Reklamlar

Archive for the ‘MÜBAREK GÜNLER’ Category

TERVİYE VE AREFE GÜNÜ

Rabbimizin ihsanı olan çok mübarek günler içerisindeyiz.

Bu gün terviye, ertesi arefe ve sonra bayram.

Arefe gecesi ve günü, Bayram gecesi ve günü müminler için en kıymetli zamanlardandır.

Arefe günü; Hacca giden müminlerin Hacc’larının tasdik olduğu, dualarının kabul edildiği, günahlarının bağışlandığı büyük bir gündür.

Yarın öğleden akşama kadar hacılar, Arafatta Cenab-ı Hakk’a gözyaşı dökerek dua ve ilticada bulunacaklar.

Hadis-i Şerifte şöyle buyruluyor:

 “Arefe günü kadar Cenabı Hakkın kullarını Cehennem’den azat ettiği başka bir gün yoktur.” Bu çok büyük bir müjdedir.

Diğer bazı hadisi şeriflerde şöyle müjdelenir:

“Zilhiccenin ilk on gününün faziletlerinden mahrum kalanlara yazıklar olsun. Hele bir de arefe günü var ki,onun hayrı saymakla bitmez.”(Müsned-i Ahmed)

Kim ki Arefe gününde Allâh’tan  dünyâ ve âhirete âit bir ihtiyacını isterse, Hz. Allâh onu yerine getirir.”

O halde böyle bir günün manevi bereketinden daha çok istifade etmek için; mümkünse oruçlu olmalı, ibadet ve duayı artırmalıyız.

Hacca gidemeyen Müslümanlara,  Arefe günü öğle ile ikindi arası, kendini Arafat’ta kabul ederek Allah rızası için 2 rek’at namaz kılmak tavsiye edilir.

Her rek’atte 1 Fâtiha, 3 Kul yâ eyyühel-kâfirun, 10 İhlâs-ı şerîf okunur.

Namaza şu niyetle başlanır: Yâ Rabbî, bugün şu saatlerde Arafat’ta binlerce müslümanın “Lebbeyk” diye ilticâ ettiği zamanda, âciz kulun orada bulunamadı. Bu kulunun rûhunu onlarla beraber kılıp, benim ilticâmı da onların ilticâsına ilhak buyur. Orada afv-ı umûmîye mazhar kıldığın kullarına beni de ilhak eyle, Allâhü Ekber.“

 Namazda sonra: 11 veya 70,istiğfar,tevhit,tekbir ve okunan hususi tesbih,fazilet takvimlerinde ve dua kitaplarımzda mevcuttur.

 Arefe ve bayram Bayram geceleri ayrıca Hatm-i Enbiyâ, Hatm-i İstiğfâr yapmak ve tesbih namazı kılmak tavsiye edilir.

Arefe günü sabah namazından, bayramın 4’üncü günü ikindi namazına kadar, bütün farzlarda selamdan hemen sonra teşrik tekbirleri getirmek, kadın-erkek her mükellefe vâciptir.

 Okumuş olduğum, Bakara suresinin 203.ayeti kerimesinde mealen;

” Ve bir de sayılı Hac günlerinde Hz. Allahı (tekbir getirerek) zikredin.” Buyrulması, teşrik günleri içindir ki bu günlerin büyüklüğünü gösterir.

Bu günlerin büyüklüğü ile alakalı Resulullah(sas) Efendimiz buyuruyorlar ki:

“Rahmet kapıları dört gece açılır. O gecelerde yapılan dua, tevbe reddolmaz.  Bunlar: Ramazan ve Kurban Bayramı geceleri, Berat Gecesi ve Arefe Gecesi. (İsfehani )

Şeytanın arefe gününden başka hiçbir günde daha zelîl, daha hakîr, daha küçük ve daha öfkeli görüldüğü olmamıştır. Bu, arefe gününde Allâh’ın rahmetinin inmesinden ve Allah’ın günâhları bağışlamasındandır.Bir de Bedir Muhârebesi’nde  böyle görülmüştür. Çünkü şeytan o zaman, Cebrâil  Aleyhisselam’ı  (düşman´a karşı) melekleri saf yaparken görmüştü.”

