Kategori arşivi: ŞÜKÜR

NİMETLERE ŞÜKÜR.

Kelime olarak şükür: Yapılan iyiliğin karşılığını ve kıymetini bilip makbule geçtiğini dile getirmek, iyilik edeni övmek, nankör olmamak demektir.

Bize küçük bir iyiliği dokunan kimseye teşekkür etmek insani bir meziyettir. Resulü Ekrem (sas)efendimiz şöyle buyuruyor: İnsanlara teşekkür etmeyen, Allahü teâlâya da şükretmez. Aza şükretmeyen de, çoğa şükretmez. Rabbimizin nimetini anmak şükür, hiç bahsetmemekse nankörlüktür. (Beyhaki)

Öyleyse, Lütufları sayıya sığmayan, nimetlerinin ardı kesilmeyen Rabbimize karşı şükür, her Müslüman için mühim bir kulluk görevidir ve  farzdır.

Sayılamayacak kadar çok olan bu nimetlerden faydalanan bizler; ancak şükretmekle, nimetin sahibine minnet duymakla karşılığını vermeye çalışırız.

İslam âlimlerine göre Şükrün çoğu üç şeydedir:

1-Allah-u Teâlâ’nın ihsanına karşılık, onu vereni görüp hamd etmendir.

 2-Sana verilene razı olmandır.

3-Verilen şeyin faydası sende, kuvveti bedeninde olduğu müddetçe Allah’a âsi olmamandır.                                                                                                                                                   

O halde Kul; Allahın lütuf ve nimetlerini kalben ve lisanen anar, ondan dolayı Allah’a karşı minnet duyarsa bu bir şükürdür.Onun için hepimiz, Cenab-ı Hakkın üzerimizdeki muazzam nimetlerini tefekkür etmeliyiz.Bilhassa dünya nimetleri hususunda kendimizden yukarıda olanlara değil, aşağıda olanlara bakmalıyız.

Çünkü Mevlamız her insana ihtiyacı kadar nimet verir. Ama nefsin tavanı yoktur. Daima kendinden üsttekilere bakan kimse, kendisine verilen nimetleri göremez, küçümser. Bu ise nankörlük olur.

Onun için;”Kim dünya hususunda kendisinden düşük olana, din hususunda kendisinden üstün olan bakarsa Hz.Allahın o kimseyi sabredici ve şükredici olarak yazacağı” hadisi şerifle müjdelenmiştir.(Süneni Tirmizi, Kıyame 59)

Kulun, Hz.Allahın verdiği nimetlerden helal ve temiz olarak ve israfa kaçmadan yemesi, içmesi, giyinmesi, başkalarına da bu nimetlerden istifade ettirmesi; yani nimeti saklamaması da bir şükürdür. Hadis-i şerifte şöyle buyrulur:

 ”Cenab-ı Hak, nimetinin eserini kulunda görmekten hoşnut olur.” (Buhari, İbni Mace)

Ayrıca; nimeti yerli yerinde kullanmak da bir şükürdür. Mesela yediğimiz bir yemekten sonra yemek duası yaparak Allaha hamd etmek, bununla birlikte; o yemekten aldığı gıdayı ve kuvveti ibadet ve hizmet ve hayırda kullanmak bir şükürdür. Hadis-i şerifte;

Hz.Allah’ın ikram ettiği yemeği yiyip de şükreden kimse, oruç tu­tup da sabreden kimse gibidir.” buyrulmaktadır. (İbn Mâce, no. 1765)

Bir mümin için; hayatı boyunca Mevlâ’mızın emirlerini yapmak, yasaklarından sakınmak da şükrün tabii lazımındandır.

Rabbimizin bize ihsan etmiş olduğu nimetleri saymamız mümkün değildir.

Ayeti kerime’de şöyle buyrulur: “Eğer Allah’ın bunca nimetlerini birer birer saymak isterseniz sayamazsınız. Hatta adetleri katlayarak bile onları saymak isteseniz, yine güç yetiremezsiniz” (Sure-i İbrahim Ayet 34)

O halde Bize verdiği sayısız nimetlerinden dolayı Cenab-ı Hakkı anmak, zikretmek,ona minnet ve şükran duymak ve gereğini yerine getirmek bir ibadettir ve imanın gereğidir.Bunun tersi ise nankörlüktür.

Dikkat edilirse, inançsız ve inkarcılar için Rabbimizin kullandığı sıfat Küfür’dür. Küfür, nimeti inkar etmek, üzerini örtmek, görmezden gelmek,yani nankörlük etmektir. Şükür İmanın bir icabı olduğu gibi; tersi de küfrün bir icabıdır.

Şükür kelimesinin yanında en çok kullandığımız bir kelime daha vardır.

O da Hamd’dir. Kur’anı Kerimin anahtarı olan Fatiha suresinin ilk ayeti;

 “Hamd, Alemlerin Rabbi olan Allaha mahsustur.” denilerek, hamd ile başlar.

Şükür veya teşekkür kullara da yapılabilir; hamd ise ancak Hz.Allah’a karşı olur.

