CENNET EHLİNİN AHLÂKI

 Ebu’l-Leys Semerkandî Hazretleri şöyle buyurdu: “Üç şey, cennet ehlinin ahlâkındandır ve ancak mümtaz ve değerli kimselerde bulunur: Zulmedenleri affetmek, mahrum bırakana vermek, kötülükte bulunana iyilikte bulunmak.” 

Nitekim Allâhü Teâlâ (meâlen) “Sen af yolunu tut, iyiliği emret ve câhillerden yüz çevir.” (A’raf Sûresi, âyet 199) buyurmuştur. Bu âyet-i kerîme nâzil olunca, Resûlullah (s.a.v.) Efendimiz, Cebrâîl Aleyhisselâm’a “Bu âyetin tefsiri nedir?” diye sordular. O da “Âlim olan; her şeyi bilen Allâhü Teâlâ’ya sorayım” dedi. 

Daha sonra gelerek “Yâ Muhammed! Hazret-i Allah sana, senden alâkayı kesen akrabâna karşı sıla-i rahim yapmanı, seni mahrum bırakana vermeni ve sana zulmedeni affetmeni emrediyor.” dedi.(Tenbîhü’l-Gâfilîn)

 

Reklamlar

CÂFER-İ SÂDIK HAZRETLERİNİN MÜBÂREK SÖZLERİNDEN

• Ana ve babasını üzen, onlara isyân etmiş olur. 

• Musîbete uğrayınca (sabretmeyip) dizine vuran, ecrini kaybeder.

• Hz. Allah sabrı musîbetin miktârına göre, rızkı da zahmetin miktârına göre indirir. 

• Rızkınızı sadaka vermekle bollaştırın, mallarınızı zekât ile koruyun. 

• Amelsiz duâ eden, kirişsiz ok atan gibidir.  

• Bedenin zekâtı oruçtur.

• Kötü biriyle arkadaşlık eden belâdan kurtulamaz, kötü yerlere giden töhmet altında kalır, diline sahip olmayan pişman olur.

• Sahip olduğu malından hoşuna giden bir şeyin devamlı olmasını isteyen “Mâşâallâh lâ kuvvete illâ billâh” desin.

• Kim geçiminde iktisatlı olursa Allah onun rızkını bollaştırır. Her kim israf ederse Allah onu mahrum bırakır. 

• Yaptığın iyilik ancak üç şeyle tamam olur: İyiliği gözünde küçük görmek, onu gizli yapmak ve onu yapmakta acele etmek.

• Allâhü Teâlâ’nın ‘haramlardan sakın!’ emirlerine sarıl ki hakîkî kul olasın. Allâhü Teâlâ’nın sana taksim ettiği rızka râzı ol ki hakîkî Müslüman olasın. İnsanların sana nasıl arkadaşlık etmelerini istiyorsan sen de başkasına öyle arkadaş ol ki kâmil mümin olasın. Fâcir kimse ile arkadaş olma, yoksa sana da günâhından bulaştırır.
 
/ FAZİLET TAKVİMİ Pazar-10-Mart-2019

Kulundan değil Rabbimizden istemek.(Maksudun Cenab-ı Kibriya Olsun.)

ŞEYH ŞÂMİL’İN CEVÂBI

Şeyh Şâmil (rahimehullah), Ruslara esir düştükten sonra Petersburg’a götürülmüş, burada Çar tarafından iyi karşılanarak hürmet görmüştü. Çar ile defâatle görüşmüştü. Bu görüşmelerden birisinde Çar: 

“Sizin dîninizde biliyorum ki farz namazlar var. Peki, farzlardan önce ve sonra kıldığınız namazları niçin ilâve ediyorsunuz?” diye sordu. Şeyh Şâmil bulundukları salondaki parlak avizeleri ve pek çok adetteki lambaları işaret ederek:

“Siz bu salona birkaç adet lamba kâfi iken daha fazla aydınlanması için pek çok lamba takmışsınız. İşte bizim kıldığımız diğer namazlar da bunun gibi nurumuzu ziyâdeleştirmek içindir.” cevabını verdi. 

