Kategori arşivi: İBRETLİK HİKAYELER

:) YEMESİ KOLAY OLSUN!

Timur’un defterdarı hesapta bir yanlışlık yapar. Bunun üzerine Timur o defterdara kağıtları yedirir ve işten kovar. Yerine Nasreddin Hoca’yı alır. Nasreddin Hoca hesapları yufka üzerine yapmaya başlar. Timur, bunu görür ve sebebini sorar. Cevap da tam Hoca’dan beklenildiği gibi  olur :

– Yemesi kolay olsun diye !

***

 

Vefât Eden Kişi Gibi Düşünebilmek!

Hasan-ı Basrî Hazretleri bir cenazeye katılmıştı. Defin işlemleri bittikten sonra yanındaki bir zâta sordu:

“–Bu vefât eden zât, acaba şu anda dünyaya geri dönüp sâlih amellerini, zikirlerini artırmayı ve günahlarına daha fazla istiğfar etmeyi düşünüyor mudur?” O zât da:

“–Evet, tabiî ki düşünüyordur.” dedi. Bunun üzerine Hasan-ı Basrî Hazretleri şöyle buyurdu:

“–O hâlde bize ne oluyor ki bu vefât eden kişi gibi düşünmüyoruz?”

(İbnü’l-Cevzî, el-Hasenü’l-Basrî)

ŞEYTAN NASIL ALDATIR?

Şeytân-ı laîn, âbid bir zâta “Âdemoğlunu nasıl yoldan çıkaracağımı öğrenmek ister misin?” deyince, âbid zât “Evet, öğrenmek isterim. Âdemoğlunu hangi şeylerle idlâl ediyorsun, yoldan çıkarıyorsun?” dedi. Şeytan:

“Üç şeyle onları yoldan çıkarırım: Aşırı cimrilik, öfke ve sarhoşlukla.” dedi ve şöyle devam etti:

“İnsan aşırı cimri olunca onun gözünde malını az gösteririm. Böylece malın hakkını vermez olur ve başkalarının mallarına rağbet etmeye başlar.

İnsan sarhoş olduğu zaman, koyun kulağından tutulup götürüldüğü gibi, biz de onu istediğimiz her kötülüğe götürürüz.” diye cevap verdi. 

İnsan çok öfkeli olduğu zaman çocukların topla oynadığı gibi biz de onunla aramızda oynarız, onu döndürürüz. Duâsıyla ölüleri diriltecek biri bile olsa ondan ümidimizi kesmeyiz. Bir kelime ile yıkılır, yok olur.

Öyleyse öfkelenen kişinin, şeytanın esiri olmamak için sabretmesi ve amellerini mahvetmemesi lazımdır. (Tenbîhü’l-Gâfilîn)

/ FAZİLET TAKVİMİ Perşembe-13-Haziran-2019

SILA-İ RAHİM RAHMETE VE CENNETE YAKLAŞTIRIR.

Bir a’râbî, Resûlullâh’ın (s.a.v.) devesinin yularından tuttu ve: “Yâ Resûlallâh! Beni, cennete yaklaştırıp cehennemden uzaklaştıracak bir ameli bana söyleyiniz.” dedi. Resûlullah (s.a.v.), “Allâh’a ortak koşmadan ona ibâdet et, namazı kıl, zekâtı ver ve sıla-i rahim yap (akrabâlarını ziyâret et).” buyurdu.

Abdullah bin Ebû Evfâ (r.a.) anlattı: Bir arefe akşamı Resûlullâh’ın (s.a.v.) huzûrunda oturuyorduk. O sırada Resûlullah Efendimiz (s.a.v.): “Sıla-i rahim yapmayan (akrabalarıyla alâkasını kesen) kimse bizimle birlikte oturmasın; yanımızdan kalksın.” buyurdular. Bunun üzerine, halkanın en sonunda bulunan bir kişi kalkıp gitti ve fazla zaman geçmeden tekrar geldi. 

