Archive for the ‘DUA’ Category

KUL HAKKI VE DUA

Vaktiyle şehir devletlerinin hüküm sürdüğü zamanlarda bir şehirde halka karşı iyi ve adaletli davranan krallar dualarla ayakta kalır, zalim olanlar halkın zulme karşı bedduaları sonucunda tutunamaz ve hepsi helâk olur gidermiş. 

Bu şekilde şehir halkı huzurlu ve refah içerisinde yaşayıp giderken günlerden bir gün yeni bir kral tahta geçmiş ve halka zulmetmeye başlamış. Vezir “aman efendim ne yapıyorsunuz, siz de çok iyi biliyorsunuz ki bu halk öyle bir halk ki zulmeden abad olamıyor, helak oluyor” demiş. 

Kral bu duruma bir çözüm bulmak gerek diye düşünmüş taşınmış ve tellallarla dört bir yana haber salmış. “Her ev beytül-mal’a bir adet yumurta bağışlayacak” demiş. Kimse sebebini anlayamamış ama herkes eline birer yumurta alıp getirmiş ve teslim etmiş.

Kısa bir süre sonra tellal tekrar bağırmış “beytül mal’a yumurta bağışlayanlar gelsin yumurtasını geri alsın”. İnsanlar da gidip bıraktıkları yerden birer yumurta geri almış.

Bu hadiseden sonra kralın zulümleri artarak devam etmesine rağmen halkın duaları kabul olmaz, bedduaları işlemez olmuş. İmtihan bu ya zalim kral iyice azmış ve halka olan zulmünü arttırmış.

Bu durumdan iyice mustarip olan halk içlerinden birini seçip dağda yaşayan âlim bir zata göndermişler. Adam âlim zata varıp kralın zulmünden bıktıklarını, dualarının kabul olmayıp, bedduaların işe yaramadığını söylemiş.

Durumu düşünüp ölçüp tartan âlim zat işin içinden çıkamamış. “Bu adam diğerlerinden farklı bir şey yaptırdı mı size” diye sormuş. Adam düşünmüş taşınmış aklına bu yumurta olayı gelmiş anlatmış.

Âlim zat gülümsemiş. “Kimi iri, kimi küçük, kimi taze, kimi bayat yumurta getirdiler, ama herkes kendi getirdiği yumurtayı geri alamadığı için halkta herkesin bir diğerine kul hakkı geçti, bu sebepledir ki zulme karşı ettiğiniz dualar kabul olmadı.” Bu sebeple “Hepiniz bir meydanda toplanın ve birbirinizle helâlleşin. Ondan sonra umulur ki dualarınız geri çevrilmez” demiş.

Adam şehre dönüp olanları anlatmış. Bu durumun önemini idrak eden şehir halkı bir araya gelerek üzerlerinde bulunan kul hakları sebebiyle birbirleri ile helalleşip kucaklaşmışlar. Ondan sonra zalim kralın gücü tükenmiş, zulmü kesilmiş. O da diğerleri gibi helak olmuş gitmiş.

***

Vali, Kızını Neden Hizmetçisine Verdi.

“…Baban o elmayı ısırmasaydı…”

Reklamlar

Şer Bilinen Hadiseler ve Duaların Sonucu

Bir gün okyanusta yol alan bir gemi kaza geçirerek battı. Gemiden tek bir kişi sağ kurtuldu. Dalgalar bu adamı küçük ıssız bir adaya kadar sürükledi.

Adam ilk günler kendisini kurtarması için Allahü Teala’ya yalvardı ve yardım bulurum umuduyla ufka baktı. Ama ne gelen oldu ne giden….

Daha sonra rüzgardan yağmurdan ve vahşi hayvanlardan korunmak için ağaç dallarından ve yapraklarından bir kulübe yaptı.

Sahilde bulduğu gemiden arta kalan konserve pusula gibi eşyaları bu kulübeye koydu.

Günler hep aynı şekilde geçiyordu.

Balıkavlıyor pişirip yiyor ve ufku gözlüyordu. Allahü Teala’ya dua ediyordu.

Bir gün tatlı su getirebilmek için yola koyulmuştu. Döndüğünde bir de ne görsün binbir emekle yaptığı ve tek tutunduğu dal olan tahta kulübesi alevler içerisinde cayır cayır yanıyordu.