(06 Ağustos2019  fazilet takvimi) (İmam-ı malik; Muvatta) (Abdülkadir Geylani; Gunyetü’t-talibin)

Bu günlerin sonunda müminler için büyük bir kurtuluş ve bayram geliyor. Bayramın en mühim vecibesi olan, Kurban ibadetinin maddi ve manevi bereketinden hem kendimiz, hem de aile fertlerimiz ve çoluk çocuğumuzun istifade etmesi için çalışmalıyız. Öyle ki sene içerisinde taksitle ancak ödeyebilecek olanların bile bu nimetten mahrum kalmamaları, İslam Âlimlerince ısrarla tavsiye edilmektedir. Çünkü; Kurbanlık temini için gösterilen her gayret ibadet değeri taşır.           

Hz. Ali efendimizden şu şekilde rivayet olunmuştur:

”Bir kimse evinden Kurbanlık almak için çıksa, o kimsenin her adımı için on sevap yazılır, on günahı silinir ve o kimseye cennette on derece verilir.

Almak için konuştuğu zaman o kimsenin sözleri tesbih olur.

O kurbanın parasını verdiğinde, her bir dirhem için yedi yüz hasene yazılır. Kurban yatırılıp kesilince, kesildiği yerden yedi kat yere varıncaya kadar ne varsa hepsi o kimse için istiğfar eder. Kanı aktığı zaman Alemlerin Rabbi olan Allah(C.C.), her damlasından on melek halk eder. O melekler kıyamete kadar o kimse için istiğfar ederler. Verdiği, ikram ettiği etin her lokması için Hak Teala İsmail (as)’ın evlatlarından bir köle azat etmiş sevabını verir.

Kaynak : Mekasidu’t-Talibiyn Sayfa 363-364

***

 Allahü Teala  öncelikle şu veya bu nedenlerden dolayı kurban kesemem bahaneleri bulmadan, nasıl  kurban keserim niyetiyle güzel kurbanlar almayı ve kestiğimiz kurbanları kabul buyuracağı kullarından eylesin. Niyetimiz kültüre, dondurucuya vs.  et doldurmak olmasın. Şuurlu müslüman dünya ihtiyaçlarından mesela buzdolabı veya çamaşır makinasını taksitle alıp ödüyorsa Allah rızası ve ahirette bineğimiz olacak kurbanını taksitle veya peşin olarak alır,  keser.

Ayet-i Kerime: “Elbette o (kurban)ların ne etleri, ne kanları Allâh’a ermez. Ona sizden ancak takvâ erecektir…” (Hacc Sûresi, âyet 37)

Hadis-i Şerif :  “Âdemoğlu, Kurban Bayramı günü Allah için kurban kesmekten daha sevimli bir iş yapmış olamaz.” ( Sünen-i Tirmizî)

kurban1.

Okumayanlar mutlaka okumalı!

***

KURBAN RİSALESİ

***

KURBAN HAKKINDA HADİS-İ ŞERİFLER

***

KURBAN KESENİN ALDIĞI SEVAPLAR

***

Bineksiz Kalmamak için…

***

Kurban kesilecek sığır cinsi hayvanın iki yaşını doldurmuş olması şart mıdır? Şart ise, hicri takvime göre mi yoksa miladi takvime göre mi hesap edilecektir?

Reklamlar

Kurbanın Dini Hükümleri

Kurban; Hz. Allahın rızası için ibadet niyetiyle Kurban Bayramı günlerinde, Allah’ımızın adı anılarak belirli cins ve vasıflardaki hayvanların kesilmesidir.

Aslî ihtiyaçlarından fazla olarak 80,18 gram altın veya 640 gram gümüş veya buna muâdil paraya sahip olan kimseye Kurban vaciptir. Ancak altın ve gümüş değerleri  günümüzde birbirinden uzaklaştığı için zekatta altın, kurbanda ise gümüş nisabı tercih edilir. Ayrıca zekatta malın üreyici olması şart iken kurbanda bu şart  yoktur. Bu bakımdan kadın veya erkeklerin her birerleri buna sahip ise kurban keserler. Kurbanda akıllı ve baliğ olma şartı olmadığından, zengin olan çocuk ve deli  için de velileri kurban keserler.

