Archive for the ‘MÜBAREK GÜNLER’ Category

‘Şükür Bayramı’ nasıl ‘Şeker Bayramı’ oldu?

Şeker Bayramı, daha doğrusu Şükür Bayramı

ESKİLERİN her bayram tekrar ettikleri güzel bir söz vardı; “Rûzun hemîşe ıyd ola, ıydin saîd ola” derlerdi.

“Her günün bayram, bayramın mübarek olsun” demekti. 

Bugün bayram; sizlerin de her gününüz bayram gibi, bayramınız da kutlu olsun! 

Şimdi genellikle “Ramazan Bayramı” denen bu bayram, bundan 20-25 sene öncesine kadar genellikle şehirlerde “Şeker Bayramı” diye bilinirdi. 

Daha da eskisini soracak olursanız, o devirlerde “Ramazan”“şeker” yahut “Kurban Bayramı” ayırımı yokmuş; eskiler her iki bayram için de “bayram”ın Arapça karşılığı olan “ıyd” sözünü kullanırlarmış… Sohbet sırasında yahut yazıda hangi bayramın kastedildiği cümlenin siyakından, yani gelişinden zaten anlaşıldığı için ayırım yapmaya lüzum da hissetmezlermiş… 

BU SÖZ NEREDEN GELİR? 

Eski mektuplara, gazetelere, hattâ kartpostallara bakarsanız bunun böyle olduğunu, sadece tek bir ifadenin, “mübarek bayram” mânâsına gelen “ıyd-i said” sözünün kullanıldığını ama nadiren de olsa mutlaka bir ayırım yapılması gerektiğinde Şeker Bayramı’na “ıyd-i fıtr”, Kurban Bayramı için “ıyd-i edhâ” denmiş olduğunu görürsünüz.

“Kurban Bayramı”nın isminin nereden geldiği adından belli, o gün kurban kesildiği için böyle denmiş… 

Peki, şimdi “Ramazan Bayramı” olan eskinin “Şeker Bayramı”na bu ismin neden verildiğini merak etmiş olabilirsiniz; eskiden milletin bayramda birbirine şeker dağıtması âdeti falan da olmadığı halde… 

Yukarıda söyledim, eskiler Şeker Bayramı’na “ıyd-i fıtr” derlerdi; bu “yaratılış” ve “oruç görevinin tamamlanması bayramı” demekti… Kurban Bayramı da “kurban” anlamına gelen “edhâ” kelimesinden hareketle “ıyd-i edhâ” olurdu. 

Eski asırlarda, bugün de olduğu gibi Ramazan nihayete erince dinî mükellefiyetlerini yani oruç tutma vazifelerini ifa edebilenler, görevlerini yerine getirmenin verdiği memnuniyetle “Allah’a şükürler olsun, oruç ve diğer ibadetlerimizi yerine getirdik ve mübarek bir Ramazan ayını daha hayırlısı ile idrâk ettik” derlerdi. İfadede geçen “şükür” kelimesi zamanla bayramın da ismi oldu ve Ramazan Bayramı’na asırlarca “Şükür Bayramı” dendi. 

Derken, “şükür” kelimesi “şeker”e döndü ve “Şükür Bayramı” da “Şeker Bayramı” haline geliverdi! 

BİR OKUMA HATASI

Kelimenin değişmesinin sebebi, bir okuma hatasıydı… 

“Şükür” ve “şeker” kelimeleri eski harflerle aynı şekilde yani “şın-kef-rı”ile yazılırlar. Metinde geçen kelimenin “şükür” mü yoksa “şeker” mi olduğu sözün gelişinden anlaşılır ve kelime nasıl gerekiyorsa öyle okunur. 

Halkın “Şükür Bayramı” dediği eskinin “ıyd-i fıtr”ının zamanla “Şeker Bayramı” hâlini almasının sebebi, işte bu okuma hatası idi. Asırlar boyunca doğru şekilde, yani “şükür” diye okunan kelime sonraları bu hatâ neticesinde “şeker” zannedilince bayramın ismi de değişiverdi..

