Reklamlar

Posts Tagged ‘Sadaka Hakkında Hikaye’

Dilenciyi Sevindirmenin Neticesi

Şiddetli bir kıtlık hüküm sürmekte idi. Açlıktan kıvranan halk dilenciliğe başlamak zorunda kalmıştı, işte bu sırada zengin bir adamın bir üvey kızı vardı. Zengin adam bu üvey kızını evinde bir esir gibi çalıştırır ve ona etmedik eziyet bırakmazdı.
Bir gün kızcağız evde ekmek pişirirken eve bir dilenci geldi, kendisinden bir miktar ekmek istedi. Üvey babasından haddinden fazla korkan kız, Allah’tan daha fazla korkuyordu ki; adama iki parça ekmek verdi. Dilenci sevinçle ekmeği alıp giderken kızın babalığı da eve geldi.
Kıza:
-Ekmeği sen mi verdin?, diye sordu.
Kız kendisinin verdiğini söyleyince de, adam kıza öyle eziyetler etti ki, ne yaptı ise tatmin olmayıp elini kesip sokağa attı.
Kızı tanıyanlar, ona bir iki sene baktılarsa da, olacak gibi değildi. Kız millete yük olmaktan bıkmıştı. Çalışacak bir iş de bulamadığından dilenmeye karar verdi. Kendisini tanımayan bir diyara gidip ıkına – sıkına bir evin kapısını çaldı. Evi açan bir erkekti. Kız, gayet mahcup bir vaziyette:
-Allah rızası için bana yardım eder misiniz? dedi. Adam o yaşta dilenen kıza acımıştı. Dikkatli dikkatli kızın yüzüne bakmaya başlayınca kız gerisin geriye döndü. Kız bu zamana kadar nereye gitse, herkes hırsızlık yapmış da eli kesilmiş sanarak bir işi güvenmedikleri gibi iyilik de yapmak istemiyorlardı. Kızcağız o adamı da aynı fikirde sanmıştı. Fakat kız daha kapıdan uzaklaşmadan adam arkasından seslendi. Çaresiz kalan kızcağız ne diyecek diye geri dönmüştü. Adam ona kimsesi olup olmadığını sordu. Kız yaşlı gözlerle kimsesinin olmadığını söyleyince de, adam kıza evlenmek teklif etti. Adam kızın elinin kesik olduğunun farkına varmamıştı. Yaşı kemâle ermiş olan kız hemen evliliği kabul etti.
Düğün merasimi yapıldı, nikâhları kıyıldı, zifaf gecesi beraber yemek yiyorlardı. Adam iyice dikkat ettiğinde anladı ki, kız hep bir eliyle yemek yiyor. Ekmeği de aynı eliyle koparıyor yemeği de aynı eliyle yiyor, kızın sıkıldığından bunu yaptığını sanan adam:
-Neden iki elinle yemiyorsun? diye sordu.
Kız o zamana kadar elinin kesik olduğunu belli etmemişti. Çünkü bıkmıştı el arasında dolaşıp durmaktan. Ne yapacağını şaşırdı. Elinin kesik olduğunu söylese belki de adam hırsızlık yaptığını sanarak evliliği terk edecek, meseleyi anlatsa belki de inandıramıyacaktı. Çok müşkül bir durumda kan – ter içinde kalan kıza Allah tarafından bir ilham geldi:
-«Kesik olan elini çıkar! Korkma, biz senin elini iade ettik» deniyordu. Mütereddid bir halde eline bakan kız hakikaten elinin yerinde olduğunu görünce çok sevindi ve kendisini mahcup olmaktan kurtardığı için Allaha şükürler etti. Evlilikleri mutlu bir şekilde devam ediyordu. Kadın, başından geçen hâdiseyi münasip bir şekilde kocasına anlatıp, o zamana kadar elinin çolak olduğunu ve o anda elinin Allah tarafından iade edildiğini söyleyerek, bunun da bir dilenciye ekmek verdiği için başına geldiğini söyledi. Meseleyi hatırlayan adam:
-Senden o ekmeği alan fakir bendim, fakat Allah’a hamdolsun ki, şimdi o fakirlikten kurtuldum, diyerek o da kendisini tanıttı. İki kader arkadaşı, hayatlarını böyle sürdürürken bir gün yemek yiyecekleri bir sırada kapıları çalındı. Baktılar ki, üstü – başı perişan bir adam kapıya gelmiş bir parça ekmek istiyor. Kız onun kendisinin elini kesen babalığı olduğunu tanıyıp, kocasına da söyledi. Fakat onlar, hiç belli etmediler, ellerinden geldiği kadar ona iyilik ettiler ve mümkün mertebe gönlünü alıp gönderdiler.
İsmail Hakkı Bursevi(k.s.), Ruhu’l Beyan Tefsiri, Fatih Yayınevi: 9/285-286