Ayrıca İmkanı müsait olanların geçmişleri namına kurban kesmesi; başta sevgili peygamberimiz (sas) olmak üzere İslam büyükleri için,yani sevabını onlara bağışlayarak kurban kesilmesi güzeldir. Çünkü Efendimiz(sas) hem kendisi hem de kıyamete kadar gelecek ümmeti için yani bizler için her sene kurban kesmişlerdir. Bu kurbanın ehemmiyetini göstermektedir.

Hatta islâm büyükleri;

 “Bir kişiye kurban vâcib olmasa bile bir sene içerisinde taksitle kurban borcunu ödeyebilecek kişinin  kurban kesmesini” tavsiye buyurmuşlar,

 Ve “O böyle yapınca umulur ki Cenâb-ı Hak ona bir dahaki sefere kurban kesecek imkanı verir.” diye müjdelemişlerdir.

 Hal böyle iken taksitle birçok eşyaları alabildiği halde borçlarını bahane edip kurban kesmemek büyük bir mahrumiyettir.

kurbanEfendimiz (S.A.V) şöyle buyurmuştur. “Kim imkan bulur da kurban kesmezse bizim namazgahımıza yaklaşmasın.”

Allah için kurban edilecek hayvan sağlıklı ve semiz olmalıdır. Onun için; her iki gözü veya bir gözü kör, dişlerinin tamamı veya çoğu dökük, boynuzlarından bir veya ikisi kökünden kırık, kurban kesme mahalline yürüyemeyecek kadar topal veya hasta, kemikleri belli olacak şekilde zayıf, meme bezlerinde kopukluk olan, kulağının veya kuyruğunun çoğu olmayan hayvanlar kurban olmazlar.

En faziletlisi ise en semiz olanıdır. Bu hususta ne kadar cömert davranılsa yeridir. Hadis-i Şerifte şöyle buyrulur:

 “Kurbanların en faziletlisi, en pahalı ve en semîz olanıdır.” (Müsned)

 Diğer bir Hadis-i Şerifte ise şöyle buyrulur: “Allah katında kurbanlık hayvan için verilen paradan daha sevimli bir para yoktur.”

Demek ki burada mühim olan o fedakârlık ve teslimiyeti göstermektir.

Dikkat çekici bir diğer husus da; biraz sonra kesilecek olan bir hayvanda organların çoğunlukla tam olmasının lüzumudur. Kurbanlık besili bile olsa bazı organlarındaki noksanlık, kurban vasfına mani olmaktadır. Buradaki hikmeti düşünmeli, her azasının bizlere kefaret olduğunu unutmamalı, kurbanlarımıza hem hürmet göstermeli hem de takva üzere kesmeye dikkat etmeliyiz.

Ayet-i Kerimede şöyle buyrulur:

”Kurbanların ne etleri ne de kanları Allaha ulaşır.O’na ulaşan sizin takvanızdır” (Hac s.37)  

Kurbanlık hayvanların yaşı da çok mühimdir. Hicri sene, yani ay yılı itibarı ile; Koyun ve keçi bir seneyi, sığır iki seneyi, deve de beş seneyi doldurmuş olmalıdır. Koyun bir seneyi tam doldurmasa bile annesi kadar büyüdüyse kurban olur.

Keçi öyle değildir. Sığırda ise hicri olarak iki seneyi doldurup üçüncü seneden gün alma şartı vardır. Onun için çok dikkat etmek ve mutlaka bilen birinin yardımı ile almak icap eder. Çünkü, kestiğimiz kurbanların dinimizin emrettiği şartları taşıyıp taşımadığına dikkat etmek de bizim vazifemizdir. Ben aldım sorumluluk satıcıya aittir, demek hem kendimiz hem de satıcı için vebal olur.

Kurban için yapılan her türlü gayret ve çalışma ibadettir, derecedir, sevaptır.

Önümüzdeki Cuma günü zilhicce ayını idrak edeceğiz. Bu ayın birinden onuna kadar on mübarek gün ve gecedir. Gündüzleri oruç, geceleri ibadet, dua ve iltica ile geçirilmesi tavsiye edilir.

