Etiket arşivi: gönüllere

Hac İbadeti

Cenab-ı Hakkın bizlere olan bütün emir ve yasaklarında birbirinden farklı güzellikler, manevi dünyamıza kazandırdığı derinlikler ve zenginlikler vardır. Her ibadetten kazanacağımız ecir ve sevap farklı olduğu gibi, Cennetteki mükâfatı da farklıdır.

Hem mali hem de bedeni bir ibadet olan Hac ibadeti Mevla’mızın emri ile dünyanın her yanındaki Müslümanları bir araya getirip kaynaştırır.

Maddi özellikleri statüleri, dünyalık  geçici makam ve rütbeleri bıraktırıp, Cenab-ı Hakkın Beyti etrafında, tek vücut olarak tavaf ettirip; müminleri kardeşçe birbiri ile kenetler.

Aynı zamanda kefen misali ihramlara büründürüp, Hz. Allah’ın huzurunda toplanacağımız mahşeri hatırlatır. Nefsin gurur ve kibrini yere sererek kulluk zevkine erdirir. Her bir karesi farklı bir manevi değer olan o mübarek makamları ziyaret ettikçe kalpte imanın derinliği artar.

Bununla beraber bizlere muazzam manevi dereceler kazandıran Hac ibadeti, çok yönlü sabır ve tahammül gerektiren bir ibadettir.

Ayet-i kerimede Yüce Mevla’mız şöyle buyuruyor:

“Hac, bilinen aylardadır. Her kim o aylarda Hacca başlayıp kendisine farz eder (İhrama girerse); artık hacda (İhramlı iken) karşı cinse yaklaşmak, günah işlemek ve kavga etmek yoktur. Siz hayırdan ne işlerseniz, Hz.Allah onu bilir. (Hacdaki ibadetlere de dikkat ederek) Kendinize (ahiret için bol bol) azık hazırlayın. Şüphesiz ki azıkların en hayırlısı takvadır,

(Cenabı Hak’tan korkup günahlardan sakınmaktır).

Ey akıl sahipleri! Haramlardan ve kötülüklerden sakının, bana sığının.”

(Bakara suresi,197)

Bu ayeti kerimeler, Hacda ve özellikle ihramlı iken dikkat edilmesi gereken hususları ihtar ediyor.

Hacca gidenler, bu şartlara dikkat ettikleri ölçüde  dereceler kazanırlar, oranın feyzinden, nurundan nasiplenirler.

 Döndükten sonra da oranın manevi şevkini unutamazlar.

 Her namaza duruşlarında Kabe-i Muazzama’yı karşılarında görmek isterler. Orada kazandıklarını muhafaza için, ibadetlerinde daha gayretli olurlar. Gitmeyenler de sürekli o mübarek makamlara hayırlı bir yol bulup gitmenin maddi ve manevi sebeplerine sarılırlar.

Bütün Müslümanlar hayatı boyunca oraya derin bir muhabbet ve hürmet besler. Bu hürmet ve muhabbet imanın bir gereğidir.

Peygamber Efendimiz(sas.) hacca gidenlerle alakalı olarak buyuruyorlar ki:

”Hacc eden kimseler Hz. Allahın yeryüzünden kulları arasından seçtiği elçileridir. Hz.Allah onları davet etti onlar da emr-i ilahiye icabet ettiler. Onlar Allahü teala’dan isteyince Allahü teala da isteklerini verir.”

”Hangi mümin Hac yapmak için yola çıkarsa attığı adımların her birine karşılık bir sevap verilir ve derecesi yükselir. Arafatta vakfe yaparsa Aziz ve Celil olan Allah meleklerine hitaben ”Ey meleklerim kullarımı buralara kadar getiren nedir, buyurur. Melekler de: Rızanı ve Cennetini istiyorlar” cevabını verirler. Allahu Teâlâ’da buyurur ki:

Ben zatımı ve bütün yarattıklarımı şahit tutuyorum ki onları bağışladım. Günahları ne kadar çok olursa olsun; zamanın tüm günleri kadar, çölün kumları kadar bile olsa hepsini bağışladım.

