Hakk Nezdindeki Kıymetini Anlamak İstersen…

guzelsozzzz

Dine Hizmet Etmenin Neticesi

Reklamlar

Hicri 1439 Yılımız Mübarek Olsun.

Hicri Yılbaşı ve Muharrem Ayı Tıklayınız…

MUHARREM AYI – AŞÛR GÜNÜ Tıklayınız…

Kendini  Zinadan Kurtaran Genç

“Kul zina ettiği zaman, kendisinden iman çıkar; gölge gibi başının üzerinde durur. Kul, zinadan kesildiği zaman; iman kendisine döner…”     H.Ş. Tirmizi : 2625

***

Basra’da “el-Miski” diye bilinen bir adam vardı. Çünkü kendisinden sürekli misk kokusu gelirdi. Bunun sebebi kendisine soruldu.

Adam anlattı:

-“(Zamanında) ben insanların en güzel  yüzlü (ve  en yakışıklılarından) idim. Benim ( o kadar büyük bir) utanmam vardı. Çok çekingen  idim. Babama;

-“Eğer sen, bu oğlunu çarşıda dükkana oturtturursan; insanlarla ünsiyet kurar ve çekingenliği gider!” dediler.

Bunun üzerine babam beni manifatura mağazasında oturttu. Yaşlı bir kadın geldi. Bazı mallar istedi. Onun istediklerini kendisine verdim. Kadın;

-“Ben bunları alırım (ama şu an üzerimde bunların bedellerini ödeyecek kadar param yok) eğer  sen benimle evime kadar gelirsen bunları satın alır ve sana ücretini öderim!” dedi.

Bunun üzerine ben kadınla beraber yürüdüm.  Tâ ki kadın beni  büyük ve şatafatlı bir saraya götürdü.

Sarayın içinde büyük bir kubbe vardı.

Kubbenin içinde de büyük bir yatak vardı. Baktım ki orada o yatağın üzerinde câriye (genç  hizmetçi bir bayan) vardı. O gitti.

Kadın hemen beni kendisine göğsüne doğru çekti.  Bunun üzerine ben;

-“Allah!” diye bağırdım. Kadın;

-“Bir sakıncası yoktur!” dedi. Bunun üzerine (kadının elinden kurtulmak için) ona:

-“Ben ishâlim!” dedim. Tuvalete girdim. Orada büyük abdestimi yaptım. Pisliğimi yüzüme, bedenime, üstüme ve başıma sürdüm. Ve böylece kadının huzuruna çıktım. Kadın, beni bu halde görünce;

-“Bu delidir”  dedi.

Ve ben de böylece o kadının kadının elinden (zinadan) kurtuldum. O gece rüyâmda bir adam gördüm. Bana;

-“Yakûb bin Yusuf(a.S.) hazretlerine göre sen neredesin” dedi. Sonra bana sordu:

-“Beni tanıyor musun?” ben;

-“Hayır!” dedim. O,

“Ben Cebrâilim! dedi.

Sonra Cebrâil Aleyhiselâm mübârek elleriyle yüzümü ve bedenimi meşhetti(beni sıvazladı). İşte o vakitten beri; Cebrâil Aleyhiselâmın miski bende kokar…

Gerçekten bu misk, iffet ve takvâ’nın bereketidir!

Kaynak : Ruhü’l-Beyan Tercümesi Cilt:15 Sayfa 280

Cennete götüren binek

Ahmet bin İshak şöyle anlatıyor;

“Fakir bir kardeşim vardı. Fakir olmasına rağmen her sene bir koyun kurban keserdi. Vefat ettiğinde iki rekat namaz kıldım ve dedim ki;
– Allah’ım kardeşimi rüyamda göster, tâ ki ona halinden sorayım.
Abdestli olarak uyudum. Rüyamda şöyle gördüm. Sanki kıyamet kopmuş. İnsanlar kabirlerinden kalkmış. Birde ne göreyim kardeşim kırmızı renkli bir bineğe binmiş. Önünde de bir takım binekler var. Kendisine;
– Kardeşim Allah sana nasıl muamele etti? Diye sordum.
– Af ile muamele etti. Dedi
– Ne sebeple? Diye sordum..
– Bir gün camide namaz kılıyordum. Yanımda da bir dirhem param vardı. Yaşlı bir kadın gelip yanımda durdu ve dedi ki;
– İlahi! Bana, borcumu ödeyebileceğim bir dirhem ile merhamet edene sende merhamet et!
Bunun üzerine yanımda ki bir dirhemi çıkarıp ona verdim. Kabrime konulduğum zaman bana şöyle seslenildi;
– Bizim kullarımızdan birine merhamet ettin, bizde sana merhamet ettik. Cenneti ve Rıdvan-ı ekberi –Hz. Allah’ı görecek gözü- sana vacip kıldık.
Kendisine
– Bu hayvanlar nedir? Diye sordum. Dedi ki;
– Dünyada kestiğim kurbanlardır. Bu bindiğim ise ilk kestiğim kurbanımdır.
– Nereye gidiyorsun? Dedim.
– Cennete gidiyorum. Dedi ve gözden kayboldu. Sonrada bir daha kendisini göremedim.”