Kaynak : https://www.haberturk.com/yazarlar/murat-bardakci/1104057-seker-bayrami-daha-dogrusu-sukur-bayrami

Reklamlar

“…Benden ne isterseniz onu vereceğim”(Gafil olmayalım!)

Bayram gecesine ‘yevmü’l-câize’ yani ‘mükâfât gecesi’ denir. Bayram günü sabah vaktinde Allâhü Teâlâ, meleklerini yeryüzünün her tarafına gönderir. Her bir melek, bir sokağın başına geçerek: ‘Ey Muhammed ümmeti! Kerem sâhibi Rabbinizin huzûruna çıkın. Çünkü o, bol bol veriyor ve büyük günahları bağışlıyor.’ derler. Bunu insan ve cinlerin dışındaki bütün yaratılmışlar duyar.İnsanlar bayram namazlarını kılmak üzere evlerinden çıktıklarında Allâhü Teâlâ meleklerine, ‘Ey meleklerim! Bir işçi, işini bitirince alacağı karşılık nedir?’ buyurur. Melekler, ‘Ey Rabbimiz! Alacağı ücretin tam olarak ödenmesidir.’ buyururlar. 

Allâhü Teâlâ onlara: ‘Ey meleklerim! Sizleri şâhit tutuyorum ki, onların Ramazan’da tuttukları oruçların, kıldıkları namazların sevâbı olarak ben de onlara rızâmı ve mağfiretimi veriyorum.’ buyurur. Sonra Allâhü Teâlâ: “Ey kullarım! Benden isteyin. İzzetime ve celâlime yemin ederim ki, bugün dîniniz veya dünyânız için benden ne isterseniz onu vereceğim.” buyurur. (Tenbîhü’l-Gâfilîn) 

/ FAZİLET TAKVİMİ Salı-28-Mayıs-2019

Kadir Gecesi Mesajları

tebrik1

Kur-an’ın nazil olduğu bin aydan daha hayırlı bu gecenin size efradı ailenize ve bütün İslam alemine hayır bereket ve huzur getirmesiduasıyla. Kadir geceniz mübarek olsun.

***

Bu gece kulun yalvarış ve yakarışlarını Yüce Mevla”ya sunacağı ve O”nun sonsuz affından, merhametinden, iyiliğinden bol bol yararlanacağı umut, huzur ve müjde gecesidir Kadir geceniz hayırlı olsun!

***

Kadir geceniz mübarek olsun Allah sana sevdiklerinle beraber mutlu ve huzurlu bir şekilde yaşamayı nasip etsin…

***

Gün vardır, bin yıldan uzun gelir bize, bir yıl vardır bir günden kısa gelir bize. Bire bin yazılan bu gecede dua edelim Rabbimiz’e! Hayırlı kandiller.

****

Bir damla umut serpilsin yüreğine, bin tatlı umut dolsun günlerine, hayallerin gerçekleri bulsun, bütün duaların kabul, Kadir gecen mübarek olsun!

***

Mübarek Kadir Gecenizi kutlar, her şeyin gönlünüzden geçtiği gibi olmasını dua ederim. Kandiliniz mübarek olsun.

***

Semanın kapılarının açılıp rahmetin sağanak, sağanak yağdığı bu günde düşen damlaların sizi ailece sırıl sıklam etmesi duasıyla.Kandiliniz Kutlu olsun.

***

Borçlarımızdan, ceza ve günahlarımızdan kurtulmak için bu gece dua edelim Allah affeden ve bağışlayandır, unutmayalım Eller semaya kalkıp, yürekler bir atınca bu gece, gözler sevinç yaşlarıyla dolacak Kadir Geceniz mübarek, dualarınız kabul olsun.

***

Kadir Geceniz mübarek olsun! Allah sana sevdiklerinle beraber mutlu ve huzurlu bir şekilde yaşamayı nasip etsin. Hayırlı Kandiller!

***

Ağaçlardan dökülen her bir yaprak duacınız; Kur’an-ı Kerim yoldaşınız olsun. Kadir Geceniz mübarek olsun.

***

Kadir Gecesi’nin biz aciz kulların huzuruna, mutluluğuna ve kurtuluşuna vesile olmasını dilerim.

