Posts Tagged ‘iman nedir’

İmanın Değeri ve Onu Korumanın Önemi

Bütün mahlukatı yoktan var eden Cenab-ı Hak, biz insanları Zat-ı şeriflerini tanımamız ve ona kulluk etmemiz için geçici bir süreliğine dünyaya  göndermiştir. Bütün dünyayı insanoğlunun emrine vermiş, insana da iman ile emretmiştir. Dünyada insan için birinci derecede lüzumlu olan şey imandır. İnsanı diğer mahlukattan hatta meleklerden bile üstün kılacak cevher odur. İman olmadan insanın ve yaşadığımız hayatın hiçbir değeri yoktur. Cenabı hakkın gönderdiği her peygamberin ilk işi, halkı imana davet etmek olmuştur. İmanın değeri, her türlü maddi ve manevi kıymetin üstündedir. Yaptığımız bütün iyiliklerin, güzelliklerin değeri imanın varlığı ve kuvveti ile alakalıdır. O yoksa yapılan iyiliklerin de kalıcı bir faydası yoktur. O halde her insan evvela iman etmek ve bu imanı âhirete götürmekle mükelleftir.

Evvela İman nedir? ” İman, Peygamber Efendimiz (s.a.v) in Hazret-i Allâh tarafından getirip tebliğ buyurduğu hususların tamamını kabul ve kalben tasdik etmektir.”

 İman, bu tasdikten ibarettir. Fakat kişinin, hayatında ve ölümünde kendisine Müslüman muamelesi yapılması için kelime-i şehâdeti dili ile söyleyip kalbi ile tasdik etmesi şarttır.

Nisa suresinin 136.ayeti kerimesinde şöyle buyrulur:

Ey iman edenler! Allah’a ve Resulüne, Resulüne indirmiş olduğu Kitab’a, ve daha önce indirdiği kitaba iman edin. Kim Allah’ı, meleklerini, kitaplarını, peygamberlerini ve ahiret gününü inkâr ederse sapıklığın en koyusuna düşmüş olur.”

 Allaha, Meleklerine, Kitaplarına, Resullerine, Ahiret gününe ,Kadere-hayır ve şerrin Allah’dan geldiğine inanmak şeklinde özetlenen imanın şartlarını ve bunlarla ilgili muhtevayı her Müslüman öncelikle sahih İlmihal kitaplarından öğrenmeli, yutkunmadan kabullenmelidir.

Bu İman, Allah’ın nimetlerinin en büyüğüdür.

Buna mazhar olan bir kul, artık mümindir, Allah’ın cennetine adaydır.

O kişi artık, İbadet ve taatla mükelleftir. Namaz,Oruç, vb. ibadetler hep iman edenlere farzdır. Diğerleri bu hususta muhatap bile değildirler.

Tabi ki böyle muazzam bir nimet ile şereflenen kişi evvela o imanı korumak, buna muvaffak olabilmek için de bazı hususlara dikkat etmesi gerekir.

Bu hususları şöyle özetleyebiliriz:
1. Gaybe inanmak: Gayb; beş duyu ile anlaşılamayan şeylerdir. Allah, melek, Cennet, Cehennem ve Cin gibi. İmanın kıymeti zaten gaybe iman olmasındandır. Kuranı Kerimin ilk sayfalarında, Bakara suresinin 3.ayeti kerimesinde, kurtuluşa erenlerin vasıfları beyan edilirken, ilk olarak,”onlar ki gaybe iman etmişlerdir.” buyrularak övgü ile bahsedilmektedir. 
2. Dâima Allâh’dan korkmak.

3Allâh’in rahmetinden ümidini kesmemek:

İslama göre kendisinden emin olup, ben artık bu kadar ibadet ve hayırdan sonra cennetlik oldum demek; veya bu kadar günahtan sonra ben artık kesin cehennemlik oldum deyip ümidi kesmek katiyen caiz değildir.

Bu inanışların ikisi de insanı küfre götürür. Kimin ne olacağı belli olmaz, itibar sonadır. Peygamberler, Ashab-ı Kiram ve Büyük Allah dostları hep son anlarında imanla göç edebilmek için dua ve yakarıştan geri kalmamışlardır.