Kaynak :  Dürratül vaizın cilt bir sahife 117

*  * *

KURBAN HAKKINDA HADİS-İ ŞERİFLER

KURBAN KESENİN ALDIĞI SEVAPLAR

Bineksiz Kalmamak için…

Kurban kesilecek sığır cinsi hayvanın iki yaşını doldurmuş olması şart mıdır? Şart ise, hicri takvime göre mi yoksa miladi takvime göre mi hesap edilecektir?

 

Nasihatçi

“Nasihatçileri olmayan ve nasihatçileri sevmeyen bir millette hayır yoktur.” 

Hz. Ömer-i Fâruk (r.a) Dürretül Vaizin

EY İNSAN!

AĞLA EY NEFİS!

ZİLHİCCE AYI VE ON GECE

Kaynak: ZİLHİCCE AYI VE ON GECE

Tabaktaki Et :)

Türkmen evine bir şıh misafir geldi, cübbeli sarıklı torba sakallı…

Buyur ettiler, köylülerle birlikte odaya aldılar, köylüler ne keramet edecek diye ağzının içine bakarken, şıh arada bir irkilir gibi yapıp “Hoşt” diyordu…
Köylüler bunun bir keramet olduğunu anladılar ama ne kerameti olduğunu anlayamadılar, merakla sordular: “Ya şıh hazretleri nedir arada hoşt dediğin?..”
Şıh:
“Bir köpek Kabe’nin duvarına işeyecek gibi niyetleniyor, onu görüyorum, tabii ki hoşt diye kovalıyorum…”
Köylülerin itikadı bir iken bin oldu…
Olanları kapının eşiğinden dinleyen evin hanım ağası sofrayı hazırladı, herkesin önüne üzerinde et olan pilav geldi…
Şıhın tabağında sadece pilav vardı…
Şıh bir süre etsiz tabağa baktıktan sonra, kapıda beliren hanım ağaya “Benim tabağımda et niye yok, bunun bir sebebi var mıdır ey hatun?” diye sordu…
Hanım ağa yaklaştı, tabağı ters çevirdi, onun etlerini pilavın altına koymuştu… Pilavın altında etlerin gözükmesiyle elindeki kepçeyi şıhın kafasına indirdi:
“Ulan deyyus tabağındaki eti göremedin de, Kabe’deki iti mi gördün?..”

AHİRETTE ÖZÜR VE BAHANE YOKTUR 

Güzelliğinden dolayı günaha bulaşan güzel bir kadını, kıyamet günü getirdiklerinde: “Neden günah işledin?” diye soracaklar. Cevaben diyecektir: “Yâ Rabbi, beni güzel yarattın, bu yüzden günah işledim!” Bu sırada Allahü teala, Hazret-i Meryem’i getirmelerini emredecektir. O kadına: “Sen mi daha güzelsin yoksa bu mu? Biz onu daha güzel yarattık ama o güzelliğinden dolayı aldanıp günaha düşmedi!” denilecektir.

Daha sonra yakışıklığından dolayı günaha düşen yakışıklı bir erkeği sorguya çektiklerinde: “Neden günaha düştün?” diye soracaklardır. O cevaben şöyle diyecektir: “Yâ Rabbi, beni yakışıklı yarattın; bundan dolayı kadınlar bana yöneldi, ben de aldanarak günaha düştüm!” Bu sırada Yusuf aleyhisselamı getirerek ona: “Sen mi daha yakışıklısın yoksa Yusuf mu? Biz ona cemal ve güzellik verdik ama o aldanarak günaha düşmedi!” denilecektir.

Daha sonra bela ve sıkıntılarından dolayı isyan ederek günaha düşen birisini getirecekler. “Neden isyan ederek günaha düştün?” dediklerinde şöyle diyecek: “Yâ Rabbi, bana şiddetli bela, musibet ve sıkıntılar verdin, bu yüzden isyan ederek günaha düştüm” Bu sırada Eyyub aleyhisselamı getirerek o adama şöyle denilecek: “Senin belan mı daha şiddetli idi yoksa Eyyub’un mu? Halbuki biz onu şiddetli belaya uğrattık ama o isyan ederek günaha düşmedi” denilecektir.
İşte böylece özür ve bahane yolu günahkârlara kapanmış olacaktır.