***

Bu mübarek gecenin bereketinden nasiplenmek umuduyla Kadir Geceniz mübarek olsun.

dua-eden-eller1

DUA Neml 19

DUA Kelime-i Şehadet

dua2

DUA11

 

Ramazan-ı Şerifin son on gecesi ve Fitre

Evveli Rahmet, ortası mağfiret, sonu da Cehennemden kurtuluş olarak müjdelenen Ramazan-ı Şerifin son on gününe ulaştık. İlk günlerdeki Rahmet ve mağfiret sağanağı hız kesmeden devam etmekte ve son on gün, kulların Cennetlikler defterine kaydolacağı müjdelenmektedir. Bu müjdeye ve bu günlerin büyük feyiz ve bereketine kavuşmak isteyen müminler gevşemek şöyle dursun; ibadet ve taata, dua ve ilticaya daha çok ağırlık verirler. Ramazan-ı Şerifin son on gecesi Leyali-i Aşera, yani ayet-i kerimede esrarına yemin edilen on mübarek gecedendir. Kadir gecesi de bu geceler içerisinde aranır.
İslam alimlerinden İmamı Şarani hz.nin Ramazanı Şerifin giriş günlerinden yaptığı tespitlere göre yarın akşamın kadir gecesi olma ihtimali de kuvvetledir.(tıklayınız)

Aslında bundan sonraki her geceyi kadir niyeti ile ihya etsek yine de bu gecenin büyüklüğü yanında fazla bir şey yapmış sayılmayız.
Nitekim Sevgili peygamberimiz(sav) de bizzat bu günlere ayrı bir önem verirdi.
Hz. Aişe validemizin bildirdiğine göre, Efendimiz (sav), Medine-i Münevvereye hicretten sonra başlayıp vefatına kadar her sene Ramazanın son on gününü Mescidin bir köşesinde ibadetle geçirmiş, ümmeti namına dua etmiştir. Ehl-i beyte de aynı şekilde teşvik etmiştir.

Bu Rahmet iklimi içerisinde, Ramazan-ı Şerifte yaptığımız ibadetlerimizin eksiklerini gidererek kabulünü sağlayan, meblağı küçük ama fazileti çok büyük olan, kısaca Fitre dediğimiz Sadaka-i Fıtır’ dır. Fitre; Ramazan ayının sonuna yetişen ve aslî ihtiyaçlarının dışında nisap miktarı mala sahip bulunan her Müslümanın vermesi vâcip olan sadakadır.

Fitrenin Vâcib olma vakti aslında Ramazan bayramının birinci günü sabah namazı vaktinden başlayıp bayram namazından çıkma anına kadardır.
Bununla berâber vaktinden evvel de verilebilir.
Tabî ki efdal olan, fakir ve yoksulların ihtiyaçlarını bayramdan evvel
karşılayabilmeleri için, önceden veya vaktinde vermek; geciktirmemektir.
Nisap miktarı ise zekâtla aynıdır. Ancak zekâtta olduğu gibi malın üreyici olması ve üzerinden bir sene geçme şartı yoktur.
Kişinin bakmakla yükümlü olduğu şahıslara da fitre vâciptir.
Fitrenin veriliş yerleri zekatla aynıdır. Onun için hem kendimiz, hem çoluk çocuğumuz için vereceğimiz fitrelerimizin değeri, sene içerisinde vereceğimiz diğer sadakalarla kıyas edilmeyecek kadar büyüktür.
Oruç tutamayacak kadar rahatsız olanların ödeyeceği fidye’nin miktarı da her gün için bir fitre miktarıdır.
Sadaka-i fıtr; isminden de anlaşılacağı üzere fıtrat yani yaratılış sadakası demektir. Allâh(cc)’ın bizleri en güzel varlık olarak yaratmasına mukabil bir teşekkürün ifâdesi; Ramazan ayına kavuşma, rahmet-mağfiret ve feyzinden istifâde etme nimetine karşılık Allah için verilen bir yaratılış hediyesidir.
Bizim yaptığımız en küçük bir hayrın karşılığı ise Allah katında elbette fazlası ile verilmektedir. Ayeti kerimede mealen şöyle buyruluyor:
“Siz hayır için ne harcarsanız; Hz.Allah, onun peşinden (dünya ve âhirette) karşılığını hemen verir. O rızık verenlerin en hayırlısıdır.”(Sebe suresi 39)

