Reklamlar

Posts Tagged ‘haram’

SELÂMETİN YOLU

 Allâhü Teâlâ, bir hadîs-i kudsîsinde şöyle buyurmuştur:

“Ey Âdemoğlu! Kanâat edersen, kimseye muhtaç olmazsın. Hasedi terk edersen, rahat edersin. Haramlardan sakınırsan dîninde ihlâslı olursun. Gıybeti terk edersen muhabbetime mazhar olursun. İnsanlardan uzaklaşan onlardan selâmet bulur. Sözü az olanın aklı kemâle erer. Aza râzı olan Allâhü Teâlâ’ya güvenmiş olur. 

Ey Âdemoğlu! Sen bildiğinle amel etmez iken hâlâ amel etmeyeceğin ilmi nasıl tahsil edersin!

Ey Âdemoğlu! Yarın ölmeyecek gibi dünya için çalışırsın, sanki dünyâda ebedî kalacak gibi mal toplarsın.

Ey dünyâ! Sana düşkün olanı mahrum et. Senden yüz çevirene de sen yönel. Sana bakanların gözlerine tatlı görün.”(el-Mevâiz fi’l-ehâdîsi’l-Kudsiyye, İmâm Gazâlî) 

/ FAZİLET TAKVİMİ Salı-25-Haziran-2019

Reklamlar

ZATEN BENİM RIZKIMMIŞ

Gencin birisi Kâbe’de hep,
”Ey doğruların yardımcısı olan Allah’ım, ey haramdan sakınanların yardımcısı olan Allah’ım, sana hamdü sena ederim” diye dua eder.
Bu durum herkesin dikkatini çeker.
Birisi,
Neden hep aynı duayı yapıyorsun, başka bir şey bilmiyor musun? der.
O da anlatır:

7-8 sene önce yine Kâbe’de iken içi altın dolu bir torba buldum.
Tam 1000 altın vardı.
İçimden bir ses
-Bu altınlarla, şunları şunları yaparsın diyordu.
Hayır dedim kendi kendime, bu benim değil, başkasının malı, kullanmam haram olur dedim.
Bu sırada birisi,
-şöyle bir torba bulan var mı? diye bağırıyordu.
Çağırdım onu, nasıl bir torbaydı, içinde ne vardı diye sordum.
Torbayı tarif etti ve içinde 1000 altın vardı dedi.
Al öyleyse torbanı diyerek verdim.
Adam torbayı açıp içinden bana 30 altın verdi.

Pazara gittim.
Temiz yüzlü genç bir esiri [köleyi] överek satıyorlardı.
Gencin temizliği dikkatimi çekti.
Yanlarına gittim, bu köle için ne istiyorsunuz dedim.
30 altın dediler.
Adamdan aldığım 30 altını verip genci satın aldım.
Bir iki yıl geçti.
Genç çok çalışkan, çok edepli idi.
Onu aldığıma çok memnun olmuştum.
Bir gün onunla giderken karşıdan iki üç kişi geliyordu.
Genç bana dedi ki,
-Efendim, ben Fas emirinin oğluyum.
Bu gelenler babamın adamları.
Beni buldular.
Senden beni satın almak isterler.
Sen iyi bir insansın, onlara 30 bin altından aşağıya satma dedi.

O kişiler yanıma geldi, bu esiri bize satar mısın dediler.
Satarım dedim.
60 altın verelim dediler.
Olmaz dedim.
İyi ama sen bunu 30 altına almadın mı? Biz sana iki mislini veriyoruz dediler.
Öyleyse gidin pazardan alın dedim.
Artıra artıra 20 bin altına kadar çıktılar.
30 binden aşağı olmaz dedim.
Çaresiz kabul ettiler.
Altınları verip, genci alıp gittiler.
Ben o 30 bin altınla, işyerleri açtım, ticaret yaptım, daha çok zengin oldum.
Bir gün bana arkadaşlar, çok zengin bir ailenin iyi bir kızı var.
Babası yeni vefat etti.
Onunla seni evlendirelim dediler.
Ben de olur dedim.
Nikah kıyıldı.
Deve yükleri çeyizini getirdiler.
Çeyiz arasında bir torba dikkatimi çekti, kıza, bu nedir dedim.
İçinde 970 altın var, babam Kâbe’de bunu kaybetmiş, bulan gence 30 unu vermiş.
Kalanını da bana hediye etti, çeyizine koyarsın dedi.

Demek ki bulduğum altınlar benim rızkım imiş, vermese idim haram yoldan gelecekti, şimdi helal yoldan yine bana geldi.

Öyle ise, haramı ateş bilip ona uzanmamalı, günah kazanmamalı.