Başına gelebilecek en kötü şeydi bu.. Keder ve öfke içinde donakaldı. Artık bu ıssız adada başını sokabileceği bir kulübesi bile kalmamıştı.

Bu üzüntüyle Allah’ım bunu bana nasıl yapabildin diye feryat etti. O geceyi üzüntü ve keder içinde geçirdi.

O kadar dua ettiği halde bu olayı başına getirmesinden dolayı Allahü Teala’ya sitemler etti.

Ertesi sabah erken saatlerde adaya yaklaşmakta olan bir geminin düdük sesiyle uyandı. Onu kurtarmaya geliyorlardı.

Benim burada olduğumu nasıl anladınız? diye sordu bitkin adam kendisini kurtaranlara.

Cevap onu hem şaşırttı hem de çok utandırdı:

“Dumanla verdiğiniz işareti gördük”

***

Bu hikayeden sonra sizin aklınıza bu ayet-i kerime ve hadis-i şerif gelmedi mi ?

Hoşlanmadığınız şey sizin iyiliğinize; sevdiğiniz şey de, kötülüğünüze olabilir. Siz bilmezsiniz, Allah bilir. [Bakara 216]

Allahü Teâlâ, duanızı kabul eder. Dua ettim, hâlâ duam kabul olmadı diye acele etmeyiniz! Allah’tan çok isteyiniz! Çünkü kerem sahibinden istiyorsunuz. [Buhari] Hadis-i Şerif

GÖZLERİ HARAMDAN KORUMAK

Untitled 1  İçerisinde bulunduğumuz devir’de belki de en çok zorlandığımız; gözlerimizi haramdan korumaktır. Cenab-ı Hakk, Ayet-i Kerimelerde mealen şöyle buyurur:

 “Habibim mümin erkeklere söyle, gözlerini haramlardan çevirsinler, namuslarını korusunlar. Böyle yapmaları kendileri için daha temizdir. Şüphesiz Allah ne yaparlarsa hakkıyla haberdardır.”

“Mümin kadınlara da söyle: Gözlerini haramlardan çevirsinler, namuslarını korusunlar. Kendiliğinden görünen kısımları (el ve yüzleri) müstesna, zinetlerini,güzelliklerini teşhir etmesinler….”       Nur Suresi Ayet 30-31

          İslam da tesettürü emreden ve meâlinin bir kısmı olan yukarıdaki Nur Suresinin bu Ayetlerinde, Rabbimiz erkeklerin ve kadınların sakınması gereken hususları anlatmıştır.

     Bu ayetlerin izahında İslam âlimleri şu hususa dikkat çekmişlerdir: Kur’an-ı Kerimdeki bir  çok hükümde sadece erkek sigasıyla hitâp edilip, kadınlar da bu hitâbın altında kastedilir. Burada ise erkeklere ve kadınlara ayrı ayrı olarak, ama aynı talimat gelmiştir:

“Gözlerinizi haramlardan sakının ve namuslarınızı koruyun.”

 Bu emirdeki sıralama da ayrıca dikkat çekicidir. Çünkü göz, kalbe açılan bir penceredir. Göz nereye bakarsa gönül oraya akar.

Ayet-i kerimelerde ifade edildiği üzere gözlerini koruması gerekenler sadece erkekler değildir.Kadınların da yabancı erkeklere karşı durumu aynıdır.Nitekim Ezvac-ı Tahirat’tan Ümm-i Seleme validemiz şöyle anlatır:  Biz Resulullahın yanında iken, iki gözü de görmeyen Abdullah İbni Ümmü Mektum, izin isteyip içeri girdi.

Bunun üzerine  Resulullah (sas) bize, (İçeriye girin) buyurdu.

 (O â’mâ değil mi, bizi görmez) dedim.

 (O sizi görmüyorsa, siz onu görmüyor musunuz?) buyurdu. (Tirmizi, Ebu Davud)

O halde gerek kendi ailevi ziyaretlerimizde, gerekse de çarşı pazarda gezinirken erkek olsun, kadın olsun bakışlarımıza dikkat etmeliyiz.