/ FAZİLET TAKVİMİ Pazar-17-Şubat-2019

EHLİ SÜNNETE UYMAK tıklayınız

BUZAĞININ ANASI

Bir buzağı Hoca’nın bostanını harap etmiş. Ne var ne yok tepelemiş yaramaz buzağı. Hoca’nın fena halde canı sıkılmış. Eline bir sopa geçirmiş, buzağının anası olan ineği kovalamaya başlamış:
– Yahu demişler, bostanını buzağı harap etti. Sen buzağının anasının peşinden koşuyorsun…
– Bilmez gibi konuşmayın demiş hoca. Çocuk ne öğrenirse anasından, babasından öğrenir…

***

NASRETTİN HOCA
Nasreddin Hoca’nın birbirinden güzel fıkraları bize iyiliğin, dürüstlüğün ve hoşgörünün yollarını gösterir. Bilgi, görgü ve hikmet dersleri verir. Nasreddin Hoca konuşmaya başladığında herkes susup onu dinler. Fıkraları dünyanın her yerinde, duyan herkesi güldürür, düşündürür. Gerçekten bu fıkralar sadece güldürmek için değil, daha çok düşündürmek, ibret vermek için anlatılır. 13. yüzyılda yaşadığı sanılan Nasreddin Hoca, aradan geçen yüzyıllara rağmen hala içimizde yaşamakta ve herkes tarafından sevilmektedir,
O, bütün kötülüklere düşman, bütün iyiliklere dost, samimi, dindar ve keskin zekalı bir insandır Fıkralarını okuyalım, öğrenelim: Az gülelim, çok düşünelim.

DİĞER NASREDDİN HOCA FIKRALARI İÇİN TIKLAYINIZ…

:) İyilik!

Babası Murat’a, sınıfta en çok hangi arkadaşını sevdiğini sordu:

“En çok Ahmet’i seviyorum. Hem yalnızca ben değil, onu bütün sınıfımız çok seviyor.” dedi.

Sınıfın en çok sevilen bu öğrencisini Murat’ın babası çok merak etti:

“Neden hepiniz en çok onu seviyorsunuz?” Murat bütün içtenliğiyle cevapladı:

“Geçen yıl büyün sınıfa grip bulaştırdı, on gün okula gitmedi.” Dedi. “Havalar soğusun, belki bu yılda iyilik yapar hepimize…”

Kaynak : İnsan ve Hayat Dergisi

***

Diğer mizâh yazıları için tıklayınız…

 

Sabah Namazı

sabahsunnetRabbimizin emri olan beş vakit namazın her birinin ayrı değeri ve bizlere kazandırdığı manevi zenginlikleri vardır.

(Hatta namaz içerisindeki rükunların; (yani kıyamın, rüku’ un, secdenin) bile insanın kalbine ve ruhuna tesir ettiği farklı güzellikler ve kazandırdığı dereceler vardır.)

Sabah namazının da farklı faziletleri, bambaşka güzellikleri vardır.

Sabah namazı vakti, imsak kesilmesinden güneşin doğuşuna kadarki süredir.

İşte bu zaman dilimi, bütün mahlukatın Mevla’yı zikrettiği, rızıkların dağıtıldığı, duaların kabul edildiği,maddi ve manevi hacetlerin giderildiği bir vakittir.

Her mümin en azından bu saatte uyanık olmalı; ibadet, zikir ve duadan, Mevla’mızın sonsuz ikram ve ihsanından mahrum kalmamalıdır.

İsra Suresinin 78.Ayetinde şöyle buyrulur:

  Güneşin batıya kaymasından (yani öğle vaktinden), gecenin kararmasına (yani yatsı vaktine) kadar olan namazları kıl, bir de( kıratı ile seçkin olan) sabah namazını kıl. Çünkü sabah namazı, gece ve gündüz meleklerinin hazır bulundukları, şahitlik ettikleri bir namazdır.”

Bu ayet-i kerimede, önce öğleden yatsıya kadar olan dört vakit namaz; sonra da hususen Sabah namazı emredilmiştir.

Burada sabah namazına kalkmanın ve bu namazın yüceliğine de işaret vardır.