 Bu günleri iyi değerlendirmeli; hepimiz, maddi ve manevi müşkilatımızın halli için, gidilecek tek merci olan Cenabı Hakka daha çok yönelmeli, kulluk vecibelerimize ve duaya daha çok sarılmalıyız                                                                                                          

‘Şükür Bayramı’ nasıl ‘Şeker Bayramı’ oldu?

Şeker Bayramı, daha doğrusu Şükür Bayramı

ESKİLERİN her bayram tekrar ettikleri güzel bir söz vardı; “Rûzun hemîşe ıyd ola, ıydin saîd ola” derlerdi.

“Her günün bayram, bayramın mübarek olsun” demekti. 

Bugün bayram; sizlerin de her gününüz bayram gibi, bayramınız da kutlu olsun! 

Şimdi genellikle “Ramazan Bayramı” denen bu bayram, bundan 20-25 sene öncesine kadar genellikle şehirlerde “Şeker Bayramı” diye bilinirdi. 

Daha da eskisini soracak olursanız, o devirlerde “Ramazan”“şeker” yahut “Kurban Bayramı” ayırımı yokmuş; eskiler her iki bayram için de “bayram”ın Arapça karşılığı olan “ıyd” sözünü kullanırlarmış… Sohbet sırasında yahut yazıda hangi bayramın kastedildiği cümlenin siyakından, yani gelişinden zaten anlaşıldığı için ayırım yapmaya lüzum da hissetmezlermiş… 

BU SÖZ NEREDEN GELİR? 

Eski mektuplara, gazetelere, hattâ kartpostallara bakarsanız bunun böyle olduğunu, sadece tek bir ifadenin, “mübarek bayram” mânâsına gelen “ıyd-i said” sözünün kullanıldığını ama nadiren de olsa mutlaka bir ayırım yapılması gerektiğinde Şeker Bayramı’na “ıyd-i fıtr”, Kurban Bayramı için “ıyd-i edhâ” denmiş olduğunu görürsünüz.

“Kurban Bayramı”nın isminin nereden geldiği adından belli, o gün kurban kesildiği için böyle denmiş… 

Peki, şimdi “Ramazan Bayramı” olan eskinin “Şeker Bayramı”na bu ismin neden verildiğini merak etmiş olabilirsiniz; eskiden milletin bayramda birbirine şeker dağıtması âdeti falan da olmadığı halde… 

Yukarıda söyledim, eskiler Şeker Bayramı’na “ıyd-i fıtr” derlerdi; bu “yaratılış” ve “oruç görevinin tamamlanması bayramı” demekti… Kurban Bayramı da “kurban” anlamına gelen “edhâ” kelimesinden hareketle “ıyd-i edhâ” olurdu. 

Eski asırlarda, bugün de olduğu gibi Ramazan nihayete erince dinî mükellefiyetlerini yani oruç tutma vazifelerini ifa edebilenler, görevlerini yerine getirmenin verdiği memnuniyetle “Allah’a şükürler olsun, oruç ve diğer ibadetlerimizi yerine getirdik ve mübarek bir Ramazan ayını daha hayırlısı ile idrâk ettik” derlerdi. İfadede geçen “şükür” kelimesi zamanla bayramın da ismi oldu ve Ramazan Bayramı’na asırlarca “Şükür Bayramı” dendi. 

Derken, “şükür” kelimesi “şeker”e döndü ve “Şükür Bayramı” da “Şeker Bayramı” haline geliverdi! 

BİR OKUMA HATASI

Kelimenin değişmesinin sebebi, bir okuma hatasıydı… 

“Şükür” ve “şeker” kelimeleri eski harflerle aynı şekilde yani “şın-kef-rı”ile yazılırlar. Metinde geçen kelimenin “şükür” mü yoksa “şeker” mi olduğu sözün gelişinden anlaşılır ve kelime nasıl gerekiyorsa öyle okunur. 

Halkın “Şükür Bayramı” dediği eskinin “ıyd-i fıtr”ının zamanla “Şeker Bayramı” hâlini almasının sebebi, işte bu okuma hatası idi. Asırlar boyunca doğru şekilde, yani “şükür” diye okunan kelime sonraları bu hatâ neticesinde “şeker” zannedilince bayramın ismi de değişiverdi..