***

DİLENCİYİ KİM KONUŞTURUR?

Bir Lokma Sadakaya Bir Lokma ile Mükâfat

Çarşıdan Alınan Bir Nar, Evde Nasıl On Tane Oldu?

 

 

Reklamlar

SADAKANIN KARŞILIĞI

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurdular:

“Sahrâda yolculuk yapmakta olan bir adam, yolculuk esnâsında, bir buluttan ‘Falanın bahçesini sula!’ diye bir ses duydu. Bulut hemen bir taşlık yere doğru hareket etti ve suyunu oraya boşalttı. Adam, suyun tamamının derelerden birinde toplandığını gördü ve suyu takip etti. Bir de baktı ki, bir adam bahçesinde, elindeki kürekle suyu oraya buraya çevirip bahçesini suluyor. Ona: 

Ey Allâh’ın kulu! Adın nedir? diye sordu. 

Adam, kendisinin daha önce buluttan duyduğu ismi söyledi, sonra da: 

Ey Allahın kulu! Adımı neden sordun? dedi. O da: 

Ben şu suyu yağdıran buluttan, senin adını söyleyerek ‘Falanın bahçesini sula!’ diye bir ses duydum da onun için soruyorum. Sen ne yapıyorsun ki bu lütfa mazhar oluyorsun? dedi. Bahçe sahibi: 

Mâdem ki soruyorsun, söyleyeyim: Ben bu bahçemden çıkan mahsûle bakarım; üçte birini sadaka olarak dağıtırım, üçte birini çoluk-çocuğumla birlikte yerim, üçte birini de tekrar bahçeme ekerim, dedi.” (Sahîh-i Müslim)

Ölümü nasıl geciktirildi?

Kasabın biri, havarilerden bir cemaatle beraber (olan) İsâ Aleyhisselâm’a uğradı. Isa Aleyhisselâm havarilere:

-“Öğlen vaktinde bu adamın cenazesine hazır olun” dedi.

Öğlen vakti olduğunda adam ölmedi. Cebrail Aleyhisselâm nazil oldu. Isa Aleyhisselâm ona sordu:

-“Sen bu kasabın öleceğini bana haber vermedin mi?”

Cebrail Aleyhisselâm:

-“Evet!” dedi.

-“Ölümü nasıl geciktirildi?” Cebrail aleyhisselâm:

-“Lakin bu kişi. bundan sonra, üç çörek ekmek sadaka verdi ve böylece sadaka verdiği üç çörek sebebiyle ölümden kurtuldu.” buyurdular.  [1]


[1] İsmail Hakkı Bursevi, Rûhu’l-Beyan Tefsiri, Fatih Yayınevi: 2/714-715.

 

Sadaka Hakkında Hikaye

               Hazret-i Aişe(r.a.) annemizden rivayet olundu. Bir gün kendisi oturuyordu. Yanına bir kadın geldi. O kadın elini yeninin içinde örtüyor(ve gizliyor)du. Hazret-i Aişe(r.a.) annemiz kendisine sordu. 

                -“Sana ne oluyor ki yeninin içinden çıkartmıyorsun?” Kadın: 

                -“Ey mü’minlerin annesi! Hiç bana sorma! Benim annem ve babam vardı. Babam sadaka vermeyi çok severdi. Annem ise (çok cimriydi) sadakada vermekten nefret ederdi. Annemi hiçbir zaman hiçbir şeyi sadaka verdiğini görmedim. Ancak iç yağından az bir şeyi ve bir parça da yırtık bir elbise sadaka verdiğini gördüm.  

