Posts Tagged ‘mizah’

:) Yarasaydı, Sahibine Yarardı.

At nalının insanlara uğur getirdiğine inanan biri, Hoca’ya sormuş:

“Hocam, at nalı insana uğur getirirmiş, evin kapısına assak günah olur mu?” Böyle hurafelerin dine aykırı olduğunu her zaman anlatan hoca, bu sefer farklı bir yöntemle cevap vermiş:

“Eğer uğur getiriyorsa, asabilirsin. Ama bence getirmez. Çünkü atlarda bir değil, dört nal olmasına rağmen şimdiye kadar bir faydası olduğunu görmedim aksine akşama kadar yediği kamçının, taşıdığı yükün ve koşturulduğu yolun hesabı yoktur.”

:) Don’t Panic.

Amerikalilar yeni bir uçak geliştirmisler. Ve bu uçaği denemek icin Arabistan’a götürürürler. Bir arap pilotunu uçağa bindirirler ve ucak havalanir. Arap pilotu uçagi kullanırken 4 motordan biri patlar. Göstergelerde “Don’t panic.This is American technology” yazısı görülür. Pilot rahatlar. Daha sonra bir motor daha patlar ve göstergede aynı yazı görülür. Biraz sonra iki motor ayni anda patlar ve hiç motor kalmayınca arap pilot panikler. Tam bu esnada göstergelerde “Don’t panic.This is American technology” yazisi görülür ve uçak kendi kendine rahat bir şekilde yere iner. Araplar şasırır ve kendileride boyle bir uçak yapmaya karar verirler. Yaptıklari uçağı Amerikalılara denetmek icin bir Amerikan pilotunu uçağa bindirirler. Uçak kalktıktan birkaç dakika sonra bir motor patlar. Göstergelerde “Don’t panic.This is Arabic technology” yazısı görülür. Birkaç dakika sonra 2. Motorun patlamasıyla aynı yazı göstergede görününce pilot “Ulan bizim uçagin aynısını taklit etmişler. Ne taklitci adam yav bunlar” …..dedikten sonra kalan 2 motorda patlayınca uçağın kendiliğinden yere ineceğini düsünen pilot gostergede şu yazıyı görür. “Don’t panic.This is Arabic technology. Please repeat after me; Eshedu enla ilahe illallah, ve eshedu enne Muhammeden Abduhu ve Resuluhu…”

:) HOCA VE İFTAR YEMEĞİ

NASREDDİN Hoca bir köyde imamlık yapıyormuş. Tabi şimdiki gibi devletten maaş alma yok. Köylülerle belli bir meblağ üzere anlaşma yapılarak görev yerine getiriliyor. Henüz bekâr olan hocamız bazen iftara çağrılıyor bazen evde kendi imkânlarıyla hazırladığı nevale ile orucunu açıyor.
Çoğunlukla da evde iftar yaptığı için hoca yemek yap(ama)maktan perişan olmuş.
İkindi sonrası eve giderken bir kadın yanına gelir.
-Hocam Hz. İsa semaya mı yükseldi?

-Evet teyzeciğim.

-Aman Allah’ım! Yüzyıllardır gökte mi?

-Evet teyzeciğim.

Kadın biraz tuhaftır:
-İyi ama hocam, o mübarek İsa Efendimiz orada ne yer ne içer?

Nasreddin Hoca kadına bir ders vermesi gerektiğini anlar:
-A benim düşünceli teyzeciğim. Sen benim haftalardır ne yiyip içtiğimi düşünmezsin de Allah’ın, huzuruna aldığı bir peygamberin ne yediğini mi merak edersin?

:) AĞA BAŞINI EVDE UNUTMASIN.

Akşehir’in ağalarından hocanın bir ahbabı vardı. Bir gün Akşehir’e gittiği zaman onu da ziyaret etmek istedi. Ağanın konağına yaklaştığında onu pencereden başını çıkarmış etrafı seyreder gördü. Ağa da hocayı görmüştü. Onunla görüşmek ve evine almak istemediğinden başını içeri çekti. Hoca eve gelip kapıyı çaldığında kapıyı hizmetçi açtı.

Hoca merhum:

— Ağa ile görüşmek, sohbet etmek için geldim, dediğinde hizmetçi verilen talimat gereği:

— Ağa evde yok efendim. Geldiği zaman sizin geldiğinizi söylerim. Belki de sizinle görüşemediğine çok üzülecektir, dedi.

Hizmetçinin bu sözlerine hoca gülümseyerek şu cevabı verdi:

— Ağaya söyle de dışarı çıkarken bir daha başını evde unutmasın sakın!.