”Şeytan taşlama adlı cemreleri attığı zaman, Allah-ü Teala ”Yaptıkları ibadetlere karşılık (kendileri için) gözlerini aydın kılacak, nelerin (yaratılıp) gizlendiğini zatımdan başka hiçbir kimse bilemez“ buyurur.

 Başını tıraş ettiği zaman yere düşen saçlar adedince kıyamet günü nur verilir.

Veda tavafını yapıp ayrıldığı zaman, anadan doğduğu gündeki gibi, günahsız olarak döner.

Hadis-i şerifte ise şöyle buyruluyor:

 “İçerisine günah karışmamış ve kabul olunmuş bir Haccın karşılığı ancak Cennettir.”

 Ne mutlu bu bahtiyarlığa erenlere.. 

Hacca Giden Nasıl Berat Belgesi Aldı.(Saflık ve Samimiyet)

TESLİMİYET – TESLİMİYET

 

Reklam

ŞEFAAT HAKTIR.

Şefaat, suçlu veya yardıma muhtaç olanlar hakkında meydana gelen af veya lütuf ricası demektir.

Dinimizde şefaat; Âhiret gününde yalnız.  bir kısım günahkâr müminlerin affedilmeleri, itaatkâr müminlerin de daha yüksek makamlara ermeleri için Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem’in ve Allâhü Teâlâ tarafından izin verilen diğer kulların Allâhü Teâlâ’dan niyaz ve istirhamda bulunmalarıdır.

Ehl-i Sünnet’in bütün âlimlerine göre; peygamberlerin, şehitlerin, sâlih kimselerin ve Kur’ân-ı Kerîm, oruç, Kâbe-i Muazzama gibi Şeâir-i İslâm’ın şefaatleri haktır. Şefaatin hak olması Kitap, Sünnet ve İcmâ-ı Ümmet ile sabit olan bir husûstur. Şefaati inkâr eden, ehl-i bidatten olur.

Resûlullah Efendimiz (s.a.v.) buyurdular ki:

Ümmetimden büyük günah sahipleri için şefaatim haktır.”

Her peygamberin ümmetine yapacağı bir duası vardır, onunla dua ettiler ve kabul olundu. Ben de duamı, ümmetime şefaat etmek için âhirete bıraktım.”

“Kıyamet günü üç kısım insan şefaat eder: Peygamberler, sonra âlimler ve sonra da şehitler.”

Yûnus Sûresi’nin 3. âyet-i kerîmesinde (meâlen): “…onun izni olmadan hiçbir şefaatçi şefaat edemez.” buyurulmuştur. Yani Allâhü Teâlâ dilerse, şefaat kapısı açılır ve şefaate izinli olanlar, kendi dilediklerine değil, yine Allâh’ın dilediklerine şefaat ederler. Müddessir Sûresi’nin 48. âyet-i kerîmesinde şöyle buyurulmuştur: “Fakat onlara (kâfirlere) şefaat edecek olanların şefaati bir fayda verecek değildir.” Yani imansız gittikleri için kâfirlere, şefaatçilerin şefaati fayda vermez. Bu âyet-i kerîmeden, o gün müminlere şefaat edileceği anlaşılıyor.

Peygamber Efendimiz (s.a.v), en büyük şefaatin sahibidir. İrşâd ve tasarruf sahibi olan vârisleri de, bu şefaate verâseten sahip olup, ümmet-i Muhammed’den milyarlarcasına şefaat edeceklerdir. Âyet-i kerîme, hadîs-i şerîf ve icmâ ile sabit olan şefaati inkâr edenler, dünya ve âhiret hüsranına uğrarlar.

Kaynak : 06 Şubat 2022 Fazilet Takvimi

Cehennem’e götüren meleklerin elinden nasıl kurtulunur?

Doğru Tüccar

Endonezya Nasıl Müslüman Oldu?

ŞEYH EBÛ MEDYEN’DEN (K.S.) HİKMETLİ SÖZLER


İlimlerin en faydalısı, kulun dinine ve dünyasına ait vazifelerini bilmesidir.