                   İkisi vefat ettikleri zaman; rüyamda gördüm. Kıyamet kopmuş idi. Annemi mahlukatın önünde dikilmiş gördüm. Rezil olmuş bir haldeydi. Halk annemin gizli ayıplarını ve günahlarını görüyordu. Ve gördüm. Annemin elinde o küçük iç yağı parçası vardı. Ve annem onu emiyordu. Ve bağırıyordu:

                  -“Ahhh! Susadım! Susadım!” diye 

                 Ve babamı da gördüm, Havuz’un başında oturuyordu. Ve kendisi su içiyordu. (Ve başkalarına su veriyordu.) Babamın yanında su içirmekten daha sevimli bir sadaka da yoktu. O sudan bir bardak su aldım. Götürüp anneme içirdim. O anda yukarıdan bir ses işittim.  

                  -“Dikkat edin! Ona su veren kim? Onun eli kurusun!”  denildi.

                   Uyandım. Ve onda elimin kuruduğunu gördüm….” 

                         Kaynak : Ruhu’l Beyan Tercümesi Cilt 15 Sayfa 763

SADAKA HAKKINDA HADİS-İ ŞERİFLER tıklayınız…

Çarşıdan Alınan Bir Nar, Evde Nasıl On Tane Oldu? tıklayınız…


Dünyada Yapılan İyiliklerin Dünyadaki Karşılığı Bire Ondur

Bir gün Abdullah bin Mübarek’in evine on kişi kadar alim, misafir olarak gelir. Elinde, üzerine bindiği atından başka bir dünyalık yoktur. O atı kesip misafirlerine ikram eder. (At eti yemek haram değildir. Tenzihen yani helale yakın mekruhtur)

Bu meseleden dolayı karısıyla aralarında anlaşmazlık çıkar. Karısı:

– Senin bundan başka bir şeyin yoktu. Niçin kestin de yedirdin? diye münakaşa başlatır. Münakaşa büyür ve Abdullah bin Mübarek, çaresiz kalır ve misafir sevmeyen bu kadını boşar.

Aradan birkaç gün geçer. Abdullah Hazretlerine bir zengin gelerek:

– Ey imam, benim bir kızım var. Annesi öldü. Üzüntüsünden elbiselerini yırtıyor. Ne yaptıksa teselli edemedik. Belki sizin sözlerinizden teselli bulur, der.

Kız getirilir, Abdullah bin Mübarek’in va’zını dinlemeye başlar. Abdullah Hazretleri kürsüde kızın teselli olacağı kelimeler konuşur. Kızın durumu değişir ve:

– Bundan sonra annem için ağlamayacağım, der. Gerçekten de ağlamaz. Babasına da: 

– Babacığım benim senden bir isteğim var, der. Babası:

– Buyur kızım ne istiyorsun? Sen ne istersen yapmaya hazırım, der.

Kız konuşur:

– Ben bu Mübarek zatla evlenmek istiyorum. Şimdiye kadar beni çok kimseler istedi, fakat hiç biriyle evlenmeyi düşünmedim. Bundan başka kimseyle de evlenmem, der.

Neticede bu evlilik tahakkuk eder. Kızın babası zengin olduğu için çok çeyiz ve mal verir. Bu arada da Allah için cihad etmesi için damadına 10 tane at verir. Abdullah bin Mübarek’in rüyasında denilir ki:

“Sen bizim rızamız için o yaşlı kadını boşadın. Bizde sana daha genç bir kız verdik. Bizim için misafirlerine bir tane at ikram ettin. Biz de sana 10 tane at verdik. Allah bire on olarak mükafat verir. Allah kimsenin yaptığını boşa çevirmez.”  

 Değerli okuyucular; Dünyada yapılan iyiliklerin sadece dünyadaki karşılığı bire ondur ve bu en az olanıdır. Rabbimiz bire yüz, ikiyüz, yediyüz, yedibin mükafat da vermektedir. Ahirette verilecek bu kat kat mükafata göre, dünyada verilenler kıyas bile edilemeyecek kadar değersizdir