Makbul bir fitre, oruçtaki eksikliklerimizi giderir, orucun kabul edilmesine sebeptir. Adeta namazdaki sehiv secdesi gibidir.
Ayrıca daha önemlisi, ölüm sıkıntılarından ve kabir azâbından kurtuluşa da vesîledir. Öte yandan, yoksulların ihtiyaçlarını gidermeye, bayram neşesindenonların da istifade etmelerine bir yardımdır. Hadisi şeriflerde şöyle anlatılır:

“Allâhu Teâlâ; fitreyi, oruç tutanı boş, faydasız ve çirkin sözlerden temizlemek ve fakirleri doyurmak için vacip kıldı. Kim fitreyi bayram namazından önce verirse makbul bir fitre olur. Bayram namazından sonra verirse diğer sadakalar gibi bir sadaka olur.”

“Ramazan orucu, semâ ile arz arasında askıdadır. Oradan yukarı ancak fitre ile yükselir.”

“Sadaka belâları defeder, ömrü uzatır”

“Sadaka vermekte acele ediniz. Çünkü belâ, sadakayı geçemez.” (Beyhakî,)

Ramazan-ı Şerif

06 Mayıs 2019 Pazartesi -01 Ramazan 1440 (İlk Teravih 05 Mayıs 2019 Pazar)

Mübarek Ramazanı şerifin tatlı rüzgârları kalplerimizi ısıtmaya başladı.

Önümüzdeki Pazar akşamı ilk teravih ve ilk sahur ile bu mübarek aya, rahmet ve mağfiret deryasına dalmış olacağız.

Hadis-i Şerifte müjdelendiğine göre;Kim ki Ramazanın girişi ile sevinir, ferahlar ise Cenab-ı hak o kişinin cesedini Cehennemine haram kılar.”

Hadis-i Şerifte ise şöyle buyrulur: Ramazan ayı geldiği zaman Cennet kapıları açılır, Cehennem kapıları kapanır ve Şeytanlar bağlanır.

Bütün bereketlerin toplandığı, müminlerin umumi affa, mağfirete ve hidayete nail olduğu bu ayın, Ayeti Kerimede ifade edildiği üzere çok önemli iki özelliği vardır. Birincisi, bu ayda inen Kuranı Kerimdir. Ki bu ay, faziletini bundan alır. Diğeri de İslam’ın beş esasından biri olan oruç farizasıdır. İşte bu muazzam değerleri ve yaşanması gereken onca güzelliği ile; Ramazan ayı bizlere, bir türlü kurtulamadığımız dünya meşgalesinin ötesinde ahiret nimetlerini hatırlatacak, kulluk zevklerini tattıracak, feyiz ve nur dolu atmosferi ile kalplerimizi ve ruhlarımızı kuşatacaktır. Selman-ı Farisi Hazretleri anlatıyor:

Rasülullah (S.A.V), Şâban ayının son günü bize bir konuşma yaparak şöyle  buyurdu:

“ Ey insanlar! Büyük ve mübârek bir ay sizi gölgelemiş bulunuyor.

Öyle feyizli bir ay ki, içinde bin aydan daha hayırlı kadir gecesi bulunmaktadır.

Öyle bir ay ki, Allah onun orucunu farz; gecesinin terâvihini kılmayı da sünnet saydı.

Kim hayırdan bir haslet ile rızâ-i ilâhiye yaklaşacak olursa, (yani bir nafile ibadet yapacak olsa) diğer aylarda bir farzı edâ etmiş gibi olur.

 Kim o ayda bir farz edâ ederse diğer aylarda 70 farzı edâ etmiş gibi olur.

 O, ibâdette sabır ve sebat gösterme ayıdır. Sabrın sevâbı ise cennettir. O, ihsan ayıdır. O, öyle bir aydır ki, içinde müminin rızkı artırılır.

Kim o ayda bir oruçluya iftar ettirirse, günahları için mâğfiret ve ateşten kurtulmasının vesilesi olur.