Gaflet ve vesvesenin mahalli, dünya ehlinin kalbi; zikir ve Cenâb-ı Hakk’a yakınlaşmanın mahalli de âriflerin kalpleridir.

Allah korkusu, manevî bir kırbaçtır ki insanı tâate sevk edip isyandan men eder.

Kendine bir meziyet ve makam nispet eden kimse, Cenâb-ı Hakk’a ulaştıran yollardan uzaktır.

Sadık kul, kurtuluş ve felahı ancak Mevlâ’sından bekler. 

Yiğit, o kimsedir ki; insanlar ile olan meşguliyetleri ona, Cenâb-ı Hakk’ı unutturmaz. Kulların kendisine yaptığı iyiliklerini görür, kötülüklerini görmezden gelir.

Yaptığı işleri sırf Allah rızası için yapan kimse, riyadan kurtulur.

İhtiyaçlarını herkese bildirerek hâlinden sürekli şikâyet edenler itibar görmezler, gizleyenler ise Cenâb-ı Hak ve insanlar nazarında muhteremdirler.

Hak yoldan mahrumiyetin sebebi, maksada ulaştıracak rehbere uymayı bırakıp da kendi hevâsına göre hareket etmektir.

İnsanlara güzel muâmele edip nasihat kabul eden kişi, en şerefli derecelere ulaşır.

Yeteri kadar ilim ve irfân öğrenemedim diye üzülmek, terakkî alâmetlerindendir.

Nefsinin şerrinden Cenâb-ı Hakk’a sığınmayan kimse, nefsine mağlûb olur. 

Bedenin perhizi, âzâların, Allâhü Teâlâ’nın emrine itaat etmesi ile olur; kalbin perhizi, kalbin Cenâb-ı Hak’tan başkasına meyletmemesiyle olur; nefsin perhizi, Cenâb-ı Hakk’ın emirlerine karşı inat etmemesi ile olur. 

 / FAZİLET TAKVİMİ 01 Aralık 2021, Çarşamba

EHL-İ SÜNNET İTİKÂDINA UYMAYANIN PİŞMANLIĞI

İstanbul’da vâizlik yapan Sümbül Efendi’nin halifesi Şeyh Hasan Efendi (rah.) (v. 1617) anlatır:

Arabistan’a seyahat ederken Basra’da Hacı Ahmed denilen bir kimsenin evinde birkaç gün müsafir oldum. Bir ara Hacı Ahmed bir hatırasını anlattı:

“Şehrimizde Yahya adında ilim sahibi bir kimse vardı. Lâkin itikâdı bozuktu. Ehl-i Sünnet inancına uymuyordu. Ondan defalarca, Hz. Ebûbekr-i Sıddîk, Hz. Ömerü’l-Fâruk ve Hz. Osman bin Affân (r. anhüm) haklarında nice uygunsuz sözler duymuştuk. Bir gün bir paşaya, benim, onun arkasında namaz kılmadığım gibi, diğer Müslümanları da arkasında namaz kılmaktan caydırdığımı söylemiş.

Paşa, beni çağırtıp niçin ona uyup namaz kılmadığımı sordu. “Kişi göz göre göre kendini ateşe atar mı? Bir kimsenin kötü itikâdını bildikten sonra, ona uyup namaz kılmam.” dedim. Birkaç gün sonra, çarşıda Yahya Efendi’yi gördüm. “Gelin ey Müslümanlar!” diye bağırıyordu. Hemen, acele ile yanına vardık. Avucunun içi dişlerle dolu idi. Şöyle anlattı: “Bu gece rüyamda gördüm ki; kıyamet kopmuş ve ben, çok şiddetli bir susuzluk çekiyorum. Dolaşıp su ararken büyük bir havuz gördüm. Kenarında nuranî ve yaşlı bir zât duruyor, gelip geçenlere su dağıtıyordu. Yanına vardım ve kim olduğunu sordum. “Ebûbekr-i Sıddîk’ım” dedi. Ben, “Seni dünyada iken de sevmezdim, senin verdiğin suyu içmem!” dedim ve devam ederek havuzun diğer tarafına dolaştım.

