ÜÇ SORU VE BİR TOPRAK TEZEĞİYLE ÜÇ CEVAP

Çok eski zamanlarda, bir şehirde kötü bir adam varmış. Geçimsiz, huysuz ve Allah’a inanmazmış. Her gördüğe çocuğa “Allah yoktur, olsaydı onu görmemiz gerekirdi” dermiş. Çok da akıllı olduğunu söylermiş. Bir gün çocuklardan biri o kişiye şöyle sormuş.  

–         Amca, senin aklın var mı? O da:

–         Elbette var. Ben çok akıllıyım. Deyince çocuk :

–         Aklını bize göstersene? deyince. Adamcağız kem küm ederek :

–         Akıl görülür mü? Demiş. Aklını gösteremediği halde inanır ve akıllı olduğunu söylermiş.

 Bu  adamın iyi mi iyi bir komşusu varmış. Allah’a inanır, namazını kılar, küfretmez, hiç kötü söz söylemezmiş. Herkese karşı ama herkese iyi davranırmış. İyilik edermiş. Çocuklarda ona çok severmiş. Zaman zaman çocuklarla sohbet eder, onlara dinimizi öğretirmiş. Sonra çocuklara hediyeler verirmiş. Günlerden bir gün kafir komşusu kendisi gibi inanmayan arkadaşlarını da toplayarak bu iyi ihtiyarın yanına gelmiş.

 –         Sana tam üç soru soracağım. Fakat cevapları çok zor. Bakalım cevap verebilecek misiniz? İhtiyar:

–         Sorun bakalım. Allah büyüktür. Allah’ın izniyle veririz cevaplarını, demiş. Bunun üzerine adam:

–         1. sorum şu. Allah vardır, diyorlar. Fakat ne görüyor, nede gösteriyorlar. Onun için ben yoktur diyorum. Ne dersin? demiş. Adam :

–         2. sorum da şu. Cehennemde şeytanda yanacak, diyorlar. Oysa şeytan ateşten yaratılmış. Ateş ateşi yakar mı? diye sormuş. İhtiyar:

–         3. sorunu da sor da üçünü de birlikte cevaplayalım, demiş. Adam:

–         Madem kader vardır. Herkes yaptığından niçin sorguya çekilsin, demiş. Bunun üzerine ihtiyar:

–         Bittimi soruların. Adam :

–         Evet bitti, deyince. İhtiyar :Güzel demiş ve yanındaki çocuğa

–         Evladım. Şu toprak tezeğini bana verir misin? demiş ve adama :

–        Sen sevgili komşum. Biraz yaklaşır mısın, bana. Adam :

–         Ne olacak, demiş. İhtiyar:

–         Gel gel, şöyle yakınıma gel, korkma! Yanaş demiş ve toprak tezeğini adamın kafasına vurmuş. Adam:

–         Ah kafam. Şimdi ben sana gösteririm, demiş.  Herkes şaşırıp kalmış.Adam soluğu karakolda almış. O iyi ihtiyardan davacı olduğunu söylemiş ve mahkemeye çıkmışlar. Kadı, ihtiyara sormuş.

–         Bu adamın kafasına niçin toprak parçasıyla vurdun. İhtiyar:

–         Efendim. Bu adam bana üç soru sormuştu. Cevap olsun, diye vurdum. Kadı :

–         Nasıl yani. deyince. İhtiyar :

         Şöyle efendim. Madem Allah vardır, niçin göremiyoruz, dedi. Şimdi bu komşum başının acıdığını söylüyor. Bize bu acıyı göstermedikçe inanmayız. Adam:

–         Acıyor tabi, demiş. İhtiyar :

–         Sonra şeytan ateşten yaratıldığına göre ateş ateşi yakar mı? demişti. Şeytan niçin Cehennemde yansın, demişti. İnsanın aslı topraktır. Ateş ateşi yakmayacağına göre, toprak toprağı acıtır mı? Adam:

–         Hııı  demiş. İhtiyar :

–         Bir suali daha vardı, efendim. Şöyle madem herkes kaderine göre hareket ediyor, hiç kimse yaptığı işten sorguya çekilmemeli, diyordu. O zaman kafasına tezekle vurulmak kaderi de varmış. Niçin şikayetçi olup da mahkemenizi meşgul ediyor, efendim. Kadı :

–         İhtiyarın  anlattıklarını ne dersin. Adam, şaşkınlıkla :

–         Ben mi efendim, vazgeçtim, davamdan vazgeçiyorum. Bu komşumun dediklerinin hepsi doğru. İman ederek komşusu ihtiyarla dost olmuşlar. Ölümüne kadar Allah Rızası için çalışmış.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s