Posts Tagged ‘bela’

Müslüman amel etmeden nasıl ecir ve sevap kazanır? Muhtelif Hadis-i Kudsiler

Şeddad bin Evs (RA)’den… Rasûlullah (SAV)’ Efendimiz’in şöyle buyurduğunu işittim:
Aziz ve Celîl olan Allahü Teâlâ buyurur ki;
Mü’min kuluma belâ verdiğim halde bana hamdeder ve uğradığı belâya sabrederse, anasından doğduğu gibi günah ve hatalardan temizlenmiş olarak yatağından kalkar.”
Ve Allahü Teâlâ hafaza meleklerine buyurur ki;
-”Şu kulumu belâya uğratıp ibadetinden alıkoydum. O kulum sıhhatli iken yazdığınız ecir ve sevabı kendisi için şimdi de yazınız!”

****

Ebû Hüreyre (RA), Rasûlullah (SAV)’den şöyle rivayet etmiştir:
Allahü Teâlâ buyurdu:
Kulum bir hasene (iyilik) yapmaya niyet ve kasdeder de bir mani zuhuru ile ona muvaffak olamazsa, onun için bir hasene (sevap) yazarım.
Azim ve iradesini yönelttiği o iyiliği işlediğinde, ondan yediyüze kadar sevap yazarım.
Bir kötülük kasdeder de yapmazsa, aleyhine bir şey yazmam.
Eğer niyet ve azmettiği o kötülüğü yaparsa, bir günah yazarım
.”

****

Ebû Hüreyre (RA), Rasûlullah (SAV) Efendimizden, Allahü Teâlâ’nın şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:
Mü’min kuluma belâ verdiğimde, kendisini ziyarete gelenlere Ben’den şikâyet etmezse, onu uğradığı belâdan kurtarırım. Sonra eti ve kanı yerine, evvelkinden daha hayırlı et ve kan veririm. Ondan sonra, o kimse yenilenmiş olarak amele başlar…”

****

Enes (RA), Rasûlullah (SAV)’in şöyle buyurduğunu rivayet ediyor:
Muhakkak Rab Sübhânehû ve Teâlâ buyurdu:
İzzet ve Celâlime kasem ederim ki, mağfiret etmeyi murad ettiğim kulumu, rızkında darlık ve vücudunda hastalıkla mübtela eder; boynundaki bil cümle hata ve günahlarını almadıkça dünyadan çıkarmam.”

****

Ebû Hind ed-Dârî (RA), Rasûlullah (SAV)’in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:
Allahü Teâlâ buyurdu:
Verdiğim kazaya razı olmayan, bela ve musibete sabretmeyen, kendisine benden başka Rab arasın!”

****

Enes (RA), Rasûlullah (SAV)’den şöyle rivayet etmiştir:
Allahü Teâlâ buyurdu:
Kulum bana bir karış yaklaşırsa, Ben ona bir arşın yaklaşırım. O, Bana bir arşın yaklaşırsa, Ben ona bir kulaç yaklaşırım. O Bana yürüyerek gelirse, Ben ona koşarak gelirim.”

****

Muaz (RA), Rasûlullah (SAV)’in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:
Allahü Teâlâ buyurdu:
Benim rızamı kazanmak için birbirini seven ve dost olanlara, nebîlerin ve şehidlerin imrendiği nurdan minberler vardır.”

****

Ebû Ümâme (RA), Rasûlullah (SAV)’den şöyle rivayet etmiştir:
Allahü Teâlâ buyurdu:
Kulumun bana yaptığı ibadetlerin en sevimlisi, rızam için nasihatte bulunması (emir ve nehiylerimi tebliğ etmesi) dir.”

****

Abdullah ibni Abbas (RA), Rasûlullah (SAV) Efendimizin şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:
Allahü Teâlâ buyurdu:
Kim, benim günahları mağfiret etmeye kaadir olduğumu bilir ve affedeceğime inanırsa, o kimsenin şirkten gayri bütün günahını mağfiret ederim.”

****

Enes (RA), Rasûlullah (SAV)’den şöyle rivayet etmiştir:
Allahü Teâlâ buyurdu:
“Ey Âdemoğlu! Sen bana ümitli olduğun halde her ne zaman dua etmiş olsan (mağfiret niyazında bulunsan)(şirkten gayri) günahını mağfiret ederim, onlara hiç ehemniyet vermem.
Ey Âdemoğlu! Senin günahların semadaki bulutlara ulaşsa da benden mağfiret dilesen, mağfiret ederim.
Ey Âdemoğlu! (Bana şirk koşmadıkça sen) yeryüzünü dolduracak kadar günahlarla da bana gelmiş olsan, seni yeryüzü dolusu mağfiretlerle karşılarım
.”