Daha sonra Hz. Ömer ve Hz. Osman’ı da gördüm. Onlarla da aynı konuşmayı yaptım. En son Hz. Ali’yi gördüm ve hemen ayaklarına kapanıp yüzümü ve gözümü sürerek, ondan da su istedim. Bana, “Gelirken benim kardeşlerime rast gelmedin mi?” diye sordu. Ben de “Evet, rast geldim; lâkin ben onları sevmediğim için sularını da içmem. Ben, seni severim, senin suyundan içmek isterim!” dedim. Hazret-i Ali (r.a.) bana öyle bir tokat vurdu ki o acı ile uyandım. Bir de gördüm ki bütün dişlerim işte böyle dökülmüş.

Ey Müslümanlar! Şu ana kadar dalâlet yolundaydım. Hamd olsun ki Allâhü Teâlâ, beni şimdi hidayete erdirdi ve doğru yola girdim. Şu hâlimden ibret alın” dedi.

/ FAZİLET TAKVİMİ 16 Ocak 2021, Cumartesi

İBRAHİM BİN EDHEM HAZRETLERİNDEN NASİHATLER

İbrahim bin Edhem Hazretleri, günahının çok olduğundan bahsederek kendisinden nasihat isteyen bir zâta şöyle buyurdu: Altı şeyi kabul edip yaparsan, hiçbir işin sana zarar vermez. Dünyada ve âhirette rahat edersin:

“Allâhü Teâlâ’ya isyan edeceğin zaman, onun mülkünden çık.” Adam, “Bu nasıl mümkün olabilir? Doğudan batıya, kuzeyden güneye, toprağın altından arşın üstüne her yer, Allâhü Teâlâ’nın mülküdür.” dedi. İbrahim bin Edhem Hazretleri, “Hem onun mülkünde duracaksın hem de ona âsî mi olacaksın!” buyurdu.

“Günah işleyeceğin zaman Hz. Allah’tan rızık talep etme.” Adam, “Bu nasıl olabilir? Âlemde herkesin rızkını veren odur.” dedi. İbrahim bin Edhem Hazretleri, “Hem onun rızkından yiyeceksin hem de günah mı işleyeceksin!” buyurdu.

“Ona isyan edeceğin zaman Allâhü Teâlâ’nın seni göremeyeceği bir yer bul.” Adam, “Nasıl olur? Yeryüzündeki ve gökyüzündeki hiçbir şey Allâhü Teâlâ’dan gizli kalamaz. O, zihinlerde ve sadırlarda gizli olan her şeyi de bilir.” dedi. İbrahim bin Edhem, “Hem onun mülkünde yaşayacaksın, onun nimetlerinden yiyeceksin hem de onun huzurunda günah mı işleyeceksin!” buyurdu.

“Azrâil (a.s.), ruhunu almaya geldiği zaman tevbe etmek için, izin iste.” Adam, “Bunu nasıl kabul eder?” dedi. İbrahim bin Edhem Hazretleri, “Madem ondan müsaade almaya kuvvetin yok, o zaman o sana gelmeden, içinde bulunduğun fırsatı ganimet bil ve tevbe et ” dedi.

“Münker ve Nekir isimli melekler, kabir suali için sana geldiğinde onları yanından uzaklaştır ki seni imtihan edemesinler.” Adam, “Buna gücüm yetmez.” dedi. İbrahim bin Edhem, “Öyleyse cevap verebilmek için hazırlıklı ol.” buyurdu.

“Kıyamet günü bir münâdî, ‘Bir fırka cennette, bir fırka cehennemdedir.’ diye seslenince ve sen de cehennemlikler arasında olursan sakın onlar ile beraber cehenneme doğru gitme.” Adam, “Buna nasıl güç yetireyim?” dedi. Ve derhal günahlarından tevbe etti. Ölünceye kadar da tevbesinden vazgeçmedi.

Allâhü Teâlâ, bizlere de böyle nasûh tevbe nasip eylesin. 