Resûlullah (s.a.v): “Halkadan senden başka kimse kalkmadı. Sen neden gittin?” buyurunca: “Yâ Resûlallah! Sizin söylediklerinizi işitince, hemen teyzemin yanına gittim. O, bana dargındı. Beni görünce, ‘Seni buraya getiren sebep nedir? Sen böyle yapmazdın.’ dedi. Ben de sizin buyurduklarınızı ona haber verdim. Bunun üzerine birbirimizden özür diledik. Birbirimiz için Allâhü Teâlâ’ya istiğfar ettik.” dedi. 

Resûlullah (s.a.v): “Güzel bir şey yaptın, oturabilirsin.” buyurduktan sonra: “Dikkat ediniz! Allâh’ın rahmeti, içinde birbirine dargın olanların bulunduğu bir topluluğa inmez.” buyurdular.

Fakîh Ebu’l-Leys es-Semerkandî (rh.) buyurdu ki: Bu hadîs-i şerîf, kişinin akrabaları ile alâkasını kesmesinin büyük günahlardan olduğuna delâlet eder. Çünkü bu dargınlık, o kimseye ve yanındakilere Allâh’ın rahmetinin inmesine mâni olur. Bunun için sıla-i rahmi (yakın akraba ile alâkasını) kesen Müslümanın tevbe etmesi, işlediği bu günahtan dolayı Allah’tan mağfiret dilemesi ve onları ziyâret etmesi lazımdır. (Tenbîhü’l-Gâfilîn)

/ FAZİLET TAKVİMİ Salı-04-Haziran-2019

“RECEB’E TAZİM EDEN KABRİNDE YALNIZ DEĞİLDİR”

Beyt-i Makdis’de ibadetine düşkün bir kadın vardı. Receb ayı geldiği zaman bu aya tazim kastı ile her gün 11 defa İhlas-ı Şerif okurdu. Kıymetli ve pahalı elbiselerini çıkarır, eski ve değersiz elbiseler giyerdi. Yine bir Receb ayında hastalandı. Eski elbiseleri ile defnedilmesini vasiyet etti. Oğlu, insanlara gösteriş için değerli kumaşlar ile kefenledi. Rüyada oğluna dedi ki:

-“Oğlum! Niye vasiyetimi tutmadın.” 

Kabrini kazdı, fakat mezarında bulamadı. Hayret ve üzüntü ile ağlamaya başladı. O esnada şöyle bir ses duydu:

-“Bilmez misin ki, bizim ayımız Receb’e tazim eden kabrinde yalnız başına bırakılmaz.” (Zübdet-ül Vaiz”in’den)

****

RECEB-İ ŞERİF(25 Şubat 2020 Salı 1 Recep 1441) Detaylı bilgi için tıklayınız…

SÖZ TAŞIYICILIK VE DEDİKODU ETMENİN SONUCU

Nûh Tufanı ve Kedi-Köpek hadisesi

Nûh Peygamber Tufan hadisesi başlamadan önce bir gemi inşâ ettirdi. Bu gemiye bütün yeryüzü canlılarından birer çift aldı. Gemi tamamen dolmuştu. Onun için de çiftlerin birbirleriyle cinsî birleşmede bulunmalarını yasakladı. Çünkü birleşirlerse üreyip gemiyi batırabilirlerdi. 

Gemideki canlıların arasında kedi ile köpek de yer alıyordu. Köpek, Nûh peygamberin “Sakın cinsi münasebette bulunmayın. Çünkü batarız” diye sıkı talimatına rağmen bir gün dayanamayıp hemcinslerinden biriyle çiftleşir. Köpeğin çiftleştiğini gören kedi hemen gidip durumu Nûh peygambere bildirir. Hz.Nûh (a.s.) da köpeği çağırtarak iyece bir azarlar. 

Fakat bir süre geçtikten sonra köpek dayanamayıp yine çiftleşir. Daima köpeğin hareketlerini kollayan kedi de durumu tekrar Hz.Nûh‘a yetiştirir. Köpeği çağırtan Hz.Nûh (a.s.) yine kendisini iyice bir haşlar. Köpek bakar ki kurtuluş yolu yok, inkâra yeltenir.

-“Ben böyle bir hareket yapmadım.” diye ayak diretir.