Nitekim Kur’anı kerimde peygamber kıssaları içerisinde “kıssaların en güzeli” olarak vasfedilen Yusuf Suresinde; bu Peygamberin ağır imtihanlardan Allahın yardımı ile nasıl kurtulduğu anlatıldıktan sonra Cenabı hakka şöyle dua ettiği bildirilir: “Yarabbi! Muhakkak ki, Sen bana mülk ve saltanat  verdin ve hadiselerin bir kısım te’vilini, yorumunu öğrettin. Ey gökleri ve yeri yaratan Allahım! Dünyada ve ahirette benim yanımda yakınımda olan/beni koruyup destekleyen sensin.

 Beni Müslüman olarak öldür ve beni sâlihlerin arasına ilhak eyle.»

Peygamberlerin, Ashabı Kiramın, bütün evliyaullahın korktuğu gibi bizler de son nefesimizde iman ile göç etmenin endişesini yaşamalı,bunun için her fırsatta Cenab-ı Hakka dua ve iltica etmeliyiz.

Sevgili Peygamberimiz (sas); ”Sizler nasıl yaşarsanız öyle ölürsünüz, nasıl ölürseniz de öyle diriltilirsiniz. Buyurmaktadır. O halde İslami emir ve yasaklara sımsıkı sarılmalıyız.

Bunlarla beraber; Rahmetim gazabımı geçmiştir.”buyuran yüce Mevla’mızın rahmetinden de daima ümit var olmalıyız.

Özetle Mümin daima korku ile ümit arasında olmalıdır.

En büyük nimet ve cevherimiz olan İmanımızı muhafaza için dikkat  etmemiz gereken diğer bir husus da;

4.Mukaddesata (İslam’ın mukaddes saydığı şeylere) hürmetkâr olup hafife almaktan kaçınmaktır: Mesela her hangi bir dini emir ve yasağı eleştiren, hafife alan kişinin imanı zayi olur. İman, tam olarak teslim olmayı gerektirir.Yüce dinimize ait bütün hükümler; emirler ve yasaklar, hepsi başımızın tacıdır.İçerisinde hikmetini, güzelliklerini anlayamadığımız bazı hususlar olursa,o bizim ilmimizin ve aklımızın yetersizliğindendir.

5.Kâfiri kâfir bilmek, mümini mümin bilmek:

 Meselâ: Bir kimse, sözle, yazıyla veya fiilen açıkça din düşmanlığı yapan birine Müslüman dese dinden çıkar. Ayrıca, dine hizmet eden ve dini yaymaya çalışan iman sahiplerine de kâfir diyen, yine dinden çıkmış olur.

Müslüman, uyanık olmalıdır. Bir insanın görünüşte bazı faydalarının dokunmuş olması veya bizim öyle bilmemiz, onun Cennete girmesi için yeterli değildir. Veya sevmediğimiz, ama iman sahibi olan birisi için;

” bu cennete giremez.”diyemeyiz. Cennetin ve Cehennemin sahibi,

 Cenab-ı Hak’tır. Bizim sahibimiz de odur. Cenabı Hak Cennetini iman edenlere tahsis etmiştir. Hepimiz ondan geldik ona gideceğiz.

 Küçücük aklımızla haddimizi aşmamalıyız.. 

6.Allah’a mekân izâfe etmemek:

 Meselâ, Allah göktedir demek insani dinden çıkarır. Cenabı Hak, zamandan ve mekândan münezzehtir. Zamanı ve mekanı yaratan O’dur. Cenabı Hakkın yüce isminden bahsederken daima hürmet ve ta’zim ifadesi kullanmalıyız. O’nun eşi benzeri yoktur. Kemal sıfatlarla muttasıf, noksan sıfatlardan münezzehtir. Yani her türlü güzellik ve üstünlüğe sahiptir, onda hiçbir eksiklik ve olumsuzluk yoktur.