Kaynak : https://www.haberturk.com/yazarlar/murat-bardakci/1104057-seker-bayrami-daha-dogrusu-sukur-bayrami

“…Benden ne isterseniz onu vereceğim”(Gafil olmayalım!)

Bayram gecesine ‘yevmü’l-câize’ yani ‘mükâfât gecesi’ denir. Bayram günü sabah vaktinde Allâhü Teâlâ, meleklerini yeryüzünün her tarafına gönderir. Her bir melek, bir sokağın başına geçerek: ‘Ey Muhammed ümmeti! Kerem sâhibi Rabbinizin huzûruna çıkın. Çünkü o, bol bol veriyor ve büyük günahları bağışlıyor.’ derler. Bunu insan ve cinlerin dışındaki bütün yaratılmışlar duyar.İnsanlar bayram namazlarını kılmak üzere evlerinden çıktıklarında Allâhü Teâlâ meleklerine, ‘Ey meleklerim! Bir işçi, işini bitirince alacağı karşılık nedir?’ buyurur. Melekler, ‘Ey Rabbimiz! Alacağı ücretin tam olarak ödenmesidir.’ buyururlar. 

Allâhü Teâlâ onlara: ‘Ey meleklerim! Sizleri şâhit tutuyorum ki, onların Ramazan’da tuttukları oruçların, kıldıkları namazların sevâbı olarak ben de onlara rızâmı ve mağfiretimi veriyorum.’ buyurur. Sonra Allâhü Teâlâ: “Ey kullarım! Benden isteyin. İzzetime ve celâlime yemin ederim ki, bugün dîniniz veya dünyânız için benden ne isterseniz onu vereceğim.” buyurur. (Tenbîhü’l-Gâfilîn) 

/ FAZİLET TAKVİMİ Salı-28-Mayıs-2019

Kadir Gecesi Mesajları

tebrik1

Kur-an’ın nazil olduğu bin aydan daha hayırlı bu gecenin size efradı ailenize ve bütün İslam alemine hayır bereket ve huzur getirmesiduasıyla. Kadir geceniz mübarek olsun.

***

Bu gece kulun yalvarış ve yakarışlarını Yüce Mevla”ya sunacağı ve O”nun sonsuz affından, merhametinden, iyiliğinden bol bol yararlanacağı umut, huzur ve müjde gecesidir Kadir geceniz hayırlı olsun!

***

Kadir geceniz mübarek olsun Allah sana sevdiklerinle beraber mutlu ve huzurlu bir şekilde yaşamayı nasip etsin…

***

Gün vardır, bin yıldan uzun gelir bize, bir yıl vardır bir günden kısa gelir bize. Bire bin yazılan bu gecede dua edelim Rabbimiz’e! Hayırlı kandiller.

****

Bir damla umut serpilsin yüreğine, bin tatlı umut dolsun günlerine, hayallerin gerçekleri bulsun, bütün duaların kabul, Kadir gecen mübarek olsun!

***

Mübarek Kadir Gecenizi kutlar, her şeyin gönlünüzden geçtiği gibi olmasını dua ederim. Kandiliniz mübarek olsun.

***

Semanın kapılarının açılıp rahmetin sağanak, sağanak yağdığı bu günde düşen damlaların sizi ailece sırıl sıklam etmesi duasıyla.Kandiliniz Kutlu olsun.

***

Borçlarımızdan, ceza ve günahlarımızdan kurtulmak için bu gece dua edelim Allah affeden ve bağışlayandır, unutmayalım Eller semaya kalkıp, yürekler bir atınca bu gece, gözler sevinç yaşlarıyla dolacak Kadir Geceniz mübarek, dualarınız kabul olsun.

***

Kadir Geceniz mübarek olsun! Allah sana sevdiklerinle beraber mutlu ve huzurlu bir şekilde yaşamayı nasip etsin. Hayırlı Kandiller!

***

Ağaçlardan dökülen her bir yaprak duacınız; Kur’an-ı Kerim yoldaşınız olsun. Kadir Geceniz mübarek olsun.

***

Kadir Gecesi’nin biz aciz kulların huzuruna, mutluluğuna ve kurtuluşuna vesile olmasını dilerim.

