Posts Tagged ‘GÖNÜL HASTALIKLARI VE TEDAVİ YOLLARI’

Hangisi Daha Zor?

İmâm-ı Rabbâni (k.s.) hazretleri,

“Hikmet ehli indinde takarrür etmiştir(kesinleşmiş) ki; hastanın hastalığı devam ettiği müddetçe, en güzel, en nefis yiyecekler bile hastaya asla fâide vermez.

Aynen bunun gibi insan da, “Onların kalplerinde(manevi bir) hastalık vardır…..” (Bakara 10. Ayet) âyet-i kerimesinde bildirilen kalbî hastalıklara mübtelâ olduğu zaman, ona ibâdet ve tâât asla menfaat vermez” buyururlar. (Mektubât-ı İmâm Rabbânî, c.1 m.105)  

Binâenaleyh nefs-i emreden, kalbî hastalıklardan, nefis ve şeytanın tasallutundan kurtulamayan insanın, hakkıyla namaza hazırlanması mümkün değildir. Esasen böyle kimseye bütün ibadetler ve hususiyle namazın edası ağır ve zor gelir.

“Bilinmesi lâzımdır ki, zâhiri hastalıklar, şer’î hükümlerin edâsında zorluğu  ve meşakkati muciptir. Bâtıni hastalıklar da aynı şekildedir. (Mektubât-ı İmâm Rabbânî, c.1 m.219)   

Şeyh Ebu’l-Vefâ hazretlerine,

Şehrimize şu kadar ağırlıktaki taşı kaldıran ve şu kadar ağır yükü taşıyan birisi geldi, dediklerinde;

Abdest ibriğini taşımak ondan zordur. Zîrâ ağır taşı kaldırmak ve ağır yükü taşımakta nefsin hazzı vardır. Bunun için nefse kolay gelir. Abdest ibriğini taşımakta ise nefse muhâlefet vardır. O bakımdan nefse daha zor, daha ağırdır, buyurdular.(Evliyâlar Ansiklopedisi, c.12, s. 128)

Kaynak : Namazda Ta’dîl-i Erkân ve Huşû sayfa 14-15

***

GÖNÜL HASTALIKLARI VE TEDAVİ YOLLARI tıklayınız…

GÖNÜL HASTALIKLARI VE TEDAVİ YOLLARI

tablogünah İnsan oğlunun vücudundaki azaların her birisi hususi bir vazife için yaratılmışlardır. Bunların vazifelerini hiç yapmamaları veya zorlukla yapmaları, onların hastalıklarına işarettir. Mesela elin dokunma, elleme duygusunun normal olarak faaliyet göstermemesi sinir sisteminin bozukluğuna, gözün normal olarak görmemesi veya zorlukla görmesi onun sakatlığına alamettir. Aynen böyle de kalbin özel olarak yapmak için yaratılmış olduğu vazifesini yapamaması onun hastalığına alamettir. Halbuki kalbin vazifesi diğer uzuvlara nazaran çok zordur. Kalp : İlim, hikmet, marifet, Allah’a ibadet etmek, devamlı onu zikretmek, onun sevgisini diğer maddi arzuların üstünde tutmak gibi vazifeler için yaratılmıştır. Ekmek yemekten, su içmekten, taş ve toprak yemeyi daha fazla seven kimse nasıl hastaysa, öyle de gönlünü Allah’dan başka şeylerin sevgiyle dolduran kimse hastadır. Bu duruma göre zamanımızda hasta olmayan gönül pek azdır. Fakat bu hastalığın tehlikeli tarafı, hastalığa tutulan kimseler tarafından kendilerinin hasta olduklarının bilinmemesidir. Bilenlere de tedavi edilmek için sunulan ilaçları tatbik etmenin zor gelmesidir. Zira şehevi arzulardan doğan hastalıkların ameliyatı ölüm gibi çetindir. Herkes acısına dayanamaz. Dayanacak kimse bulunsa da ameliyat yapabilecek kudrette doktorlar pek az bulunur. Bizi tedavi ettiklerini sandığımız doktorların bir çoğu manen hastadır. Kendileri hasta olan doktorlar başka hastaları pek nadir olarak tedavi edebilirler. Hatta bazen vermiş oldukları ilaçlar hastayı iyi edecek yerde daha kritik duruma sokar. Bu hastalıklar nelerdir?

1.Şahsi kusurları görmemek veya kabullenmemek

2.Şehevi arzular

3.Çok ve boş yere konuşmak

4.Alay etmek

5.Mizah ve şaka

6.Fuhuş, küfür, dil bozukluğu

7.Husumet(düşmanlık)

8.Sır açıklamak

9.Yalan vaad

10. Yalan

11.Riya ve nifak

12.İki yüzlülük

12.Cimrilik

13.Hırs ve tama

14.Şöhret

15.Makam ve mevki ihtirası

16.Gıybet

17.Nemime(Koğuculuk)

18.Hased

Bu hastalıkların tedavisi

Nasıl diğer uzuvlar için doktorlara başvuruyorsak kalbimiz için de şifalar aramalıyız. Şifa ararken de kaynakları ve kişileri iyi seçmemiz gerekir. Unutmamalıyız ki gönlümüzün gıdası Hikmet, Marifet ve Allah Sevgisidir. Tedaviye başlarken ilk önce hastalık incelenmelidir. Mesela Tedavi edilmek istenen hastalık cimrilikse o hastaya ruhundaki cimrilik mikroplarını öldürecek cömertlik ilaçları içirilmelidir. Gönül hastalıklarının esası nefse uymak olduğundan nefis ve onun yoldaşı şeytana sırt çevirmeliyiz. Şahsi kusurlarımız için arkadaşlarımızdan yardım almalı onların bizi uyarmaları karşısında kızmamalı bilahare teşekkür etmeliyiz. Tevbe ederek bir daha yapmamalıyız. En büyük istiğfar olan Tesbih Namazını ihmal etmeyerek Allahü Teala’dan yardım dilemeliyiz. Çünkü en büyük şifa kaynağı Yüce Yaratandır.

EN BÜYÜK İSTİĞFAR: TESBİH NAMAZI VE BU NAMAZDA OKUNAN TESBÎHİN FAZÎLETİ