Bir hadis-i şerifte; “Sabah namazı o kadar değerlidir ki onda meleklerde hazır olurlar. buyrulmaktadır.(A.Erol,1001 Hadis-i Şerif, S.154)

Ebu Hureyre Hz nin rivâyet ettiği başka bir Hadis-i Şeriflerinde ise Efendimiz (S.A.V) şöyle buyurur:

 “Sizin takip eden gece ve gündüz melekleri vardır. Bunlar  sabah namazında, bir de ikindi namazında(bir nevi nöbet değişimi için)birleşirler.  Sonra Cenab-ı Hakk’ın huzuruna vardıklarında,Rabbimiz kullarının ne yaptıklarını çok iyi bildiği halde,“kullarımı nasıl bıraktınız” diye meleklere sorar. Onlarda “Vardığımız zaman namaz kılarken bulduk, ayrılırken de namaz kılarken bıraktık.”derler. (Riyazüs Sâlihin C.2. S. 377)

Bir İslam büyüğünün bildirdiğine  göre;

“Sabah namazı Cemali İlahi ile,  İkindi namazı Zat-ı İlahi ile, diğer namazlar ise sıfatı İlahiyye ile alakalıdır.”(Namazda tadili Erkan ve huşu,s.19,Fazilet neşriyat)

Bu bakımdan sabah namazına kalkmak ve mümkünse bunu cemaatle eda etmek o gün için yapılması gereken en mühim kulluk görevlerimizdendir.

Sabah namazının  sünneti de vacip derecesine yakın olup, en kuvvetli sünnettir.

Bir Hadis-i Şerifte Efendimiz (sas)şöyle buyurur:

“İki rekat sabah namazının sünneti, dünya ve içerisindeki  her  şeyden daha hayırlıdır.” (Riyazüs-Salihin,1104)

(Onun için,fıkhi bir hüküm olarak;diğer farz namazlarda; cemaatle namaz kılmak için gelen kişi, eğer imam farza başlamış ise sünnet kılmakla meşgul olmaz, direkt  imama uyup farza başlar. Sabah namazında ise durum farklıdır.

Burada eğer sünnetini kılıp da(tahiyyatta bile olsa)  farza yetişebilecek ise önce sünnet kılar sonra yetişebildiği yerden imama uyar.

Bununla beraber, eğer sünnet kılarken cemaati kaçıracaksa o zaman sünneti de terk eder direk farza başlar. Çünkü sabah namazının sünneti ne kadar kuvvetli ise de onu cemaatle eda etmek ondan daha faziletlidir.)

Olanca gayretine rağmen sabah namazına kalkamayan kişi bunu kuşluk vaktinde ilk fırsatta sünneti ile beraber kılar.

Diğer namazların kazasında sünnet kılınmazken bu vakitte yeni bir namaz vakti girmediği için beraberce kılınır.

Bununla beraber vaktinde kalkamadığı için, o vakitteki muazzam tecelliyattan mahrum kaldığı için de derin bir üzüntü duyar Hz. Allahtan Af diler.

(Sabah namazını cemaatle kılmakla alakalı olarak, Hadis-i Şerifte şöyle müjdelenmiştir;

Yatsı namazını cemaatle eda eden gecenin yarısını, sabah namazını cemaatle eda eden ise gecenin diğer yarısını ibadetle geçirmiş gibidir. Bu itibarla ikisini de cemaatle eda etmek gece sabaha kadar ibadetle geçirmek gibidir.”(R.Salihin)

Sabah namazını cemaatle kılmak, aynı zamanda her mümin için en korkunç hal olan münafıklıktan da muhafaza olmaya sebeptir:

Ebû Hüreyre (r.a)den rivayet edildiğine göre, Resûlullah (sas)şöyle buyurdular:

“Münafıklara sabah ve yatsı namazından daha ağır gelen hiçbir namaz yoktur. İnsanlar bu iki namazda ne kadar çok ecir ve sevap olduğunu bilselerdi, emekleyerek de olsa cemaate gelirlerdi.”(Buhârî, Mevâkît 20)

Hayatın En Güzel Anları

HIZIR A.S. NİYE KÖLE OLDU?

Fakir Çoban Padişahın Kızını Neden Almadı?