/ FAZİLET TAKVİMİ 26 Temmuz 2021, Pazartesi

Gıybetin Fenalığı

 

Kurban

KURBAN

Süfyân-i Sevrî  Hazretleri namazda niçin bayıldı?

Süfyân-i Sevrî  Hazretlerinden rivayet edildiğine göre kendisi bir akşam namazında bir kavme(topluluğa) imam oldu.

“(Ey Rabbimiz!) Ancak sana ibâdet(kulluk) ederiz  ve yalnız senden yardım dileriz”(Fatiha Suresi Ayet 5) Âyet-i  kerimesine geldiğinde, düşüp bayıldı. Kendisine geldiğinde bu, (bayılma) soruldu. O:

-“Sen neden doktorların ve sultanların kapısına gidiyorsun?” diye sorulmasından korktum,” dedi.

Kaynak : Ruhul Beyan Tefsiri cilt 1 sayfa 83

***

Develeri Kalbime Bağlamam

Delinin namazı

HOCA NAMAZ KILDIRIRKEN HANGİ SUREYİ OKUDU?

KUL NAMAZA DURUNCA…

 

Allahü Teâlâya Muhabbetin Alâmeti

EHLİ SÜNNETE UYMAK TIKLAYINIZ…

SEVGİLİ PEYGAMBERİMİZE (S.A.V.) ÜMMET OLMA ŞUURU TIKLAYINIZ…

Kendini  Zinadan Kurtaran Genç

“Kul zina ettiği zaman, kendisinden iman çıkar; gölge gibi başının üzerinde durur. Kul, zinadan kesildiği zaman; iman kendisine döner…”     H.Ş. Tirmizi : 2625

***

Basra’da “el-Miski” diye bilinen bir adam vardı. Çünkü kendisinden sürekli misk kokusu gelirdi. Bunun sebebi kendisine soruldu.

Adam anlattı:

-“(Zamanında) ben insanların en güzel  yüzlü (ve  en yakışıklılarından) idim. Benim ( o kadar büyük bir) utanmam vardı. Çok çekingen  idim. Babama;

-“Eğer sen, bu oğlunu çarşıda dükkana oturtturursan; insanlarla ünsiyet kurar ve çekingenliği gider!” dediler.

Bunun üzerine babam beni manifatura mağazasında oturttu. Yaşlı bir kadın geldi. Bazı mallar istedi. Onun istediklerini kendisine verdim. Kadın;

-“Ben bunları alırım (ama şu an üzerimde bunların bedellerini ödeyecek kadar param yok) eğer  sen benimle evime kadar gelirsen bunları satın alır ve sana ücretini öderim!” dedi.

Bunun üzerine ben kadınla beraber yürüdüm.  Tâ ki kadın beni  büyük ve şatafatlı bir saraya götürdü.

Sarayın içinde büyük bir kubbe vardı.

Kubbenin içinde de büyük bir yatak vardı. Baktım ki orada o yatağın üzerinde câriye (genç  hizmetçi bir bayan) vardı. O gitti.

Kadın hemen beni kendisine göğsüne doğru çekti.  Bunun üzerine ben;

-“Allah!” diye bağırdım. Kadın;

-“Bir sakıncası yoktur!” dedi. Bunun üzerine (kadının elinden kurtulmak için) ona:

-“Ben ishâlim!” dedim. Tuvalete girdim. Orada büyük abdestimi yaptım. Pisliğimi yüzüme, bedenime, üstüme ve başıma sürdüm. Ve böylece kadının huzuruna çıktım. Kadın, beni bu halde görünce;

-“Bu delidir”  dedi.

Ve ben de böylece o kadının kadının elinden (zinadan) kurtuldum. O gece rüyâmda bir adam gördüm. Bana;

-“Yakûb bin Yusuf(a.S.) hazretlerine göre sen neredesin” dedi. Sonra bana sordu:

-“Beni tanıyor musun?” ben;

-“Hayır!” dedim. O,

“Ben Cebrâilim! dedi.

Sonra Cebrâil Aleyhiselâm mübârek elleriyle yüzümü ve bedenimi meşhetti(beni sıvazladı). İşte o vakitten beri; Cebrâil Aleyhiselâmın miski bende kokar…

Gerçekten bu misk, iffet ve takvâ’nın bereketidir!