 O ziyâfet verdiği kişinin ecrinden hiçbir şey noksanlaşmaksızın sevâbının bir misli de kendisine verilmiş olur.”

Eshâb-ı Kirâm;

“Ey Allah’ın Rasülü   hepimiz iftar ziyâfeti verecek şeyi bulamıyoruz” dediler.

Rasülü Ekrem  (S.A.V) Efendimiz şöyle devam etti:

“Allah, bu sevâbı bir tek hurma, bir yudum süt veya bir yudum su ile iftar ettirene de ihsan eder.

 Bu ayın evveli rahmet, ortası mâğfiret, sonu cehennem ateşinden kurtulmadır. Kim bu ayda hizmetçisinden işi hafifletecek olursa Allah onu affederek ateşten âzâd eder.

O  ayda dört hasleti çoğaltınız: İkisi ile Rabbinizi hoşnut edersiniz. Bunlar; Allah tan başka hiçbir ilâh bulunmadığına şâhitlik etmeniz ve bir de ondan mağfiret dilemenizdir.

 Diğer iki haslete gelince, ondan hiç biriniz müstâğni kalamazsınız.(yani hepiniz buna muhtaçsınız)

Bunlar Allah’tan Cennet istemeniz ve Cehennemden ona sığınmanızdır.

Kim bir oruçluya su içirirse, Allah’ta ona benim Kevser havuzumdan kana kana içirecektir. Artık o, cennete giresiye kadar asla susamayacaktır.”  

Ramazan-ı Şerif ayını ganimet bilmeli ve bu aydan elimizden geldiği kadar istifade etmeye çalışmalıyız. Bu ayda en az bir kere Kur’ân-ı Kerim’i hatmetmeli, mukabele ve sohbet dinlemeli, teravih ve teheccüd namazları ile gecesini ihya etmeliyiz.

İmam-ı Rabbânî Hz. şöyle buyuruyor: Kim ki bu ayda hayırlara ve salih amellere muvaffak kılınırsa bu muvaffakiyet senenin tamamında onun arkadaşı olur. Ve eğer bu ay manevi dağınıklık ile geçerse, senenin tamamı da dağınıklık üzere geçer.”(Mektubatı Şerif,c.1 M.45)

Hz. Ali efendimiz de şöyle buyurmuştur:  “Şayet Cenab-ı Hak, Ümmet-i Muhammed’e azap etmeyi murad etseydi, Ramazan-ı Şerif ayını ve “Kul hüvellahü ehad” süresini onlara ihsan etmezdi.” (Zavü’ş-Şems c.2 s.146)

Ne mutlu, bu mübarek ayın kıymetini bilip, ebedi saadetlere nail olanlara…

***

  1. Ramazan-ı Şerif ve Oruç 

  2. RAMAZAN-I ŞERİF VE KUR’AN-I KERİM 

  3. RAMAZAN AYININ FAZİLETİ

  4. Zekat Neden Ramazan Ayında Verilir?

  5. ÜMMET-İ MUHAMMED VE KADİR GECESİ

  6. KADİR GECESİ’Nİ ARAMAK VE KADİR GECESİ’NİN FAZÎLETİ, KADİR GECESİ’NİN HUSÛSİYETLERİ

  7. Hz.İsa A.S., Niçin Ümmet-i Muhammed’den Olmak İçin Dua Etti?

  8. İğne yaptırmak orucu bozar mı?

  9. KUR’ÂN-I KERÎM HATMİ

  10. Arefe, Bayram Günleri ve Gecelerinin Fazileti, Müslümanın Bayramları

  11. Mü’minlerin Ahiretteki Bayramları

  12. 🙂 RAMAZANI ŞERİF FIKRASI : O MÜBAREK HİÇ MEMNUN OLMASA…..

  13. 🙂 Ramazanı Şerif Fıkrası:Tilki’nin Orucu

  14. 🙂 Ramazan Fıkrası : Temel’den İmam Olursa

  15. 🙂 Ramazanı Şerif Fıkrası:Bugün Ramazan’ın Kaçı?

  16. 🙂 RAMAZANI ŞERİF FIKRASI : BU SICAKTA KOLAY İŞ DEĞİL

  17. 🙂 Ramazanı Şerif Fıkrası:Bugün Ramazan’ın Kaçı?

