Kategori arşivi: SADAKA

Sadaka Hakkında Hikaye

               Hazret-i Aişe(r.a.) annemizden rivayet olundu. Bir gün kendisi oturuyordu. Yanına bir kadın geldi. O kadın elini yeninin içinde örtüyor(ve gizliyor)du. Hazret-i Aişe(r.a.) annemiz kendisine sordu. 

                -“Sana ne oluyor ki yeninin içinden çıkartmıyorsun?” Kadın: 

                -“Ey mü’minlerin annesi! Hiç bana sorma! Benim annem ve babam vardı. Babam sadaka vermeyi çok severdi. Annem ise (çok cimriydi) sadakada vermekten nefret ederdi. Annemi hiçbir zaman hiçbir şeyi sadaka verdiğini görmedim. Ancak iç yağından az bir şeyi ve bir parça da yırtık bir elbise sadaka verdiğini gördüm.  

                   İkisi vefat ettikleri zaman; rüyamda gördüm. Kıyamet kopmuş idi. Annemi mahlukatın önünde dikilmiş gördüm. Rezil olmuş bir haldeydi. Halk annemin gizli ayıplarını ve günahlarını görüyordu. Ve gördüm. Annemin elinde o küçük iç yağı parçası vardı. Ve annem onu emiyordu. Ve bağırıyordu:

                  -“Ahhh! Susadım! Susadım!” diye 

                 Ve babamı da gördüm, Havuz’un başında oturuyordu. Ve kendisi su içiyordu. (Ve başkalarına su veriyordu.) Babamın yanında su içirmekten daha sevimli bir sadaka da yoktu. O sudan bir bardak su aldım. Götürüp anneme içirdim. O anda yukarıdan bir ses işittim.  

                  -“Dikkat edin! Ona su veren kim? Onun eli kurusun!”  denildi.

                   Uyandım. Ve onda elimin kuruduğunu gördüm….” 

                         Kaynak : Ruhu’l Beyan Tercümesi Cilt 15 Sayfa 763

SADAKA HAKKINDA HADİS-İ ŞERİFLER tıklayınız…

Çarşıdan Alınan Bir Nar, Evde Nasıl On Tane Oldu? tıklayınız…


Dünyada Yapılan İyiliklerin Dünyadaki Karşılığı Bire Ondur

Bir gün Abdullah bin Mübarek’in evine on kişi kadar alim, misafir olarak gelir. Elinde, üzerine bindiği atından başka bir dünyalık yoktur. O atı kesip misafirlerine ikram eder. (At eti yemek haram değildir. Tenzihen yani helale yakın mekruhtur)

Bu meseleden dolayı karısıyla aralarında anlaşmazlık çıkar. Karısı:

– Senin bundan başka bir şeyin yoktu. Niçin kestin de yedirdin? diye münakaşa başlatır. Münakaşa büyür ve Abdullah bin Mübarek, çaresiz kalır ve misafir sevmeyen bu kadını boşar.

Aradan birkaç gün geçer. Abdullah Hazretlerine bir zengin gelerek:

– Ey imam, benim bir kızım var. Annesi öldü. Üzüntüsünden elbiselerini yırtıyor. Ne yaptıksa teselli edemedik. Belki sizin sözlerinizden teselli bulur, der.

Kız getirilir, Abdullah bin Mübarek’in va’zını dinlemeye başlar. Abdullah Hazretleri kürsüde kızın teselli olacağı kelimeler konuşur. Kızın durumu değişir ve:

– Bundan sonra annem için ağlamayacağım, der. Gerçekten de ağlamaz. Babasına da: 

– Babacığım benim senden bir isteğim var, der. Babası:

– Buyur kızım ne istiyorsun? Sen ne istersen yapmaya hazırım, der.

Kız konuşur:

– Ben bu Mübarek zatla evlenmek istiyorum. Şimdiye kadar beni çok kimseler istedi, fakat hiç biriyle evlenmeyi düşünmedim. Bundan başka kimseyle de evlenmem, der.

Neticede bu evlilik tahakkuk eder. Kızın babası zengin olduğu için çok çeyiz ve mal verir. Bu arada da Allah için cihad etmesi için damadına 10 tane at verir. Abdullah bin Mübarek’in rüyasında denilir ki:

“Sen bizim rızamız için o yaşlı kadını boşadın. Bizde sana daha genç bir kız verdik. Bizim için misafirlerine bir tane at ikram ettin. Biz de sana 10 tane at verdik. Allah bire on olarak mükafat verir. Allah kimsenin yaptığını boşa çevirmez.”  

 Değerli okuyucular; Dünyada yapılan iyiliklerin sadece dünyadaki karşılığı bire ondur ve bu en az olanıdır. Rabbimiz bire yüz, ikiyüz, yediyüz, yedibin mükafat da vermektedir. Ahirette verilecek bu kat kat mükafata göre, dünyada verilenler kıyas bile edilemeyecek kadar değersizdir