****

Ebû Hüreyre (RA), Rasûlullah (SAV)’in şöyle buyurduğunu rivayet
etmiştir:
Rabbiniz Teâlâ buyurdu:
Eğer kullarım Bana hakkıyla itaat etselerdi, onları geceleri yağmurlarla sular, gündüzleri üzerlerine güneş doğdurur ve onlara gök gürültüsü işittirmezdim.”

****

Ebû Saîd-i Hudrî (RA), Rasûlullah (SAV) Efendimizin şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:
Allahü Teâlâ buyurdu:
“Ben bir kulun bedenine sağlık, maişetine genişlik veririm de üzerinden beş sene geçtiği halde karşılığını vermezse (Kâbe’yi ziyaret etmezse) o kimse hayırdan mahrumdur.”

****

Ebû Hüreyre (RA), Resûlü Ekrem (SAV)’den, Allahü Teâlâ’nın şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:
Ey Âdemoğlu! Bana ibadet için kalbini mâsivâdan (Allah’tan gayri her şeyden) boşalt ki onu zenginlikle doldurup fakirliğine set çekeyim. Eğer böyle yapmazsan, kalbini endişe ve düşüncelerle doldurur, fakirliğini de gidermem.”

Hadis-i Kudsi : Manası Allahü Teala’dan lafzı Peygamberimizdendir.(S.A.V.)

NE EKERSEN ONU BİÇERSİN

Bir adamı yaşlı birisini döverken gördüler. Ne oluyor, diye sorulunca yaşlı olan:

“Ona karışmayın. Ben babamı burada dövmüştüm. Allâhü Teâlâ da bana bu belayı verdi. Şimdi de oğlum beni aynı yerde dövüyor. Başıma gelen, yaptığımın karşılığıdır. Onu hiç ayıplamayın. Ben kendi yaptığımın cezasını çekiyorum.” demiş. Kaynak : Fazilet Takvimi

Yüce Allah’ın Gizli Adaleti tıklayınız…

Eden Bulur. tıklayınız…

 

Sabır

Zira sabır, belâ ve musibetlerin insanın başına geldiği ilk andadır.

Rivayet olunduğu gibi:

Efendimiz (s.a.v.) hazretleri, bir kadına uğradı. O kadın, ölmüş olan çocuğu için ağlıyordu. Efendimiz (s.a.v.) hazretleri ona;

-“Allah’tan kork! Ve sabret!” buyurdu. Kadın;

-“Bana isabet eden belâ ve musibetlerden sana ne?” dedi. Efendimiz (s.a.v.) hazretleri gittiğinde, ona;

-“(Ne yaptın?) O Efendimiz (s.a.v.) hazretleriydi!” Bunun üzerine kadın, çocuğunun ölümünün musibetinden daha fazla üzüldü. Efendimiz (s.a.v.) hazretlerinden özür dilemek için; onun kapısına geldi. (Kadın geldi; Efendimiz s.a.v. hazretlerinin kapılarının önünde hiçbir kapıcı bulamadı..)  Kadın Efendimiz (s.a.v.) hazretlerine;

-“Ya Resûlallah! Ben sizi tanıyamadım!” dedi. Bunun üzerine Efendimiz (s.a.v.) hazretleri buyurdular:

-“Muhakkak ki sabır (belâ’nın) ilk hücumu anındadır…”

 Yani, üzerine ecir ve sevap alınan sabır, musibetin başına gelmesinin ilk anında yapılan sabırdır…. Zira musibet ve belâların üzerine günler geçtikçe ve zaman uzadıkça,  artık musibetlere sabretmek çok kolay olur…  

İsmail Hakkı Bursevi(k.s.), Ruhu’l Beyan Tefsiri, Fatih Yayınevi: 9/736-737.

 ***

Belâ ve musibet ânında, feryad ve figan etmek sabırdan daha yorucudur. Hz.Ali (K.V.)

Bela vaktinde sızlanmak, feryâd etmek, mihneti artırır. Hz.Ali (K.V.)

mihnet;  sıkıntı, üzüntü.

***

Sabır Hakkında Hikaye : Deli Hüseyin tıklayınız