  18. 🙂 Ramazanı Şerif Fıkrası : Adetimiz Böyledir, Evvela Namaz Kılarız.

Miraç Kandili (02 Nisan 2019 Salı Akşamı)

mirac

Receb-i Şerifin yirmi yedinci gecesi (02 Nisan 2019 Salı Akşamı) mübarek Mi’rac gecesidir. Mi’rac, Resulullah (s.a.v.) Efendimiz’in hem rûhen hem bedenen, Mescid-i Haram’dan Mescid-i Aksâ’ya, oradan da yedi kat göklere, Hz. Allah’ın dilediği yerlere kadar olan seyahatine ve bu seyahat esnasında nail olduğu mucizelerin tamamına verilen isimdir.

Allâh-ü Teâlâ, lütuf ve ihsanıyla şereflendireceği kullarını çeşitli imtihanlardan geçirmiştir. En büyük derecelere nâil olan peygamberler de herkesten daha çok sıkıntı-ızdırap ve meşakkatlerle karşılaşmış ve sonunda büyük kurtuluşlar yaşamışlardır.

 Resulullah (sas)efendimizin Miracı da; İslamı tebliğe başladıktan sonra, Mekke-i Mükerreme’de on yıldır devam ede gelen sıkıntılardan, özellikle son üç yılda müşriklerin uyguladığı ablukadan kurtulması, bütün bunlara gösterilen sabrın mükâfatlandırılmasıdır.

        Hususiyle; önce amcası Ebû Tâlibin ,kısa bir süre  sonra da en büyük tesellisi  Hz. Hatîce annemizin vefatlarıyla üzüldüğü, İslamı tebliğ için gittiği Taif’te pek çok fenalıklara maruz kaldığı, tabiri caiz  ise üzüntülerin hat safhaya çıktığı, onun için de İslam tarihinde “hüzün senesi” olarak isimlendirilen bir dönemde; sıkıntıların büyük ferahlıklara çevrileceğinin müjdesi olarak huzur-u ilâhîde muazzam ikram ve iltifatlara nail olmasıdır.

         Diğer taraftan Mirac;  Cenabı Hakkın Sevgili Habibini gök ehline, oradaki meleklere tanıtması, Onların da Rasulullah(sas) Efendimizin Risaletini tasdik etmesidir. Bunlar gibi daha bilemediğimiz nice hikmetleri mevcuttur.

 İsra suresinin ilk ayeti kerimesinde Mevla’mız şöyle buyuruyor:                           

”Noksan sıfatlardan münezzeh olan Hz.ALLAH en sevgili kulunu bir gecede Mescid-i Haramdan, etrafını bereketlendirdiğimiz Mescidi Aksaya götürdü Biz Habibimize bu seyahati, mucizelerimizden bazılarını gösterelim diye yaptırdık. Şüphesiz O hakkıyla işiten, kemaliyle görendir.”

     İşte bu ayeti kerime ile anlatılan hususlar ve Mi’rac hadisesinin diğer safhaları, Mirâc hediyeleri, Kandil Gecesi Programlarında izah edilmeye çalışılır. Müminler olarak Mi’rac mucizesine Ayeti kerime ve hadis-i şeriflerde bildirildiği şekliyle inanıp îman ederiz. Peygamber(s.a.v.)Efendimiz(sas)in ve bütün ümmetinin sayısız müjdelere kavuştuğu bu kutlu gece; aynı zamanda melekler âlemi için de Allah resulü ile şereflendikleri müstesna bir gecedir. Bu sebeple her sene miraç kandili, Melekler âleminde büyük manevi merasimlerle yeniden yaşatılıp ihya edilir. Bizler de Ümmet-i Muhammed olarak gücümüzün yettiği nisbette bu geceyi ihyâ etmeye çalışmalı, programlarımızı bu kutlu geceyi ve gündüzünü ihya edebilecek şekilde düzenlemeliyiz.

(Din kardeşlerimizi, anne-babamızı, yakınlarımızı arayarak kandillerini tebrik etmeli, büyüklerin duasını almalı, geçmişlerimizin ruhlarına hediyeler göndermeliyiz.)