***

Bu mübarek gecenin bereketinden nasiplenmek umuduyla Kadir Geceniz mübarek olsun.

dua-eden-eller1

DUA Neml 19

DUA Kelime-i Şehadet

dua2

DUA11

 

Ramazan-ı Şerifin son on gecesi ve Fitre

Evveli Rahmet, ortası mağfiret, sonu da Cehennemden kurtuluş olarak müjdelenen Ramazan-ı Şerifin son on gününe ulaştık. İlk günlerdeki Rahmet ve mağfiret sağanağı hız kesmeden devam etmekte ve son on gün, kulların Cennetlikler defterine kaydolacağı müjdelenmektedir. Bu müjdeye ve bu günlerin büyük feyiz ve bereketine kavuşmak isteyen müminler gevşemek şöyle dursun; ibadet ve taata, dua ve ilticaya daha çok ağırlık verirler. Ramazan-ı Şerifin son on gecesi Leyali-i Aşera, yani ayet-i kerimede esrarına yemin edilen on mübarek gecedendir. Kadir gecesi de bu geceler içerisinde aranır.
İslam alimlerinden İmamı Şarani hz.nin Ramazanı Şerifin giriş günlerinden yaptığı tespitlere göre yarın akşamın kadir gecesi olma ihtimali de kuvvetledir.(tıklayınız)

Aslında bundan sonraki her geceyi kadir niyeti ile ihya etsek yine de bu gecenin büyüklüğü yanında fazla bir şey yapmış sayılmayız.
Nitekim Sevgili peygamberimiz(sav) de bizzat bu günlere ayrı bir önem verirdi.
Hz. Aişe validemizin bildirdiğine göre, Efendimiz (sav), Medine-i Münevvereye hicretten sonra başlayıp vefatına kadar her sene Ramazanın son on gününü Mescidin bir köşesinde ibadetle geçirmiş, ümmeti namına dua etmiştir. Ehl-i beyte de aynı şekilde teşvik etmiştir.

Bu Rahmet iklimi içerisinde, Ramazan-ı Şerifte yaptığımız ibadetlerimizin eksiklerini gidererek kabulünü sağlayan, meblağı küçük ama fazileti çok büyük olan, kısaca Fitre dediğimiz Sadaka-i Fıtır’ dır. Fitre; Ramazan ayının sonuna yetişen ve aslî ihtiyaçlarının dışında nisap miktarı mala sahip bulunan her Müslümanın vermesi vâcip olan sadakadır.

Fitrenin Vâcib olma vakti aslında Ramazan bayramının birinci günü sabah namazı vaktinden başlayıp bayram namazından çıkma anına kadardır.
Bununla berâber vaktinden evvel de verilebilir.
Tabî ki efdal olan, fakir ve yoksulların ihtiyaçlarını bayramdan evvel
karşılayabilmeleri için, önceden veya vaktinde vermek; geciktirmemektir.
Nisap miktarı ise zekâtla aynıdır. Ancak zekâtta olduğu gibi malın üreyici olması ve üzerinden bir sene geçme şartı yoktur.
Kişinin bakmakla yükümlü olduğu şahıslara da fitre vâciptir.
Fitrenin veriliş yerleri zekatla aynıdır. Onun için hem kendimiz, hem çoluk çocuğumuz için vereceğimiz fitrelerimizin değeri, sene içerisinde vereceğimiz diğer sadakalarla kıyas edilmeyecek kadar büyüktür.
Oruç tutamayacak kadar rahatsız olanların ödeyeceği fidye’nin miktarı da her gün için bir fitre miktarıdır.
Sadaka-i fıtr; isminden de anlaşılacağı üzere fıtrat yani yaratılış sadakası demektir. Allâh(cc)’ın bizleri en güzel varlık olarak yaratmasına mukabil bir teşekkürün ifâdesi; Ramazan ayına kavuşma, rahmet-mağfiret ve feyzinden istifâde etme nimetine karşılık Allah için verilen bir yaratılış hediyesidir.
Bizim yaptığımız en küçük bir hayrın karşılığı ise Allah katında elbette fazlası ile verilmektedir. Ayeti kerimede mealen şöyle buyruluyor:
“Siz hayır için ne harcarsanız; Hz.Allah, onun peşinden (dünya ve âhirette) karşılığını hemen verir. O rızık verenlerin en hayırlısıdır.”(Sebe suresi 39)

