Etiket arşivi: DERGAH

Kusur aramak

Adamın yolu, günün birinde bir dergâha düşer. Bir Mevlevi ile bir Bektaşi’nin sohbet ettiklerini görünce yanlarına yaklaşır. Mevlevi’nin giydiği kıyafetin kolunun geniş ve uzun olduğunu, hatta ellerini bile örttüğünü fark eder. Bektaşi’nin kıyafetinde ise tam tersi bir durum vardır; kolları kısa ve daracıktır; bilekleri dahi açıktadır. Sebebini öğrenmek ister.

Önce Mevlevi’ye sorar:

– Neden kıyafetinizin kolları bu kadar uzun?

– Özel bir sebebi var elbette. Biz, insanların günahlarını, ayıp ve kusurlarını örteriz.Giyim kuşamımıza da bu anlayışımızı yansıtıyoruz.

Adam Bektaşi’ye döner ve merakını gidermesini ister:

– Peki sizin elbisenizin kolları neden bu kadar dar ve kısa? Siz insanların günahlarını ve ayıplarını örtmez misiniz?

– Biz mi… Biz insanların günahlarını ve kusurlarını görmeyiz.

***

H.Ş.: “Başkasının ayıplarını söyleyeceğin zaman kendi ayıplarını hatırla.”(Hadîs-i Şerîf, Buhârî, el-Edebü’l-Müfred)

H.Ş.:“Ne mutlu o kimseye ki, ayıpları, kendisini başkasının ayıplarını görmekten alıkoydu.”(Hadîs-i Şerîf, Beyhakî, Şuabu’l-îmân)

MÜRŞİD VE AYYAŞLAR

Kilis’te bir eski dergah… Bu dergahın son şeyhi muhterem ve mübarek bir mürşidmiş. Bir gün talebeleri dergahın duvarı dibinde kafa çeken sarhoşları şikayet etmişler:

Bu ayyaş adamlar dergahın duvarına dayanıp her akşam içiyorlar. Müsaade ederseniz bu akşam hepsini kovacağız. Çekip gitmezlerse pataklayıp buradan atacağız!” Gerçek bir mürşid olan şeyh efendi

“Olmaz!” demiş. “Asla olmaz!” “Niçin?” der gibi bakmışlar şeyh efendiye ve ondan şu muhteşem cevabı almışlar:

“Evladım! Ne kovması, ne uzaklaştırması? Elimden gelse onları duvarın bu tarafına, yani içeriye alacağım. Bizim vazifemiz kaçırmak değil; çekmek, çağırmaktır. Kaybetmeye değil, kazanmaya memuruz!”

***********************************************************

“Elbette kolay olanı herkes yapar, önemli olan zoru başarmaktır.”

BÜYÜK ZATLARIN ÖZELLİĞİ BU OLSA GEREK.