Posts Tagged ‘Nasreddin Hoca Fıkra’

BUZAĞININ ANASI

Bir buzağı Hoca’nın bostanını harap etmiş. Ne var ne yok tepelemiş yaramaz buzağı. Hoca’nın fena halde canı sıkılmış. Eline bir sopa geçirmiş, buzağının anası olan ineği kovalamaya başlamış:
– Yahu demişler, bostanını buzağı harap etti. Sen buzağının anasının peşinden koşuyorsun…
– Bilmez gibi konuşmayın demiş hoca. Çocuk ne öğrenirse anasından, babasından öğrenir…

***

NASRETTİN HOCA
Nasreddin Hoca’nın birbirinden güzel fıkraları bize iyiliğin, dürüstlüğün ve hoşgörünün yollarını gösterir. Bilgi, görgü ve hikmet dersleri verir. Nasreddin Hoca konuşmaya başladığında herkes susup onu dinler. Fıkraları dünyanın her yerinde, duyan herkesi güldürür, düşündürür. Gerçekten bu fıkralar sadece güldürmek için değil, daha çok düşündürmek, ibret vermek için anlatılır. 13. yüzyılda yaşadığı sanılan Nasreddin Hoca, aradan geçen yüzyıllara rağmen hala içimizde yaşamakta ve herkes tarafından sevilmektedir,
O, bütün kötülüklere düşman, bütün iyiliklere dost, samimi, dindar ve keskin zekalı bir insandır Fıkralarını okuyalım, öğrenelim: Az gülelim, çok düşünelim.

DİĞER NASREDDİN HOCA FIKRALARI İÇİN TIKLAYINIZ…

Reklamlar

:) KIYAMET KOPACAKSA

Hoca’ya bir oyun oynamak isteyen üç beş komşusu:
– Hocam derler, duyduk ki yarın kıyamet kopacakmış. Gel senin şu kuzuyu kesip yiyelim.
Söyleyene inanmadığı halde:
– Olur der hoca, dediğiniz olsun. Bir dere kenarında kızartır yeriz.
Güle oynaya derenin kenarına gelirler. Kuzu kızartılırken Hoca :
– Haydi der, ırmağa girip serinleyin biraz. Hava çok sıcak.
– Hay sağ olasın Hoca derler. Sen hele kuzuyu kızartıver.
Sonra soyunup ırmağa girerler neşeyle.
Onlar yıkanıp eğlenirken hoca hepsinin elbisesini
ateşe atıp bir güzel yakar.Adamlar dereden çıkıpda olanları anlayınca :
– Yahu hocam derler ne yaptın sen? Şimdi nasıl
döneceğiz köye?
– Bu kadar üzülmeyin canım der hoca gülerek.Nede olsa yarın kıyamet kopacak. Elbiseye ne gerek var..

Diğer mizâh yazıları için tıklayınız…

SIRRIMI AÇMADIM.

Hoca merhûma:

Şehrimizde mahrem-i esrar (sırdaş) olabilecek, sır saklayacak kimi tanırsın dediler:

“Halkın sinesinin benim anbarım olmadığını bildiğim için şimdiye kadar kimseye sırrımı açmadım.” buyurdu.

:) NASREDDİN HOCANIN MERKEBİ :)

Hoca merkebini pazara getirip dellala vermiş. Gelen müşteri yaşını anlamak için dişine bakmak isteyince merkep elini ısırmış. Adam söylenerek gitmiş. Diğer bir müşteri kuyruğunu tutunca merkep tepmiş. Dellal:.

“Efendi bu merkebi kimse almaz, önüne geleni kapıyor, ardına geleni tepiyor.” demiş. Hoca merhum;

“Zaten ben de onu satmak için getirmedim, Müslümanlar görsünler de benim neler çektiğimi anlasınlar diye getirdim”

:) Yarasaydı, Sahibine Yarardı.

At nalının insanlara uğur getirdiğine inanan biri, Hoca’ya sormuş:

“Hocam, at nalı insana uğur getirirmiş, evin kapısına assak günah olur mu?” Böyle hurafelerin dine aykırı olduğunu her zaman anlatan hoca, bu sefer farklı bir yöntemle cevap vermiş:

“Eğer uğur getiriyorsa, asabilirsin. Ama bence getirmez. Çünkü atlarda bir değil, dört nal olmasına rağmen şimdiye kadar bir faydası olduğunu görmedim aksine akşama kadar yediği kamçının, taşıdığı yükün ve koşturulduğu yolun hesabı yoktur.”

:) Eşeğin Acele İşi

Nasreddin Hoca, bir gün eşeğe binmiş yolda giderken, eşek birden koşmaya başlamış. Kontrolünden çıkan eşeği durdurmaya çalışsa da hoca, başarılı olamamış. Eşeğin sırtında iken hocanın rüzgar gibi geçtiğini görenler: “Hayırdır hocam, bu telaş da neyin nesi, ne tarafa böyle?” diye sormuşlar. Hoca, geride bıraktığı topluluğa eşeğin sırtından başını geri çevirerek şöyle cevap vermiş: “Merak edilecek bir şey yok. Eşeğin acele bir işi çıktı da, birlikte oraya gidiyoruz.”

:) TELKİN(Hoca ve Ölen Kaymakam)

Hoca Merhum Sivrihisar’da hatip iken kaymakam’la aralarında kavga çıkar. Bir müddet sonra da kaymakam ölür. Hoca’ya:
— Hoca Efendi kaymakam öldü, telkinini siz verseniz, derler. Hoca şöyle cevap verir:
— Siz ona telkin verecek bir başkasını bulun, zira benimle kavgalıdır, söylediğimi dinlemez.