ekber ve lillâhi’l-hamd, Bismillâhi Allâhü ekber.” deyip hemen kesilir. 

Kurbanın:

1) Nefes borusu,

2) Yemek borusu,

3 – 4) İki şah damarı, kesilir.

Bu dördünü kesmek sünnettir. Bunlardan üçünü kesse helâl olur.

Canı çıkıncaya kadar rahat nefes alabilmesi için nefes borusunun sıkışmaması ve içeri kaçmaması sağlanır.

Deveyi gerdanından, koyun, keçi ve sığırı çene ile göğüs arasından (boğazından) kesmek sünnettir.

Kurbanı kıbleye doğru yatırıp (ön ayakları ile arka sağ ayağını) bağlayarak kesmek sünnettir.

Sığırların dört ayağı bağlanır.

Deve ayakta kesilir.

Eğer hayvan kaçarsa veya insana hücûm ederse yâhut kuyuya düşüp de boynundan kesmek mümkün olmazsa, kesilmesi niyetiyle “Bismillâhi Allâhü Ekber” diyerek, bir bıçakla veya kesici bir şeyle (herhangi bir yerinden) yaralamak sûreti ile öldürülse helâl olur.

/ FAZİLET TAKVİMİ Pazartesi-05-Ağustos-2019

kurban1.

Okumayanlar mutlaka okumalı!

***

KURBAN RİSALESİ

***

KURBAN HAKKINDA HADİS-İ ŞERİFLER

***

KURBAN KESENİN ALDIĞI SEVAPLAR

***

Bineksiz Kalmamak için…

***

Kurban kesilecek sığır cinsi hayvanın iki yaşını doldurmuş olması şart mıdır? Şart ise, hicri takvime göre mi yoksa miladi takvime göre mi hesap edilecektir?

ACELENİN ZARARI, SABRIN FAYDASI

Ebu’l-Leys Semerkandî (rah.) Hazretleri buyurdular: Öfkelendiğiniz zaman sabırlı olunuz, acele etmekten sakınınız. Zîra acele etmekte üç zarar, sabretmekte de üç fayda vardır.

Öfkelendiğinde acelede üç zarar vardır: 

Sonunda pişmanlık. İnsanların yanında rezil ve rüsvay olmak. Allâhü Teâlâ katında da azab ve cezaya uğramak.

Sabırda ise üç fayda vardır:

Kalbinde sevinç olur. İnsanlar nazarında övülmeye lâyık olur. Allâhü Teâlâ’dan sevab ve mükâfat bulur.

Yumuşak huyluluğun ve tahammülün evveli acı, fakat sonu tatlıdır. (Tenbîhü’l-Gâfilîn) 



			

Kurbanın Dini Hükümleri

Kurban; Hz. Allahın rızası için ibadet niyetiyle Kurban Bayramı günlerinde, Allah’ımızın adı anılarak belirli cins ve vasıflardaki hayvanların kesilmesidir.

Aslî ihtiyaçlarından fazla olarak 80,18 gram altın veya 640 gram gümüş veya buna muâdil paraya sahip olan kimseye Kurban vaciptir. Ancak altın ve gümüş değerleri  günümüzde birbirinden uzaklaştığı için zekatta altın, kurbanda ise gümüş nisabı tercih edilir. Ayrıca zekatta malın üreyici olması şart iken kurbanda bu şart  yoktur. Bu bakımdan kadın veya erkeklerin her birerleri buna sahip ise kurban keserler. Kurbanda akıllı ve baliğ olma şartı olmadığından, zengin olan çocuk ve deli  için de velileri kurban keserler.

Ayrıca İmkanı müsait olanların geçmişleri namına kurban kesmesi; başta sevgili peygamberimiz (sas) olmak üzere İslam büyükleri için,yani sevabını onlara bağışlayarak kurban kesilmesi güzeldir. Çünkü Efendimiz(sas) hem kendisi hem de kıyamete kadar gelecek ümmeti için yani bizler için her sene kurban kesmişlerdir. Bu kurbanın ehemmiyetini göstermektedir.