Farz ibadetleri cemaatle eda edip, çokça tevbe istiğfar etmeli, mümkün olduğu kadar nafile ibadet yapmaya da gayret etmeliyiz.En büyük istiğfar olan tesbih namazını kılmalı, İslam büyüklerinin bu gecede yapılmasını tavsiye ettikleri bazı hususi ibadetleri de ihmal etmemeliyiz.

( Şöyle ki; o gece yatsı namazından sonra 12 rekat hâcet namazı kılınır. Her rekâtta Fatiha’dan sonra 10 İhlası şerif okunur.)

 (Yine o gün öğle ile ikindi arasında 4 rekat teşekkür namazı kılınır. Her rekatında Fatiha’dan sonra 5’er adet Ayetel Kürsi,Kulya,İhlas,Felak ve Nas sureleri okunur. Bu mübarek geceyle şereflendirdiği için Mevla’mıza şükredilir.)

(Ayrıca  Mi’rac gecesinden sonraki gün oruç tutmak 60 aylık nafile oruca denk olduğu müjdelenmiştir..)

Kandil Mesajlarını görmek için resmi tıklayınız.

Mirac; sıkıntıların ferahlığa tebdil edildiği,Cenabı Hakkın bizlere büyük İkram ve hediyelerinin olduğu mübarek bir gecedir.Böyle bir gecede her türlü maddi ve manevi müşkülatımızın  halli için, gidilecek son merci  olan Cenab-ı Mevla’nın kapısında göz yaşları dökmeli, kulluk vecibelerimizi yeniden gözden geçirmeli, Sevgili Habibine olan iltiması  hürmetine dünya ve ahiret saadetini  kazanmaya çalışmalıyız.

İSRÂ VE Mİ’RÂC MÛCİZESİ

Peygamberimiz (s.a.v), Hicret’ten bir buçuk sene evvel Receb ayının 27. gecesi Burak ile Mescid-i Haram’dan Mescid-i Aksâ’ya götürüldükten sonra Sahra’dan semâya çıkarıldı. Semâ katlarının her birinde peygamberlerden biriyle görüştü. Nice melekler gördü. Cennet ve cehennemi müşâhede etti, gördü. Sidre-i Müntehâ’yı geçti, Allâhü Teâlâ’nın melekûtundan birçok acâyibât gösterildi. Beş vakit namaz emriyle aynı gece geri döndü. Sabah mescide çıkıp Kureyş’e haber verdi. Şaşkınlık ve inkârdan kimi el çırpıyor, kimi elini başına koyuyordu. Îman etmiş olanlardan bâzıları, dinden döndüler. İçlerinden bir kısmı Hz. Ebûbekr’e (r.a.) koştular: “Eğer bunu o söylediyse şüphesiz doğrudur.” dedi. “Onu, bunda da mı tasdik ediyorsun?” dediler. “Ben onu bundan daha ötesinde de -yani peygamberliğini- tasdik ediyorum!” dedi. Bunun üzerine “Sıddîk” diye isimlendirildi. Kureyşlilerden Mescid-i Aksâ’yı bilenler Peygamber Efendimiz’e (s.a.v.) onunla alâkalı sualler sordular, târifini istediler. Allâhü Teâlâ Mescid-i Aksâ’yı Resûlullâh’a gösterdi, ona bakıp târif ediyordu. Müşrikler, “Târifinde doğru söyledi.” dediler.

Sonra da “Haydi bakalım, bizim kervanı haber ver. O, bizce daha mühimdir. Onlardan bir şeye rast geldin mi?” dediler. “Evet, filanların kervanına rast geldim, Revha’da idi. Bir deve yitirmişler, arıyorlardı. Yüklerinde bir su kırbası vardı. Susadım, onu alıp su içtim ve yine yerine koydum. Geldiklerinde sorun bakalım, kırbada suyu bulmuşlar mı?” buyurdu. “Bu da diğer bir delildir.” dediler. 