:) İKİLEMELİ KONUŞMA

Nasreddin Hoca sürekli ikilemeli konuşan bir arabacıya bir gün der ki:

“Efendi, benim esyalar taşınacak, gel de taşı” Arabacı,

“Neler var” diye sorar. Hoca,

“Dolap molap, yatak matak, sandalye mandalye” der. Arabacı,

“50 Akçeni alırım Hoca” der. Hoca, …

Olur” der. Arabacı esyaları taşır, Hoca adama 25 Akce verir. Adam,

“Hoca, bu paranın yarısı” der. Hoca,

“İyi ya işte, sen de esyaların yarısını taşıdın, dolabı götürdün, molap kaldı, yataği götürdün, matak kaldı“der.

:) Hoca ve Yahudi Komşusu

Hoca merhum, her akşam yatarken:
Ya Rabbi! Yüz altın isterim.. Doksandokuz olursa almam, derdi.
Hocanın bir de yahudi komşusu vardı. Her akşam hoca komşunun bu şekilde dua ettiğini duyunca denemeye karar verdi. Bir akşam yine hoca merhum duasını bitirip sonunda da:
– Ya Rabbi! 100 altın isterim, 99 olursa almam, demeye başlayınca daha evvel damın başına çıkan yahudi bacadan aşağı altınları teker teker atmaya başladı. Hoca efendi hemen ocağın başına koştu ve gelen altınları almaya
başladı. Hoca 100 altın istiyordu ama, altınların sonu 99 olunca kesildi.
Daha evvel:
— 99 olursa almam, diyen hoca:
— 99′u veren Allah 100′ü de verir, aza şükretmeyen çoğu bulamaz, dedi ve altınları keseye doldurdu.
Hocaya altınları döken yahudi sabırsızlıkla sabahın olmasını beklemeye başladı. Sabah oldu, yahudi alelacele hocanın kapısını çaldı ve:
— Hocam akşam altınları bacadan ben atmıştım. Bir şaka yapayım, dedim. Bakalım hoca efendi sahiden almayacak mı diye denemek istemiştim, falan diyerek altınları geri istedi.
Hoca merhum:
— Ne münasebet canım! Sen bana Allah tarafından altın atıldığını duydun ve hemen açıkgözlük yapmak istiyorsun. Ben senden altın falan istemedim, ben Allah’tan istedim, O da verdi, deyince yahudi ne yapacağını şaşırdı, doğru kadıya varıp hoca merhumu şikâyet etti.
Nasreddin hocaya gelip:
— Mahkemeye gideceğiz, deyince, hoca:
— Giderim ama, altıma bir at, sırtıma bir kürk isterim, dedi. Yahudi
çaresiz bunları kabullenip bir at bir de kürk aldı hocaya…
Beraber kadının huzuruna çıktılar. Yahudi derdini anlattı:
— Benim paralarımı vermiyor, dedi. Kadı hoca merhuma sordu:
— Ne diyeceksin bu iddialar karşısında? diye. Hoca merhum:
— Kadı efendi, bu adam yalancının tekidir. Bana para falan vermedi. Bu adamdan korkuyorum biraz sonra dışardaki ata bile «Benimdir!» diyecektir,
dedi.
Yâhudinîn gözleri bir karış açık:
— Evet, kadı efendi. Dışardaki at da aslında benim, dedi. Hoca merhum:

Görüyorsun değil mi kadı efendi? Ben ne dedim, korkarım şu
sırtımdaki kürke bile sahip çıkabilir, «O da benimdir» diyebilir.
Bu adam

bu kadar yalancı ve düzenbazdır, dedi. Yahudi heyecanla:
O da benim kadı efendi. Ben verdim buraya gelirken onu, dedi. Hoca
Merhum:
— Ben demedim mi Kadı efendi, dedi. Kadı yahudinin haksızlığına
hükmetti. Yahudi mahkemeden eli boş döndü tabii. İkisi bir yola çıkıp
gitmeye başladılar. Hoca atta, yahudi yürüyor.
Hoca merhumun oyunu burada sona ermişti:
— Al atını, kürkünü ve paralarını. Ben senin malına sahip olacak
değilim. Fakat bundan sonra sakın kendini Allah yerine koyayım deme,

diyerek adama biraz da akıl verdi.

:) Hırsızlık Duası

Hoca Merhum bir gece evin damında bir ayak sesi duyup hırsız olduğunu anlar ve:
— Hatun geçen gece eve geldim, kapıyı o kadar çaldığım halde açmadın ben de şu duayı okudum ve ayın ışığına yapışarak yavaş yavaş bacadan girdim, der ve bir dua okur.
Hırsız Hocanın okuduğu duayı ezberler ve o da biraz sonra evdekilerin uyuduklarına kalbi kanaat getirince duayı okuyarak kendisini bacadan aşağı koyverir. Bir de bakarki kımıldar hali kalmamış, hurdahaş olmuş. Hoca Merhum hemen seğirtip:
— Hanım hırsızı yakaladım, çabuk ip getir diye bağırınca hırsız:
— Efendi kendini boşuna yorma, o dua sende, bu akıl bende olduğu müddetçe ben senin elinden nasıl olsa kurtulamam, der.