-“Kedi yaptı, köpek de yapmadım” derken konu iyice arapsaçına döner. İşin böylesine kargacık burgacık bir hâl aldığı bu sırada kedi bütün kurnazlığını ortaya seren bir teklif atar. Nûh peygamber’e

“Ey Allah elçisi!” der.

-“Ben köpeği sizin emrinizi çiğneyerek hem cinsiyle cinsi birleşmede bulunurken şu iki gözümle gördüm. Fakat o, inkâra yelteniyor, zararı yok. Mademki inkâr ediyor, siz de Allah’a yalvarıp yakararak onları size suçüstü göstermesini dileyin. Eminim ki o zaman onları yakalayacak ve kimin doğru söylediğini gözlerinizle göreceksiniz.” 

Bunun üzerine Nûh Peygamber Allah‘a dua ve niyaz eder. Der ki,

“Ey Rabbim! Köpekler emirlerime ayak uydurmuyor. Suçlarını yüzlerine vurduğumda da inkâra kalkışıyorlar. Bana onlara suç işlerken göster de ben de bu konuda aydınlığa kavuşayım. Kimin haklı, kimin haksız olduğunu anlayayım.” 

Bu duanın üzerinden bir süre geçtikten sonra bir gün köpek yine nefsine hâkim olamayıp hem cinsiyle temasa geçer. Fakat artık Nûh peygamberin duası kabul olunmuş, o yüzden de kendilerini mutlaka suçüstü yakalayacaklardır. Kuvvet ve kudretine nihayet olmayan Allah (c.c.) birleşen köpeklere öyle bir illet verir ki çiftleşme esnasında uzun zaman bir türlü birbirlerinden kopamazlar. Öylesine kenetlenmişlerdir ki ne kadar didinseler ayrılmaları imkânsızdır. 

Tabii durumu uzaktan seyreden kedi yine her zaman ki gibi haberi Hz.Nûh‘a uçurmakta gecikmez. Durumu haber alan Hz. Nûh (a.s.) hemen olay yerine gelir ve köpekleri çiftleşme halindeyken görür. Köpek öylesine mahcup olur, öylesine utanır ki, o anda yer yarılsa hiç tereddüt etmeden dibine girecektir. Bunun üzerine kediye diş bilemeye başlar ve de ardından kedi için Allah’a şöyle beddua eder: 

“Ey Rabbim! Benim rezaletim meydana çıktı. Yeteri kadar mahçup oldum. Fakat dilerim senden bu kediyi de cinsi münasebet sırasında bütün mahlukata karşı mahcup ve rezil edersin. Tıpkı beni ettiği gibi.” 

İçten dua eden köpeğin dileğini yüce Allah (c.c.) kabul eder. İşte o yüzden de kedi cinsi münasebette bulunurken acı feryatlarla bütün etrafı ayağa kaldırır. Çünkü köpeğin sırrını açmıştır. Çünkü söz taşıyıcılık ve dedikodu etmiştir. 

Sonuç olarak kedi gibi, mümin kardeşlerinin sırlarını yayan, ara bozmak için ona buna söz taşıyan, ötekini berikini çekiştirmekten zevk duyan kimselerin de yüce Allah (c.c.) kıyamet günü mahşer toplantısında, bütün yaratıkların huzurunda, tüm kusur ve günahlarını bir bir ortaya dökecektir. 

***

Mahrem Yerler Nasıl Açılır?

Şeytanın En Sevdiği Şey

İbnü Abbas(r.a.) Hazretlerinden rivayet olundu.  Buyurdular ki :

– Her akşam şeytanın avaneleri(ona tâbi olanları) efendilerinin yanına dönerler. Her biri şeytanın önünde konuşup  ona yaptıklarını rapor verip anlatırlar. Şöyle yaptım, böyle yaptım, falanca zâhidi aldattım, derler. Hatta en küçükleri, “Ben falanca sabiyyi(çocuğu) Kur’an-ı Kerimi okumaktan alıkoydum.” der. Hemen şeytan yerinden kalkar. Onu alıp yanına oturtur ve onun yaptığıyla neşelenip sevinir.