Sonra sayılarını, yüklerini, şekillerini sordular. Bu defa da Resûlullâh’a (s.a.v.) kervan gösteriliverdi ve sorduklarının hepsini haber verdi: “İçlerinde falan ve filân, önde karamtık beyaz bir deve üzerinde dikilmiş iki büyük çuval olduğu halde filân gün güneşin doğuşuyla beraber gelirler.” buyurdu. “Bu da diğer bir delildir.” dediler.

O gün hızla tepeye doğru çıktılar. Güneş ne zaman doğacak da onu yalancı çıkaracağız diye bakıyorlardı. Derken içlerinden birisi “Güneş doğdu.” diye haykırdı, diğer birisi de “İşte kervan geliyor, önünde karamtık beyaz deve ve içlerinde falan ve filan da var, tıpkı dediği gibi.” dedi.

Böyle iken yine îmân etmediler de “Bu apaçık bir sihirdir.” dediler. (Elmalılı Tefsîri, İsrâ sûresi, âyet 1) 

***

Mİ‘RÂC GECESİ’NDE VE GÜNDÜZÜNDE YAPILACAK İBÂDET

Receb-i Şerîf’in 27’nci gecesi  Mi‘râc Gecesi’dir. Yatsı namazından sonra 12 rek’at Hâcet namazı kılınır. Beher rek’atte Fâtiha’dan sonra 10 İhlâs-ı Şerîf okunur. Namaza niyet şöyledir: “Yâ Rabbi, rızâ-yi şerîfin için niyet eyledim namaza. Bu gece yedi kat gökleri ve bütün esrârını göstererek muhabbetin ile müşerref kıldığın sevgili Habîbin Resûl-i Zîşân Efendimiz hürmetine ben âciz kulunu aff-ı ilâhîne, feyz-i ilâhîne ve rızâ-yı ilâhîne mazhar eyle.” Allâhü Ekber

Namazdan sonra:

4 Fâtiha-i Şerîfe,

100 defa, “Sübhânallâhi ve’l-hamdü lillâhi velâ ilâhe illallâhü vallâhü ekber, Velâ havle velâ kuvvete illâ billâhi’l-aliyyi’l-azîm”,

100 İstiğfâr-ı şerîf,

100 Salevât-ı şerîfe okunup duâ edilir.

Bu namaz her rek’atte yüz ihlas okuyarak on rek’at kılınır veya on ihlas okuyarak 100 rek’at kılınırsa; -bunu yerine getiren mü’min bu namazın feyz ve bereketiyle- huzûr-i ilâhiye namaz borçlusu olarak çıkmaz.

Hadîs-i şerîfte, Mi’râc (Receb-i Şerîf’in 27.) gecesinin gününde oruç tutana altmış ay oruç sevâbı yazılacağı va’dedilmiştir. O gün öğle ile ikindi arasında 4 rek’at namaz kılınır. Her rek’atte Fâtiha’dan sonra 5 Âyetü’l-Kürsî, 5 Kul yâ eyyühe’l-kâfirûn, 5 İhlâs-ı Şerîf, 5 Kul eûzü birabbi’l-felak, 5 Kul eûzü birabbi’n-nâs sûreleri okunur. (Duâ ve İbâdetler, Fazilet Neşriyat)

Miraç bize ne söyler? tıklayınız…

“RECEB’E TAZİM EDEN KABRİNDE YALNIZ DEĞİLDİR”

Beyt-i Makdis’de ibadetine düşkün bir kadın vardı. Receb ayı geldiği zaman bu aya tazim kastı ile her gün 11 defa İhlas-ı Şerif okurdu. Kıymetli ve pahalı elbiselerini çıkarır, eski ve değersiz elbiseler giyerdi. Yine bir Receb ayında hastalandı. Eski elbiseleri ile defnedilmesini vasiyet etti. Oğlu, insanlara gösteriş için değerli kumaşlar ile kefenledi. Rüyada oğluna dedi ki:

-“Oğlum! Niye vasiyetimi tutmadın.” 

Kabrini kazdı, fakat mezarında bulamadı. Hayret ve üzüntü ile ağlamaya başladı. O esnada şöyle bir ses duydu:

-“Bilmez misin ki, bizim ayımız Receb’e tazim eden kabrinde yalnız başına bırakılmaz.” (Zübdet-ül Vaiz”in’den)