Makbul bir fitre, oruçtaki eksikliklerimizi giderir, orucun kabul edilmesine sebeptir. Adeta namazdaki sehiv secdesi gibidir.
Ayrıca daha önemlisi, ölüm sıkıntılarından ve kabir azâbından kurtuluşa da vesîledir. Öte yandan, yoksulların ihtiyaçlarını gidermeye, bayram neşesindenonların da istifade etmelerine bir yardımdır. Hadisi şeriflerde şöyle anlatılır:

“Allâhu Teâlâ; fitreyi, oruç tutanı boş, faydasız ve çirkin sözlerden temizlemek ve fakirleri doyurmak için vacip kıldı. Kim fitreyi bayram namazından önce verirse makbul bir fitre olur. Bayram namazından sonra verirse diğer sadakalar gibi bir sadaka olur.”

“Ramazan orucu, semâ ile arz arasında askıdadır. Oradan yukarı ancak fitre ile yükselir.”

“Sadaka belâları defeder, ömrü uzatır”

“Sadaka vermekte acele ediniz. Çünkü belâ, sadakayı geçemez.” (Beyhakî,)

Ramazan-ı Şerif

06 Mayıs 2019 Pazartesi -01 Ramazan 1440 (İlk Teravih 05 Mayıs 2019 Pazar)

Mübarek Ramazanı şerifin tatlı rüzgârları kalplerimizi ısıtmaya başladı.

Önümüzdeki Pazar akşamı ilk teravih ve ilk sahur ile bu mübarek aya, rahmet ve mağfiret deryasına dalmış olacağız.

Hadis-i Şerifte müjdelendiğine göre;Kim ki Ramazanın girişi ile sevinir, ferahlar ise Cenab-ı hak o kişinin cesedini Cehennemine haram kılar.”

Hadis-i Şerifte ise şöyle buyrulur: Ramazan ayı geldiği zaman Cennet kapıları açılır, Cehennem kapıları kapanır ve Şeytanlar bağlanır.

Bütün bereketlerin toplandığı, müminlerin umumi affa, mağfirete ve hidayete nail olduğu bu ayın, Ayeti Kerimede ifade edildiği üzere çok önemli iki özelliği vardır. Birincisi, bu ayda inen Kuranı Kerimdir. Ki bu ay, faziletini bundan alır. Diğeri de İslam’ın beş esasından biri olan oruç farizasıdır. İşte bu muazzam değerleri ve yaşanması gereken onca güzelliği ile; Ramazan ayı bizlere, bir türlü kurtulamadığımız dünya meşgalesinin ötesinde ahiret nimetlerini hatırlatacak, kulluk zevklerini tattıracak, feyiz ve nur dolu atmosferi ile kalplerimizi ve ruhlarımızı kuşatacaktır. Selman-ı Farisi Hazretleri anlatıyor:

Rasülullah (S.A.V), Şâban ayının son günü bize bir konuşma yaparak şöyle  buyurdu:

“ Ey insanlar! Büyük ve mübârek bir ay sizi gölgelemiş bulunuyor.

Öyle feyizli bir ay ki, içinde bin aydan daha hayırlı kadir gecesi bulunmaktadır.

Öyle bir ay ki, Allah onun orucunu farz; gecesinin terâvihini kılmayı da sünnet saydı.

Kim hayırdan bir haslet ile rızâ-i ilâhiye yaklaşacak olursa, (yani bir nafile ibadet yapacak olsa) diğer aylarda bir farzı edâ etmiş gibi olur.

 Kim o ayda bir farz edâ ederse diğer aylarda 70 farzı edâ etmiş gibi olur.

 O, ibâdette sabır ve sebat gösterme ayıdır. Sabrın sevâbı ise cennettir. O, ihsan ayıdır. O, öyle bir aydır ki, içinde müminin rızkı artırılır.

Kim o ayda bir oruçluya iftar ettirirse, günahları için mâğfiret ve ateşten kurtulmasının vesilesi olur.

 O ziyâfet verdiği kişinin ecrinden hiçbir şey noksanlaşmaksızın sevâbının bir misli de kendisine verilmiş olur.”

