Sıhhat ve Âfiyet

sükretmek123TIBB-I NEBEVÎ’DEN: SIHHATE DÂİR:

Sıhhat ve âfiyet, Cenâb-ı Hakk’ın kullarına ihsan buyurmuş olduğu, kıymetinin bilinmesi ve şükrünün edâ edilmesi vâcip olan ilâhî bir lütuftur. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bir hadîs-i şerîflerinde:

“İki nîmet var ki insanların birçoğu bu nîmetleri kullanmakta aldanmıştır:

Sıhhat ve boş vakit.” buyurmuşlardır.

Bir gün Ebu’d-Derdâ (r.a.), Peygamber Efendimizin (s.a.v.) huzûruna gelerek: “Yâ Resûlallah! Sıhhat ve âfiyette bulunup Cenâb-ı Hakk’a şükür ve hamdetmeyi, bir hastalığa yakalanıp ona sabretmekten daha çok severim” demişlerdir. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) de: “Allâhü Teâlâ da senin âfiyette olmanı sever.” buyurmuşlardır. Yani Cenâb-ı Hakk’ın rızâsını tahsil için sıhhat nîmetinin muhâfazasına gayret göstermenin rızâ-i ilâhîye muvâfık olduğunu beyan buyurmuşlardır.

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) mübarek amcaları Hz. Abbas’a (r.a.) “Ey Abbas! Allâhü Teâlâ’dan dünya ve âhirette sıhhat ve âfiyette olmayı iste.” buyurmuşlardır.

Bir başka hadîs-i şerîflerinde de şöyle buyurmuşlardır:

“Cenâb-ı Hak’tan af ve âfiyet talep ediniz. Zîrâ hiç kimseye hakîkî îmandan sonra âfiyetten daha hayırlı bir nîmet verilmemiştir.”

İşte bu hadîs-i şerîflerden de anlaşılacağı üzere kullar için Allâhü Teâlâ’ya îmandan sonra sıhhat ve âfiyet kadar kıymetli ve şükre lâyık bir nîmet yoktur. Bu nîmetlerin kıymetlerini bilip onlardan gâfil olmamak ve şükürlerini edâya gayret göstermek lazımdır. Ne yazık ki insanların çoğu sıhhat ve âfiyetin kıymetini hastalandıktan sonra anlarlar. O hastalıktan âfiyete erince tekrardan sıhhat ve âfiyetin kıymetini anlayıp muhâfazası için gayret sarf etmezler.

BEYİT:

Halk içinde mûteber bir nesne yok, devlet gibi

Olmaya devlet cihanda, bir nefes sıhhat gibi

Muhibbî (Kânûnî Sultan Süleyman Han)

/ FAZİLET TAKVİMİ Çarşamba-08-Nisan-2020

ÂFİYET NEDİR?

ÂFİYET İSTEMEK

SAĞLIĞI KORUMAK