Archive for the ‘NASREDDİN HOCA FIKRALARI’ Category

:) Ramazanı Şerif Fıkrası:Bugün Ramazan’ın Kaçı?

Nasreddin Hoca Ramazan günlerini hesaplamak için bir çömleğin içine her gün bir taş atar. Hoca’nın yaramaz oğlu, muziplik olsun diye Bir avuç taş doldurur çömleğin içine.

Bir zaman sonra arkadaşları:

“Bugün Ramazan’ın kaçı acaba? diye sorarlar Hoca’ya. Hoca’da: “Şimdi eve gider öğrenirim. Biraz sabredin.” der ve evinin yolunu tutar.

Çömleği boşaltır; bir sayar, iki sayar… Taşların yüz yirmi beş tane olduğunu görür. Şaşkın bir halde döner arkadaşlarının yanına Hoca. “Arkadaşlar, bugün, Ramazan’ın kırk beşi” der.

Hoca’nın bu cevabına gülüşürler arkadaşları. Aralarından biri:

“Aman Hocam, bir ay otuz gündür. Hiç Ramazan’ın kırk beşi olur mu?” diye itiraz eder.

Hoca, biraz şaşkınlık biraz da kızgın bir ifadeyle:

“Ben yine insaflı davrandım. Benim çömlek hesabına bakacak olursak; bugün Ramazan’ın yüz yirmi beşi!”der.

***

Bugün Ramazan’ın Kaçı tıklayınız….

Reklamlar

:) NASREDDİN HOCA FIKRASI : AFERİN GÖL KUŞLARI

golkusuNasreddin Hoca bir gün uzak bir yerden gelirken merkebi gayet susamış. Birden önünde gölü gören eşek hemen göle doğru koşmaya başlamış. Yüksek bir yerden inilen göle hızla ilerleyen eşek tam düşecek gibi iken göldeki kurbağalar ötmeye başlamış. Eşek de ürküp geriye kaçmış. Hoca eşeği tutup kurbağalara hitaben:

“Aferin göl kuşları deyip göle üç para atarak varın bununla helva alın yiyin” demiş.

figur 

 Bu fıkranın tasavvufi yorumu olarak “sizlere ve mallarınıza bir ziyan gelmezse Allah’a şükredin. Sadaka verip ihsan edin, zira vereceğiniz sadaka nice belaları ve kazaları defedip sizleri sûrî ve manevi tehlikeden kurtarıp ömrünüzü ve malınızın çok olmasına delalet eder” (1) denmistir.

(1) -Fikret TÜRKMEN: Nasreddin Hoca Latifelerinin Serhi İzmir 1999.

:) NASREDDİN HOCA FIKRASI : BAHÇEYE GİREN HOCA

Hoca bir bahçeye girer. Bahçedeki sebzeleri çuvalına doldururken mal sahibi gelerek:

‘Burada ne yapıyorsun?’ diye sorar. Hoca:

‘Beni bir rüzgâr buraya attı’ der. Bahçe sahibi,

‘Peki bu sebzeleri kim kopardı?’ diye sorar. Hoca

‘Rüzgâr siddetli olduğundan, beni oradan oraya attı ben de onlara tutundum, bu yüzden koptular,’ der. Bostancı:

‘Peki bunları çuvala kim doldurdu?’ deyince Hoca:

‘İşte ben de onu düsünüyordum,’ der.

figur

Fıkra su sekilde yorumlanır: Gerçek hayata göre, bir gölge bir hayal gibi olan bu dünya hayatında, düsünmeden, helal haram demeden, yarını sünmeden tûl-i emel ile çalısan rızık toplayan kimseler, yarın bağbânı hakiki olan Cenab-ı Kibriya’nın divanında öyle eğri büğrü sözleri kabul olunmayacağından, bu duruma düsmektense simdiden tefekkür edip tedbir alınmalıdır.

:) NASREDDİN HOCA FIKRASI – EV SECDEYE GİDERSE…

Uzun bir yolculuğa çıkan Hoca bir akşam üstü eski bir hana iner. Han o kadar yıkık döküktür ki nereye baksan zangır zangır titriyor. Hoca :
– Yahu hancı efendi der, bu nasıl ev böyle. Şunu doğru dürüst tamir ettirsen olmaz mı? Her köşesinden bir ses geliyor.
Hancı oralı olmaz hiç.
– Aldırma hoca der, bizim ev biraz derviş tabiatlıdır. Devamlı Allah’ı zikreder.
Hoca bunları da duyunca artık dayanamaz :
– Hele der, ver şu aldığın paramı da çekip gideyim burdan. Ne olur, ne olmaz. Belki senin derviş evinin aklına secdeye kapanmak gelir?

 

:) NASREDDİN HOCA FIKRASI – SUYUN İYİSİ

Hava çok sıcaktı, Nasreddin Hoca pek susamıştı. Deniz suyundan bir avuç aldı. Fakat yüzünü ekşitti, içemedi. Harareti artmıştı, Derken bir pınar gördü. Buz gibi tatlı sudan kana kana içti. “Elhamdü lillah!” dedikten sonra da denize doğru baktı: 

“Boş yere kabarıp durma, dedi. Su dediğin işte böyle olur!..”

:) PAPAZIN SAKALI (Nasreddin Hoca Fıkrası)

Kendini beğenmiş bir papaz çıkar Hoca’nın karşısına.
– Bütün dünyayı dolaştım, sorularıma cevap
veren kimse çıkmadı. Bir de sana sorayım Hoca
– “Söyler misin, kaç tane yıldız var gökyüzünde?”
Hoca cevap verir :
– Bir eşeğin kılları kadar
– Nasıl cevap bu der papaz, eşeğin kılları sayılır mı hiç?
– Peki der hoca, gökteki yıldızların sayılabileceğini kim söylemiş?
Papaz:
-İkinci sorumu bil bakalım. Sakalımda kaç tane kıl
vardır benim?
Hoca yine cevap verir:
– Eşeğin kuyruğunda kaç kıl varsa o kadar.
– Nereden biliyorsun diyecek olur papaz. Hoca şöyle anlatır:
– İnanmazsan otur şuraya. Sıra ile bir eşeğin kuyruğundan kıl koparalım bir senin sakalından. Eğer senin yüzün kabak gibi ortaya çıktığında eşeğin kuyruğunda hala kıl kalırsa senin haklı olduğuna inanırız.
Papaz sus pus olup sıvışır hemen..

 

:) Bal ile Sirke

Hocaya “bal ile sirke uyuşmaz” derler. Niçin uyuşmasın der ve gider yarım okka bal yer, yarım okka da sirke içer, gelir oturur. Yüzünün yemyeşil olduğunu görenler sorar:

– Bal ile sirke uyuşmadılar değil mi? Hoca hiç erkekliği elden bırakır mı?

– Yo yo onlar uyuştular da, şimdi beni aradan çıkarmaya çalışıyorlar.