Eshâb-ı Kirâm;

“Ey Allah’ın Rasülü   hepimiz iftar ziyâfeti verecek şeyi bulamıyoruz” dediler.

Rasülü Ekrem  (S.A.V) Efendimiz şöyle devam etti:

“Allah, bu sevâbı bir tek hurma, bir yudum süt veya bir yudum su ile iftar ettirene de ihsan eder.

 Bu ayın evveli rahmet, ortası mâğfiret, sonu cehennem ateşinden kurtulmadır. Kim bu ayda hizmetçisinden işi hafifletecek olursa Allah onu affederek ateşten âzâd eder.

O  ayda dört hasleti çoğaltınız: İkisi ile Rabbinizi hoşnut edersiniz. Bunlar; Allah tan başka hiçbir ilâh bulunmadığına şâhitlik etmeniz ve bir de ondan mağfiret dilemenizdir.

 Diğer iki haslete gelince, ondan hiç biriniz müstâğni kalamazsınız.(yani hepiniz buna muhtaçsınız)

Bunlar Allah’tan Cennet istemeniz ve Cehennemden ona sığınmanızdır.

Kim bir oruçluya su içirirse, Allah’ta ona benim Kevser havuzumdan kana kana içirecektir. Artık o, cennete giresiye kadar asla susamayacaktır.”  

Ramazan-ı Şerif ayını ganimet bilmeli ve bu aydan elimizden geldiği kadar istifade etmeye çalışmalıyız. Bu ayda en az bir kere Kur’ân-ı Kerim’i hatmetmeli, mukabele ve sohbet dinlemeli, teravih ve teheccüd namazları ile gecesini ihya etmeliyiz.

İmam-ı Rabbânî Hz. şöyle buyuruyor: Kim ki bu ayda hayırlara ve salih amellere muvaffak kılınırsa bu muvaffakiyet senenin tamamında onun arkadaşı olur. Ve eğer bu ay manevi dağınıklık ile geçerse, senenin tamamı da dağınıklık üzere geçer.”(Mektubatı Şerif,c.1 M.45)

Hz. Ali efendimiz de şöyle buyurmuştur:  “Şayet Cenab-ı Hak, Ümmet-i Muhammed’e azap etmeyi murad etseydi, Ramazan-ı Şerif ayını ve “Kul hüvellahü ehad” süresini onlara ihsan etmezdi.” (Zavü’ş-Şems c.2 s.146)

Ne mutlu, bu mübarek ayın kıymetini bilip, ebedi saadetlere nail olanlara…

***

  1. Ramazan-ı Şerif ve Oruç 

  2. RAMAZAN-I ŞERİF VE KUR’AN-I KERİM 

  3. RAMAZAN AYININ FAZİLETİ

  4. Zekat Neden Ramazan Ayında Verilir?

  5. ÜMMET-İ MUHAMMED VE KADİR GECESİ

  6. KADİR GECESİ’Nİ ARAMAK VE KADİR GECESİ’NİN FAZÎLETİ, KADİR GECESİ’NİN HUSÛSİYETLERİ

  7. Hz.İsa A.S., Niçin Ümmet-i Muhammed’den Olmak İçin Dua Etti?

  8. İğne yaptırmak orucu bozar mı?

  9. KUR’ÂN-I KERÎM HATMİ

  10. Arefe, Bayram Günleri ve Gecelerinin Fazileti, Müslümanın Bayramları

  11. Mü’minlerin Ahiretteki Bayramları

  12. 🙂 RAMAZANI ŞERİF FIKRASI : O MÜBAREK HİÇ MEMNUN OLMASA…..

  13. 🙂 Ramazanı Şerif Fıkrası:Tilki’nin Orucu

  14. 🙂 Ramazan Fıkrası : Temel’den İmam Olursa

  15. 🙂 Ramazanı Şerif Fıkrası:Bugün Ramazan’ın Kaçı?

  16. 🙂 RAMAZANI ŞERİF FIKRASI : BU SICAKTA KOLAY İŞ DEĞİL

  17. 🙂 Ramazanı Şerif Fıkrası:Bugün Ramazan’ın Kaçı?

  18. 🙂 Ramazanı Şerif Fıkrası : Adetimiz Böyledir, Evvela Namaz Kılarız.