Kaynak : Rûhü’l-Beyan Tefsiri Cilt 1 Sayfa 314

***

Fâtiha suresini okuyana belâ gelmez.

Huzeyfe(r.a.) Hazretlerinden rivâyet olundu.  Rasûlüllah(s.a.v.) Hazretleri şöyle buyurdular.

– Muhakkak Cenâb-ı Allah, bir kavmin üzerine kesinlikle azab göndereceğini murad ettiğinde, o kavmin çocuklarından biri mektebde (Kur’an-ı Kerimden) Fâtiha sûresini okur. Allah(c.c.) o çocuğun Fâtiha suresini okumasını işitir ve hemen o çocuğun sebebiyle onların üzerinden kırk yıl azabı kaldırır.

Kaynak : Rûhü’l-Beyan Tefsiri Cilt 1 Sayfa 314

HASTALIK GÜNAHLARA KEFFÂRET OLUR

Evliyâdan Yazıcızâde Mehmed Hazretleri Meğâribü’z-Zamân kitabında şöyle nakleder: Mümin bir kimse hasta olduğu zaman Hak Teâlâ (c.c.) o kimseye dört melek gönderir: Birine o kimsenin kuvvetini almasını emreder, o kimse zayıflar. Birine o kimsenin ağzından yemeğin lezzetini almasını emreder, o kimse de yemek iştahı kalmaz. Birine de yüzünün nûrunu almasını emreder, o kimsenin benzi sararır. Diğerine ise o kimsenin günahlarını almasını emreder. Melekler de bunları yaparlar.

Cenâb-ı Hak, o kulunu iyileştirmeyi dilediğinde, vazifeli meleklere emreder, kuvvetini, yüzünün nûrunu, tad ve lezzet alma melekesini iâde ederler. Günâhını alan meleğe ise günahlarını geri verdirmez. O melek, Mevlâ’ya secde edip: “Yâ Rabbi, biz dört melek idik. Diğerleri aldıklarını geri verdiler. Ben aldığımı geri vermedim.” der.

Cenâb-ı Hak buyurur ki: “Kulumu hastalıkla imtihan edip günahlarını bağışladıktan sonra onları tekrar iâde etmek şânımdan değildir.” 
 
/ FAZİLET TAKVİMİ Pazar-14-Nisan-2019

***

HZ. ALİ’DEN (R.A.) SIHHAT DÜSTURLARI:

 

 

 

Sen Allah’ı ne kadar çok seviyorsan

Eğer sen Allahü Teâlâ’nın yanında kadrü kıymetini öğrenmek istiyorsan, senin yapmış olduğun amellere bak. Bu şundandır. Çünkü ameller, alâmetlerdir; haller kerâmetlerdir. Kerâmetler ise, delil, ilimler ve istemektir.

…..

Kendi kalbinde Allahü Tealâ’nın menziline(yerine ve değerine) baksın. Zirâ bir kul, hangi mertebede  Allah’a değer verirse; Allah da kendi nezdinde o kuluna o kadar değer verir.

…..

Sâdi buyurdu :

“Kandilin yanıp ışık vermesi için, orada hem kandil ve hem de yakıtın bulunması lâzım.”

Ruhul Beyan Tefsiri cilt 1 sayfa 722-723

***

EY İNSAN!

 

Süfyân-i Sevrî  Hazretleri namazda niçin bayıldı?

Süfyân-i Sevrî  Hazretlerinden rivayet edildiğine göre kendisi bir akşam namazında bir kavme(topluluğa) imam oldu.

“(Ey Rabbimiz!) Ancak sana ibâdet(kulluk) ederiz  ve yalnız senden yardım dileriz”(Fatiha Suresi Ayet 5) Âyet-i  kerimesine geldiğinde, düşüp bayıldı. Kendisine geldiğinde bu, (bayılma) soruldu. O:

-“Sen neden doktorların ve sultanların kapısına gidiyorsun?” diye sorulmasından korktum,” dedi.

