Rebîulevvel Ayı (01/12/2016 Perşembe – Hicrî: 01 Rebîulevvel 1438 )

gul

01/12/2016 tarihinde idrâk etmeye başladığımız Rebîulevvel ayı, Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) dünyâyı şereflendirdikleri aydır. Bu ayın 12’sinde(11/12/2016 Pazar – Hicrî: 11 Rebîulevvel 1438), senenin ilk kandili olan Velâdet (Mevlid) Kandili vardır. Bu ay içinde mümkün olduğu kadar çok salât ve selâm (Salât-ı Nâriye, Salât-ı Münciye ve Salât-ı Fethiye gibi salavâtlar) okunmalıdır.

ÂLEMDE EN BÜYÜK VE EN ŞEREFLİ DOĞUM tıklayınız…

Mevlid Kandili ve Peygamberimizin Doğumu tıklayınız…

Allahü Teala(c.c.) kulları günahlardan nasıl temizler?

fakirlikvehastalik

Sabır ne zaman önem kazanır?

“BELAYA SABRETMEK İBADETTİR”

SABRETMENİN MÜKAFATI

BELÂLARIN HİKMETİ

Teslimiyet Nasıl Olmalı?

SABIR HAKKINDA GÜZEL BİR HİKAYE (DELİ HÜSEYİN)

Allahü Teala Yükümüzü Bu Arslana Yükletti(Hanımların sıkıntılarına katlanmak)

 

 

GÜNAH VE RIZIK

gunahverizik

SIKINTILARIN SEBEBİ tıklayınız…

Mü’minlerde bela neden eksik olmaz?

bela

SIKINTILARIN SEBEBİ tıklayınız…

Müziksiz İlahi – Ben Bir Zata Aşık OLdum.

***

Peygamberimiz Hazreti Muhammed (S.A.V.) hakkında detaylı bilgi için tıklayınız…

ÂLEMDE EN BÜYÜK VE EN ŞEREFLİ DOĞUM tıklayınız…

SALAVAT-I ŞERİFE GETİRMENİN FAYDALARI tıklayınız…

Salavatı Şerife Okumanın Fazileti Hakkında Hikaye tıklayınız…

RESÛLULLÂH’A ‘(S.A.V.) SALEVÂT OKUMANIN FAZİLETİ tıklayınız..

Bizim Selim’e Söyle tıklayınız…

Mü’minlere Düşkün, Şefkatli ve Merhametli Peygamberimiz(S.A.V.)

mescidi-nebevi

Salavat-ı Şerife Okumanın Fazileti Hakkında Hikaye tıklayınız…

ÂLEMDE EN BÜYÜK VE EN ŞEREFLİ DOĞUM tıklayınız…

Mevlid Kandili ve Peygamberimizin Doğumu tıklayınız…

Peygamberimiz Hazreti Muhammed (S.A.V.) hakkında detaylı bilgi tıklayınız…

“Bizim Selim’e söyle” tıklayınız…

SALAVAT-I ŞERİFE GETİRMENİN FAYDALARI tıklayınız…

RESÛLULLÂH’A ‘(S.A.V.) SALEVÂT OKUMANIN FAZİLETİ tıklayınız..

 

ALLAH (c.c.) Demeyi Unutur Olduk!

zikir
• Evden ayrılırken geride kalanlara “Allah’a ısmarladık”, “Allah’a emanet olun” derdik, şimdi “haydi ben kaçtım”, “bay bay”, “hadi öptüm!” der olduk…
• İşe gidenlere “Allah işini rast getirsin”, derdik, şimdi “bol kazançlar!” der olduk
• Şaşırdığımızda “sübhânallah” derdik şimdi “vaaavvv” der olduk.
• Sevindiğimizde “elhamdülillah” derdik şimdi “olleeeyyy” der olduk.
• Başımıza bir musibet geldiğinde “Allah’ın dediği olur!”, “innâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn [biz Allah’tan geldik, yine O’na döneceğiz] derdik şimdi “hay aksi!, “bu da nereden çıktı!”, “bittim!”, “mahvoldum!” der olduk.
• Bize iyilik yapana “Allah razı olsun”, “Allah ne muradın varsa versin!” diye dua ederdik, şimdi “sağol!” diyoruz.
• Bir işle uğraşanlara “Allah kolaylık versin!” derdik, şimdi “kolay gelsin!” der olduk.
• Yeni evlenenlere “Allah bir yastıkta kocatsın!” derdik, şimdi “mutluluklar!” der olduk.
• Sınava girecek olanlara “Allah zihin açıklığı versin!” diye dua edilirdi, şimdilerde “başarılar!” deniliyor.
• Geleceğe dair planlar yapılırken “inşallah”, “Allah izin verirse”, “Allah kısmet ederse” derdik, şimdilerde sanki gelecek bizim elimizdeymiş gibi fütursuzca konuşur olduk veya “umarım”, “tahminim o ki” gibi ne idüğü belirsiz ifadeler kullanır olduk.
• Günah işlediğini gördüğümüz kimselere “Allah ıslah etsin”, “Allah affetsin”, “Allah hidayet etsin” derdik şimdi lanet okur olduk.
• Kötü bir şeyden bahsederken “Allah korusun”, “Allah esirgesin” derdik şimdilerde “kapa şu şom ağzını!” der olduk.
Sözlerimizden “Allah” sözcüğünün çekilmesi, artık mümince düşünmediğimizi, hayata Müslümanca değil seküler(1) bir mantıkla baktığımızı ele veriyor.
Sözlerimizden “Allah” kelimesinin çekilmesi, bir zaman sonra hayatımızdan da bereketin kaybolmasına yol açtı.
Şimdilerde mutluluğu “Allah’tan başka şeylerde” arar olduk, ama beyhude!
Ne diyelim?
“Allah sonumuzu hayretsin!”
Son sözüm şu ki, “Kendinize iyi bakın” diyecek kadar kimliksiz değilim, “Hadi Allah’a emanet olun!

(1)Seküler “Laik duruma getirme, dinden bağımsızlaştırma. Yüzyıllık, yüzyılda bir olan.” gibi anlamlara gelmektedir.Seküler kelimesi Hristiyanlık doktrininin parçalarından olan Tanrı’nın zaman dışında var olduğu prensibine karşılık zamana (zamansal olmaya) vurgu niteliği taşıyan, genel olarak hayat ve idarenin dini bir merkezden ayrılıp dünyevi bir merkeze ilerlediğini, zamansal, zaman içinde var olan bir tarafa kaydığını belirten bir şekilde kullanılmaya başlanmıştır.

Kaynak: http://www.nedir.com/sek%C3%BCler#ixzz4R8jL5a7H

Dine Hizmet Etmenin Neticesi

soz1

ALTIN VE GÜMÜŞ NEDEN DEĞERLİDİR?