Kaynak : Ruhü’l-Beyan Tercümesi Cilt:15 Sayfa 280

RECEB-İ ŞERİF(23 Ocak 2023 Pazartesi 1 Recep 1444)

recep-e1398631429674

“Receb ayının ilk günü oruç tutmak üç senelik günahlara, ikinci gününde oruç iki senelik günahlara; üçüncü gününde oruç bir senelik günahlara keffarettir. Sonraki her gün bir aya keffarettir.” (Hadîs-i Şerîf, Süyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr)

“Beş gece vardır ki, bu gecelerde yapılan duâlar reddolunmaz. Cuma gecesi, Receb ayının ilk gecesi, Şabân ayının on beşinci (yani berât) gecesi ve bayram geceleri.” (Hadîs-i Şerîf, Musannef-i Abdurrezzâk)

RECEB-İ ŞERÎF

23 Ocak 2023 Pazartesi günü idrak edeceğimiz mübârek Receb ayı, kamerî ayların yedincisidir. “Eşhuru hurum”dan olan bu ay, Şehrullah yani Allâhü Teâlâ’nın ayıdır. Bu aya oruçlu girmeli ve bu ayda çok ilticâ etmelidir.

(Misafir geleceği zaman nasıl evimizi temizliyor ve kendimizi çeki düzen veriyorsak, Müslümanlara rahmet ve mağfiret olarak gelen bu ay gelmeden tevbe etmeli, kendimizi madden ve manen temizlemeli ve oruçla karşılamalıyız.)

Receb ayının 1’inci günü oruç tutanlara 3 senelik, 2’nci günü oruç tutanlara 2 senelik, 3’üncü günü oruç tutanlara ise 1 senelik nâfile oruç sevâbı verilir. Bu, hadîs-i şerîf ile sâbittir. Üç günden sonra her gününe birer ay oruç sevâbı verilir. Bu ay Cenâb-ı Hakk’a mahsus bir ay olduğu için yalnız Zât-ı İlâhi’yi bildiren İhlâs Sûresi’ni çok okumak lâzımdır. Bilhassa bu aya hürmet olarak, ayrıca günde 11 defa İhlâs-ı Şerîf okumalı, tevhid, istiğfâr ve salavât-ı şerifeyi ihmâl etmemelidir. Bu ayda 2 kandil vardır:

1. İlk cuma gecesi “Regâib Kandili”,(26 Ocak 2023 Perşembe akşamı)

2. Yirmi yedinci gecesi “Mi’rac Kandili”dir.(17 Şubat 2023 Cuma akşamı)

Bu ayın birinci gecesi bir tesbih namazı veya Receb-i Şerîf’in ilk onu zarfında bir def’aya mahsus olmak üzere kılınan on rek’at namaz da kılınabilir. Önümüzdeki günlerde bu namazların kılınış şekli anlatılacaktır.

Receb ayında her gün, -başında ve sonunda 7’şer Fâtiha ile- 100 İhlâs-ı Şerif okumak da çok sevâptır. Bu ayda, mümkün olduğu kadar Hatm-i enbiyâ yapılmalı ve oruç tutulmalıdır. Bu orucu 13, 14 ve 15’inci günlerinde tutanlar, Eyyâm-ı Bıyz’da oruç tutma sünnetini de yerine getirdiklerinden, nice hastalıklardan şifâ bulurlar. (Duâ ve İbâdetler, Fazilet Neşriyat)

RECEB AYI ALLÂHÜ TEÂLÂ’NIN AYIDIR.

Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.) “Receb ayı Allâh’ın ayıdır, Şaban benim ayımdır, Ramazan ise ümmetimin ayıdır.” buyurdular.

Receb ayı, günahları terk içindir. Şaban Allâh’ın ahdine vefa ve amel içindir. Ramazan sıdk ve safa içindir.

Receb tevbenin kabûlüne, Şabân şefâate, Ramazan ise sevabların kat kat olmasına vesiledir. Receb tohum ekme, Şaban sulama, Ramazan ise hasad ayı yani ekip suladığını biçip devşirip toplayacak bir aydır.