Kaynak : Ruhul Beyan Tefsiri cilt 1 sayfa 83

***

Develeri Kalbime Bağlamam

Delinin namazı

HOCA NAMAZ KILDIRIRKEN HANGİ SUREYİ OKUDU?

KUL NAMAZA DURUNCA…

 

ŞEYH ŞÂMİL’İN CEVÂBI

Şeyh Şâmil (rahimehullah), Ruslara esir düştükten sonra Petersburg’a götürülmüş, burada Çar tarafından iyi karşılanarak hürmet görmüştü. Çar ile defâatle görüşmüştü. Bu görüşmelerden birisinde Çar: 

“Sizin dîninizde biliyorum ki farz namazlar var. Peki, farzlardan önce ve sonra kıldığınız namazları niçin ilâve ediyorsunuz?” diye sordu. Şeyh Şâmil bulundukları salondaki parlak avizeleri ve pek çok adetteki lambaları işaret ederek:

“Siz bu salona birkaç adet lamba kâfi iken daha fazla aydınlanması için pek çok lamba takmışsınız. İşte bizim kıldığımız diğer namazlar da bunun gibi nurumuzu ziyâdeleştirmek içindir.” cevabını verdi. 

/ FAZİLET TAKVİMİ Pazar-17-Şubat-2019

EHLİ SÜNNETE UYMAK tıklayınız

Kadınların en faziletli ibadeti

Hz. Selman-i Farisi ra. şu şekilde anlatmıştır;  

– Hz. Fatıma Rasulullah’ın huzuruna vardı. Rasûlullah efendimizin yüzüne baktığı zaman, Hz. Fatıma’nın gözlerinden yaşlar akmaya başladı. Rengi de solmuştu. Rasulullah efendimiz sordu:

– Neyin var kızım? Hz. Fatıma şu şekilde anlattı:

– Ya Rasûlullah! Dün gece Ali ile aramızda bir şakalaşma oldu. Konuşma sırasında ağzımdan çıkan bir cümle sebebi ile Ali bana darıldı. Onun bana darıldığını anlayınca, söylediğime pişman oldum, üzüldüm. Bunun için kendisine:

– Sevgilim bana gücenme, benden hoşnut ol… Dedim ve çevresinde benden hoşnut olması için, yedi kere dönüp durdum. Sonunda hoşnut olarak yüzüme güldü; yine de ben, Rabbimden korkuyorum. 

Bunun üzerine Rasûlullah efendimiz Hz. Fatıma’ya şöyle buyurdu;

– Ey kızım, beni hak peygamber olarak gönderen hakkı için, eğer Ali’yi hoşnut etmeden ölecek olsaydın, senin namazını kılmazdım.

Sonra şöyle buyurdu:

– Ey kızım, bilmiyor musun ki; kocanın rızası, Allah’ın rızasıdır, kocanı dargınlığı Allah’ın dargınlığıdır.

 Ey kızım, hangi kadın olursa olsun; İmran kızı Meryem’in ettiği ibadet kadar ibadet edecek olsa, ama kocası kendisinden hoşnut olmasa, Allah onun hiç biri ibadetini kabul buyurmaz.

 Ey kızım, kadınların en faziletli ibadeti, kocasına itaattir. Bundan sonra kadın için en faziletli ibadet, ip büküp örgü işi yapmaktır.

 Ey kızım, bir kadın büküp örme işinde bir saat kalması, onun için bir senelik ibadetten hayırlıdır. Kadınların dokuyup ördüğü her elbiseden, onlar için bir şehit sevabı vardır.

Ey kızım, bir kadın için; dokuyup da kocasına ve çocuklarına giydirdiği bir elbiseden ötürü, cennete girmek vacip olur. Onun örüp dokuduğunu giyen kimselerin sayısı kadar, cennet içinde kendisine bir şehir verilir.” (Dürretül Vaizin 1/222-223)

***

KARI KOCA NASIL GEÇİNİR? BİR DELİYE BİR VELİ ROLÜ tıklayınız…

Evlerin Iffeti

BİR TUĞLASI ESKİK CENNET KÖŞKÜ

Eden Bulur.

ALTIN TOP

Teslimiyet Nasıl Olmalı?