Hamd; Zatında, sıfatında ve fiillerinde Cenab-ı Hakk’ın övgüye ve şükredilmeye layık olması demektir. Hamd kelimesinin içinde şükür de vardır.

Ancak şükür nimetlere karşı yapılır. Hamd ise ister nimet olsun, isterse bela, musibet, hastalık vb. haller olsun; Rabbimizden gelen her şeyi hoş karşılamak, Cenabı haktan geldiği için ona razı ve hoşnut olmaktır.

Nitekim Efendimiz(sas),”Her hale karşı Allaha hamd olsun.” Buyururlardı

Onun için belaya şükredilmez ama hamd edilir. Çünkü şükredilen şeyi arttırmak, va’di ilahidir.  Ayet-i kerimede şöyle buyrulur:

“Hatırlayın ki Rabbiniz size şunu bildirmişti: And olsun! Eğer şükür ederseniz elbette sizin nimetlerinizi artırırım. Eğer nankörlük ederseniz hiç şüphesiz benim azabım cidden çetindir.”(Sure-i İbrahim-7)

 Ne mutlu! kendisine verilen sayısız nimetlere şükredip, hem nimetini artıran hem de Cenabı hakkın Rızasına nail olanlara..

ŞÜKÜRLER OLSUN.

Rızık az veya çok verilince ne yapmak gerekir.

Nimete Şükür, Belalara Sabır etmek.

‘Şükür Bayramı’ nasıl ‘Şeker Bayramı’ oldu?

Nimete Şükür, Belalara Sabır etmek

Bir kimseye Allâhü Teâlâ’dan bir nimet ulaşınca şükretmeli, kendisini ona ehil görmemeli, bu nimetin sırf Allâh’ın ihsânı olduğunu bilmelidir.

Başına bir musîbet geldiğinde de ona sabretmeli, Allâhü Teâlâ’nın kazâ ve takdirine râzı ve teslîm olmalıdır. Zira mü’min, başına gelen musibet ve belâlar sebebiyle Cenâb-ı Hakk’ın mağfiretine nâil olur.

Yahûdîlerden bir adam Müslüman olduktan sonra gözlerini kaybetti, malı telef oldu, evladı öldü. Hemen Resûl-i Ekrem (s.a.v.) Efendimize gelip: “Müslüman olmak üzere sana ettiğim bey‘atimi bozmak istiyorum” dedi. Peygamberimiz (s.a.v.) “İslâm bey‘ati bozulmaz” buyurdu. Adam: “Ben bu dinimden hayır görmedim; gözlerim kör oldu, malım telef oldu, evladım da öldü” dedi. Peygamber Efendimiz (s.a.v.): “Ey Yahûdi! Ateşin, demir, gümüş ve altından pası kiri temizlediği gibi İslâm da insanları temizler” buyurdu. Bunun üzerine: “İnsanlardan öylesi de vardır ki Allâh’a inhirâf (tereddüd) üzere ibâdet eder. Eğer ona bir hayır isâbet eder (gelir)se yüreği rahat eder ve eğer bir mihnet isâbet eder (belâ gelir)se yüzü üzerine dönüverir. O, dünyasını da âhiretini de kaybetmiştir. İşte apaçık ziyan budur” (meâlindeki Hac sûresinin 11. âyeti) nâzil oldu. (Dürrü’l-Mensur)

İbn-i Abbâs (r.anhümâ) Hazretleri anlattı: “Peygamberlerden bir zât şöyle duâ etti: “Yâ Rabbi, mü’min bir kulun sana itâat eder, yasakladıklarını terkeder. Sonra sen ondan dünyayı uzaklaştırır, onu belâlara uğratırsın. Kâfir ve âsîlere ise küfür ve isyanlarına rağmen onlardan belâları uzaklaştırır dünyâyı onlara verirsin.” Allâhü Teâlâ buyurdu ki:

“Kullar benim kullarımdır, belâ da ancak benim takdirimle iner. Mü’min kulun bir günahı olur, dünyayı ondan uzaklaştırıp belâlara mârûz kılarım, o günahına keffâret olur. Bana günahsız olarak kavuştuğunda da, hayırlı amellerinin mükâfâtını veririm.

Kâfirin iyi işleri olur, ona bol rızık vererek ve belâları ondan uzaklaştırarak dünyada iken mükâfâtını veririm. Huzuruma hiçbir hayırlı ameli kalmadığı halde gelir, günahlarıyla da cezalandırırım.” (Mişkâtü’l-Envâr)

💐ŞÜKÜRLER OLSUN 💐

🙇 Bana “AKIL” nimetini verip, SENi bulmamı nasip ettiğin için şükürler olsun

👶Müslüman bir ülkede doğmamı ve Efendimize sav ümmet olmamı nasip ettiğin için şükürler olsun

👂Kulağımı ezana, 💖gönlümü namaza aşina kıldığın için şükürler olsun

🌸 Baktığım her çiçekte, böcekte vs de SENi görmemi nasip ettiğin için şükürler olsun🌺

⭐Ağzımın tadı, gözümün ışığı, evimin huzuru olduğu için şükürler olsun

😂Tek bir kez bile olsa da ; ADIN anıldığında, gözüm aşkından yaşardığı için binlerce kez şükürler olsun