Receb öyle bir aydır ki, Allâhü Teâlâ onda işlenen hayırlara kat kat sevâb verir.

Bu ayda edilen duâ müstecâb (kabul) olur. Onda işlenen küçük hatalar affolunur. Onda işlenen hayrın sevâbı gibi işlenen günahın cezâsı da kat kat olur.

Peygamber Efendimize (s.a.v.) “Yâ Resûlallâh! ‘Receb Allâh’ın ayıdır’ ne demektir,” diye sorulunca “Receb Allâh’ın ayıdır. Çünkü Receb, Hakk’ın mağfiretine mahsus bir aydır… Bu ayda Allâhü Teâlâ peygamberlerin duâlarını kabûl etmiştir. Bu ayda Allâh, evliyasını düşmanlarından kurtarmıştır.

Bir kimse bu ayda oruç tutsa, Allâh ona üç türlü lütufta bulunur: Onun geçmiş günahlarını mağfiret eder, kalan hayatında (hayır üzere bulundukça) onu korur, mahşerde susuzluktan emin kılar.

Bir yaşlı zât ayağa kalkıp: “Yâ Resûlallâh! Ben Receb ayının hepsini oruç tutamam” deyince “Sen Receb ayının birinci, onbeşinci ve sonuncu günleri oruç tut, hepsini tutmuş gibi olursun. Çünkü hasene on katı ile yazılır, ammâ ilk Cuma gecesinden de gâfil olma” buyurdular. Fazilet Takvimi

***

REGÂİB GECESİ VE BU GECEDE YAPILACAK İBÂDETLER

Receb-i Şerîfin ilk cuma gecesi, yâni 26 Ocak 2023  Perşembeyi Cumaya bağlayan gece Regâib Gecesi’dir. Bu geceyi oruçlu olarak karşılamalıdır.

Regâib gecesi, akşamla yatsı arasında 12 rek’at Hâcet namazı kılınır. İki rek’atte bir selâm verilerek kılınan bu namazda, Fâtiha’dan sonra her rek’atte 3 İnnâ enzelnâhü… ile 12 İhlâs-ı şerîf okunur. Namazdan sonra, 7 Salât-ı Ümmiye okunup secdeye varılır. Salât-ı Ümmiye şudur:

“Allâhümme salli alâ seyyidinâ Muhammedini’n- nebiyyi’l-ümmiyyi ve alâ âlihı ve sahbihı ve sellim.”

Secdede 70 defa “Sübbûhun Kuddûsün Rabbünâ ve Rabbü’l- melâiketi ve’r-Rûh” okunur. Secdeden kalkıp bir defa “Rabbiğfir verham ve tecâvez ammâ ta’lem. İnneke ente’l-e’azzü’l-ekrem.” okunur. Tekrar secdeye varılıp yine 70 defa “Sübbûhun Kuddûsün Rabbünâ ve Rabbü’l-melâiketi ve’r-Rûh” okunur. Secdeden sonra duâ edilir. Duâda Allâh’a şu şekilde ilticâ etmelidir: “Allâhümme bârik lenâ Recebe ve Şa’bâne ve belliğnâ Ramazân.” Regâib Gecesi’nden sonraki gündüzde, yani cuma günü öğle ile ikindi arasında 2 rek’atte bir selâm verilerek 4 rek’at teşekkür namazı kılınır. Her rek’atte 1 Fâtiha, 7 Âyetü’l-Kürsî, 5 İhlâs-ı şerîf, 5 Kul eûzü birabbi’l-felak, 5 Kul eûzü birabbi’n-nâs sûreleri okunur. Namazdan sonra 25 defa “Lâ havle velâ kuvvete illâ billâhi’l- aliyyi’l-azîmi’l-kebîri’l-müteâl”, 25 defa “Estağfirullâhe’l-azîm ve etûbü ileyk” diyerek istiğfâr ve sonra da duâ edilir. (Duâ ve İbâdetler, Fazilet Neşriyat)