Hatta islâm büyükleri;

 “Bir kişiye kurban vâcib olmasa bile bir sene içerisinde taksitle kurban borcunu ödeyebilecek kişinin  kurban kesmesini” tavsiye buyurmuşlar,

 Ve “O böyle yapınca umulur ki Cenâb-ı Hak ona bir dahaki sefere kurban kesecek imkanı verir.” diye müjdelemişlerdir.

 Hal böyle iken taksitle birçok eşyaları alabildiği halde borçlarını bahane edip kurban kesmemek büyük bir mahrumiyettir.

kurbanEfendimiz (S.A.V) şöyle buyurmuştur. “Kim imkan bulur da kurban kesmezse bizim namazgahımıza yaklaşmasın.”

Allah için kurban edilecek hayvan sağlıklı ve semiz olmalıdır. Onun için; her iki gözü veya bir gözü kör, dişlerinin tamamı veya çoğu dökük, boynuzlarından bir veya ikisi kökünden kırık, kurban kesme mahalline yürüyemeyecek kadar topal veya hasta, kemikleri belli olacak şekilde zayıf, meme bezlerinde kopukluk olan, kulağının veya kuyruğunun çoğu olmayan hayvanlar kurban olmazlar.

En faziletlisi ise en semiz olanıdır. Bu hususta ne kadar cömert davranılsa yeridir. Hadis-i Şerifte şöyle buyrulur:

 “Kurbanların en faziletlisi, en pahalı ve en semîz olanıdır.” (Müsned)

 Diğer bir Hadis-i Şerifte ise şöyle buyrulur: “Allah katında kurbanlık hayvan için verilen paradan daha sevimli bir para yoktur.”

Demek ki burada mühim olan o fedakârlık ve teslimiyeti göstermektir.

Dikkat çekici bir diğer husus da; biraz sonra kesilecek olan bir hayvanda organların çoğunlukla tam olmasının lüzumudur. Kurbanlık besili bile olsa bazı organlarındaki noksanlık, kurban vasfına mani olmaktadır. Buradaki hikmeti düşünmeli, her azasının bizlere kefaret olduğunu unutmamalı, kurbanlarımıza hem hürmet göstermeli hem de takva üzere kesmeye dikkat etmeliyiz.

Ayet-i Kerimede şöyle buyrulur:

”Kurbanların ne etleri ne de kanları Allaha ulaşır.O’na ulaşan sizin takvanızdır” (Hac s.37)  

Kurbanlık hayvanların yaşı da çok mühimdir. Hicri sene, yani ay yılı itibarı ile; Koyun ve keçi bir seneyi, sığır iki seneyi, deve de beş seneyi doldurmuş olmalıdır. Koyun bir seneyi tam doldurmasa bile annesi kadar büyüdüyse kurban olur.

Keçi öyle değildir. Sığırda ise hicri olarak iki seneyi doldurup üçüncü seneden gün alma şartı vardır. Onun için çok dikkat etmek ve mutlaka bilen birinin yardımı ile almak icap eder. Çünkü, kestiğimiz kurbanların dinimizin emrettiği şartları taşıyıp taşımadığına dikkat etmek de bizim vazifemizdir. Ben aldım sorumluluk satıcıya aittir, demek hem kendimiz hem de satıcı için vebal olur.

Kurban için yapılan her türlü gayret ve çalışma ibadettir, derecedir, sevaptır.

Önümüzdeki Cuma günü zilhicce ayını idrak edeceğiz. Bu ayın birinden onuna kadar on mübarek gün ve gecedir. Gündüzleri oruç, geceleri ibadet, dua ve iltica ile geçirilmesi tavsiye edilir.

 Bu günleri iyi değerlendirmeli; hepimiz, maddi ve manevi müşkilatımızın halli için, gidilecek tek merci olan Cenabı Hakka daha çok yönelmeli, kulluk vecibelerimize ve duaya daha çok sarılmalıyız