7.Kur’ân-ı Kerim’e şüphesiz inanmak:

 Kur’an-ı Kerim Cenabı Hakk’ın gönderdiği bütün diğer kitapların en üstünüdür. Cenabı Hak Adem (AS.)dan  bu yana peygamberlerine hükümler göndermiş, bu hükümlerden bir kısmını zaman içerisinde değiştirmiş, bir kısmını da devam ettirmiştir. Kur’an-ı Kerim, bütün insanlığa ve cinlere Cenabı Hakkın son sözüdür.Hükmü kıyamete kadar devam edecektir.O gelince diğerlerinin hükmü bitmiştir.

Gerçi bu gün insanların elindeki diğer semavi kitapların hiç biri Cenabı Hakkın indirdiği kitaplar değil; sonradan insanlar tarafından düzenlenmiş eserlerdir. Ama asılları olsa bile bir hükmü yoktur.Nitekim,Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bir ara Hazret-i Ömer’in elinde mensuh Tevrat sahifelerinden bir parça görünce  ona adeta çıkışarak: “Siz de Yahûdi ve Hıristiyanlar gibi bana verilen nübüvvetten, bana indirilen Kur’ân’dan şüphe ve tereddüt mü ediyorsunuz? Vallâhi, Tevrat kendisine indirilen Mûsa Peygamber (şu anda) hayatta olsa idi, bana tâbi olmaktan başka hiçbir kudreti olamazdı.” Buyurmuşlardır.

Kur’an-ı Kerim kıyamete kadar devam edecek son kitaptır. İçerisinde eksik, fazla, gereksiz bir şey olduğunu söylemek insanı dinden çıkarır.

(Kur’anı kerim içerisinde hükmü nesh edilmiş, yani bir sonraki ayetle hükmü değiştirilmiş bazı ayetler vardır. Ancak bu, onların-haşa- gereksizliği manasına gelmez. Bu husus ilim ehlini ilgilendirir.)

(O, Allahımızın bizlere ikamı, hediyesidir. Her harfi mukaddestir. Ona her türlü hürmet ve tazimi göstermeye çalışırız.Ona hürmet gösterdiğimiz ölçüde dünyada ve ahirette yükseliriz.)

 Kur’ana hürmet etmek  Allaha hürmet göstermektir. Ve imanın gereğidir. Abdullah İbn-i Mesud (r.a.)’den rivayet edilen ve hutbemin başında okuduğum hadisi şerifte  Resulullah (s.a.v.) Efendimiz şöyle buyurmuşlardır:

“Kelamın en güzeli Allah-ü Teâlâ’nın kelamıdır, hidayetin en güzeli de Muhammed Aleyhisselam’ın hidayetidir.”(Sünen-i Nesai, Kitabüs sehv)

Yüce İslam dini,”Dinde zorlama yoktur.” hükmünü 15 asır evvel ilan etmiştir. Çünkü; ”doğru yol ve sapıklık artık iyice ortaya çıkmıştır.” (Bakara 256) Ancak bu zorlama, İslam’a girmek hususundadır. Zorla İslam’a girmek, İslam’ın yüceliğine ve şanına yakışmaz. İman kalbe yerleşmeden mümin olunamaz, zorlanılırsa sadece dili ile”iman ettim,”der, bu ise münafıklığa kapı aralar. İman kalpte Allahın yerleştirdiği bir nur’dur.

Ve hiçbir şeyle ölçülmez. Müslüman olmak zorla olmadığı gibi; olmayanlara da tam bir din hürriyeti tanınır. Ancak bu hürriyet, onların dininin de hak ve geçerli olduğu anlamına gelmez, sadece dünyalıktır.

Bu vesile ile zaman zaman, dinler arası diyalog vb. diye bahsedilen hususların İslam inancı ile alakası yoktur. Ve şirktir.İslamiyet şirk kabul etmez. Okuduğum ayet-ikerime’ de ifade buyrulduğu üzere; Allah katında hak din sadece İslam’dır.”(Ali İmran 19)Hak kitap sadece Kur’an’dır. Hak Peygamber; Sadece Hz. Muhammeddir. Salat ve selam O’na, Aline ve ashabına…

Selam ona tabi olanların tamamına.