***

RECEB AYINDA ORUÇ TUTMANIN FAZİLETİ

Rasülüllah S.A.V. ile beraber yürüyorduk. Bir kavmin kabristanına uğradık. Aleyhisselâm Efendimiz durdu. Şiddetli bir şekilde ağladı ve dua etti. Sonra şöyle buyurdu: -“Ey Sevbân, buradakiler kabirlerinde azab görüyorlar. Onlara dua ettim, azabları hafifletildi.” Daha sonra buyurdu ki: -“Eğer onlar Receb ayında bir gün oruç tutsalardı, yahut bir geceyi olsun ibadetle geçirselerdi kabirlerinde azab görmezlerdi.”  Enes bin Malik’in naklettiği bir Hadis-i Şerif ise şöyledir: -Kim Receb ayında bir defa ihlas suresini okursa Hazreti Allah onun elli senelik günahını af eder. Receb ayında oruç tutmanın faziletine dair bir çok Hadis-i Şerif rivayet edilmiştir.  Hadis-i Şerif: Ebu Katâde Enes Radıyallâhü Anh’dan rivayet ediyor: -Cennette bir nehir vardır. Ona Receb denir. Sütten daha beyaz, baldan daha tatlıdır. Receb ayında bir gün oruç tutanı Hazreti Allah o nehirden sular.   Hadis-i Şerif: -Receb ayının sair ayları üzerine fazileti, Kuran’ın diğer kitaplar üzerine fazileti gibidir. Kim onda üç gün oruç tutarsa Allâh’ü Teâlâ o kişi ile Cehennem arasında bir hendek ve perde kılar.  Said İbni Cübeyr babasından, o da Rasülüllah Aleyhisselâm’dan rivayet etti. Efendimiz buyurdular ki: -Receb büyük bir aydır. Allah bu ayda hasenatı kat kat eder, seyyiâtı da siler. Kim Receb’den bir gün oruç tutarsa, sanki bir sene oruç tutmuş gibi olur. Kim ondan yedi gün oruç tutarsa ona cehennemin yedi kapısık apanır. Kim ondan sekiz gün oruç tutarsa, ona cennetin sekiz kapısı açılır. Kim ondan on gün oruç tutarsa, Allah ona istediğini verir. Kim ondan on beş gün oruç tutarsa kendisine şöyle seslenilir: “Gerçekten af olundu.” Kim artırırsa Allah da ona (ecrini) artırır. (Ramuz 288/13)

***

RECEB’E TAZİM EDEN KABRİNDE YALNIZ DEĞİLDİR

Beyt-i Makdis’de ibadetine düşkün bir kadın vardı. Receb ayı geldiği zaman bu aya tazim kastı ile her gün 11 defa İhlası Şerifi okurdu. Kıymetli ve pahalı elbiselerini çıkarır, eski ve değersiz elbiseler giyerdi. Yine bir Receb ayında hastalandı. Eski elbiseleri ile defnedilmesini vasiyet etti. Oğlu, insanlara gösteriş için değerli kumaşlar ile kefenledi. Rüyada oğluna dedi ki:

-“Oğlum! Niye vasiyetimi tutmadın.” Kabrini kazdı, fakat mezarında bulamadı. Hayret ve üzüntü ile ağlamaya başladı. O esnada şöyle bir ses duydu:

-“Bilmez misin ki, bizim ayımız Receb’e tazim eden kabrinde yalnız başına bırakılmaz.” (Zübdet-ül Vaiz”in’den)

:) NASREDDİN HOCANIN MERKEBİ :)

Hoca merkebini pazara getirip dellala vermiş. Gelen müşteri yaşını anlamak için dişine bakmak isteyince merkep elini ısırmış. Adam söylenerek gitmiş. Diğer bir müşteri kuyruğunu tutunca merkep tepmiş. Dellal:.

“Efendi bu merkebi kimse almaz, önüne geleni kapıyor, ardına geleni tepiyor.” demiş. Hoca merhum;

“Zaten ben de onu satmak için getirmedim, Müslümanlar görsünler de benim neler çektiğimi anlasınlar diye getirdim”