💕Alnım secdeye değdiği için şükürler olsun

🙌Ellerimi açıp dua etmemi nasip ettiğin için şükürler olsun

📖 Aşk ve cinayet romanları yerine SENin kelamını okuyabildiğim için şükürler olsun

✨Verdiğin her nimete şükretmek zaten görevim. Bunu idrak edip Şükredebildiğim için şükürler olsun

😄Gülümsememi bile sadaka saymışsın Rabbim!! SEN ne büyüksün!! Şükürler olsun

☺Benim şer gördüğüm şeyler hayrım olur. Hayır gördüklerim de şerrim. Ben bilemem SEN bilirsin. Verdiğine de vermediğine de şükürler olsun. 

👭İnsanlara ettiğimiz teşekkürü bile şükür saydığın için şükürler olsun

😔Ne kadar günahkar olsam da affına ve SANA sığınabildiğim için sonsuz şükürler olsun

✨Beni sıkıntıda bırakmayıp, feraha erdirdiğin için şükürler olsun

😊Ayağıma  batan dikeni bile günahlarıma kefaret sayarsın. Hamdü senalar olsun

👥💞Bana, SENin yolunda yoldaş olan dostlar nasib ettiğin için şükürler olsun 

💐Adını anabildiğim ve anlatabildiğim için şükürler olsun

Çok Şükür…

Bin Şükür…

Sonsuz Şükür Olsun

💥Beni;  SANA “kul” kıldığın için şükürler olsun. Beni şeytana, makama, paraya ve zamane putlarına kul etme RABBİM!!

Şükürsüz geçen her anıma tövbe ettim. Eski-yeni, geçmiş-gelecek, gizli-açık tüm günahlarım için tövbe ettim. Af dilerim RABBİM!!

Bu tövbeyi nasip ettiğin için de ŞÜKÜRLER OLSUN… 

⭐🌙⭐🌙⭐🌙⭐🌙⭐

Şükrümüz bol…

İdrakımiz çok…

olsun…

Rabbim!! Efendimize olan salat ve selamlarımız; SENin razı olacağın kadar çok olsun…

Şükür ve Cömertlik Zenginliğe Vesiledir

Ebû Abdullah el-Hâris er-Razi Hazretlerinden rivayet olundu: 0 buyurdu. Allah bazı peygamberlerine vahyetti.

-“Ben falanca kişinin ömrünün yarısını fakirlikte; diğer yarısını zenginlikte geçirmesine hükmettim. Onu (zenginlik ve fakirlikte hangisini önce yaşama tercihinde) serbest bırak. Hatta onun dilediğini öne alayım,” dedi.

Bu ilâhî vahyi alan peygamber, o adamı çağırdı. Durumu ona bildirdi. Adam:

-“Bana müsâde et. Eşimle istişare edeyim,” dedi. Adam, eşine danıştığında hanımı kendisine:

-“Önce zenginliği seç,” dedi. Adam karısına:

-“Zenginlikten sonra, fakirlik zor ve şiddetlidir. Amma fakirlikten sonra zenginlik ise, güzel ve tatlıdır,” dedi. Kadın çıkış­tı:

-“Hayır! Bu konuda beni dinleyeceksin,“dedi.

Adam, peygamber (a.s.)’e gitti.

-“Cenâb-ı Allah’ın bana tercihini bıraktığı ömrümün yarı zenginliğinin, ömrümün ilk başında bana vermesini dilerim”dedi.

Cenâb-ı Allah, ona dünyada genişlik verdi. Zenginlik kapıları açıldı. Adamın eşi kendisine:

-“Eğer sen bu zenginliğin ömrünün sonuna kadar sende kalmasını istiyorsan, Allah’ın sana verdiğiyle sen de mahluklarına karşı sahi olmada kullan. Cömert davran,” dedi.

Adam cömert oldu. Kendisine bir elbise aldığı zaman, aynı elbiseden bir de fakirlere alırdı. Cenab- ı Allah’ın ona zenginlikte geçireceği ömrünün yarısı tamam olduğu vakit; Allah, o zaman peygamberine vahyetti:

-“Hakikaten ben onun ömrünün yansını fakirlik; diğer yansını zenginlikte geçirmesine hükmetmiştim. Onu nimetlerime şükredici buldum. Şükür, nimetin artmasını gerektirir. Ona müjde ver! Onun ömrünün geri kalanı da zenginlikte geçirmesine hükmettim,” buyurdu. [1]

 

Mevlânâ Celâleddin (k.s.) Şöyle Buyurdu:

 “Ekin eken önce anbarı boşaltır;

ama sonra hasılatı pek çok olur.

Fakat tohumu anbarda tutulursa israf olur.

Fareler yiyip mahveder.” [2]


[1] İsmail Hakkı Bursevi, Rûhu’l-Beyan Tefsiri, Fatih Yayınevi: 1/161-162.

[2] İsmail Hakkı Bursevi, Rûhu’l-Beyan Tefsiri, Fatih Yayınevi: 1/162.