Bu ne kadar zor olsa da karşılığında ecir ve sevabı o kadar büyüktür.

Nitekim okuduğum Hadis-i Kudsi’de Rabbimiz şöyle buyurmaktadır:

“Nâmahreme (evlenilmesi haram olmayan birisine şehvetle) bakmak, şeytânın zehirli oklarından bir oktur. Kim benden korktuğu için onu terk ederse, ona öyle bir îmân nasîb ederim ki, o îmânın zevkini kalbinde hisseder.” (Hadîs-i Kudsî, Hâkim, el-Müstedrek )

(Hz. Ali (K.V): “Ya Rasûlallah ansızın karşımıza çıkarsa ne yapalım?” diye sorunca; Efendimiz (S.A.V) “Birinci bakış yani gözün harama ilk çarpması senin lehinedir; fakat ikinci bakış, şehvet nazarı ile bakmaya devam etmek ise aleyhinedir” buyurdular. (Ramuz sh.178 no 2050))

Özellikle sokaklarda, çarşı ve pazarlarda gözü haramdan sakınmanın en zor olduğu bir devirde yaşıyoruz. Ancak, zorluk ne kadar çok olursa, ecir ve sevap da o kadar büyüktür. Ayrıca  zorluklar karşısında verilen muazzam kolaylıklar da vardır.Hepimizin bildiği şu duaya da dikkat edelim:

 “Lâa ilâahe illellâahü vahdehüü lâa şeriyke leh lehü’lmülkü ve lehü’l-hamdü yuhyii ve yümiytü ve hüve hayyün lâa yemüütü biyedihi’l-hayr ve hüve alâ külli şey’in kadir.”
(Mânâsı:“Allâh’dan başka hiçbir ilah yoktur. Ancak tek o vardır. Onun ortağı yoktur. Öldürür ve diriltir. O(ise) diridir, ölmez. Hayır, ancak onun eliyledir. O, her şeye kadirdir.”)
Bu duâ her sabah 11 defa okunur. Özellikle de Çarşıya çıkarken, yollarda, sokaklarda her yerde okunur. Peygamber Efendimiz(sas) “Çarşıya çıkarken bunu okuyana Cenâb-ı Hakk bir milyon sevap verir, bir milyon günahını siler, derecesini de bir milyon yükseltir.” buyurmuşlardır. (Ayrıca okuyan mü’minin imânı tazelenmiş olur. Bu duâ şefâat-ı Resûlüllâh’a en büyük vesiledir. )

Bir hadis-i şerifte ise şöyle müjdelenir:

 Üç göz vardır ki, onlar kıyamet günü ateş yüzü görmeyeceklerdir.

 Allah yolunda uyumayıp nöbet tutan göz, Allah korkusundan ağlayan göz ve  Allah’ın haram kıldığı şeyler karşısında kapanan göz” (Tabarani ve Beyhakiden, Tarikatı Muhammediyye Sh. 170 -171)              

***

iffet                                                                                                                                    

İbadetin Özü Dua

dua2

Hazret-i Allaha karşı kulluk görevlerimizden birisi de ona dua etmektir. Kuranı Kerimin pek çok ayetinde Cenab-ı Hakk’a dua etmemiz emredilmektedir. Ayeti kerimede mealen şöyle buyrulur: “Ey Habibim, Kullarım beni senden sordukları zaman(onlara söyle ki) ben onlara yakınım. Bana dua ettikleri zaman onlara icabet ederim, karşılık veririm.”(Bakara-186)

Başka bir ayette ise “Allahın Güzel isimleri vardır,o güzel isimlerle O’na dua edin.”Buyrulur.

İşte bu ve benzeri ayeti kerimelerde duanın ibadet ve Allahın bir emri olduğu açıkça ortaya konmuştur. Hatta Yüce Mevla’mız ,burada mübarek isimlerini de dualarımızda bize yardımcı olarak göndermiştir.

Bizler kul olarak eksik, noksan, muhtaç ve aciz yaratılmışızdır. Her türlü meşru ihtiyacımızı giderebilecek en yüce makam, her şeye gücü yeten, kullarının velisi olan Yüce Rabbimizdir. İşte dua anı Allahın büyüklüğünün, kudret ve azametinin hissedildiği, kulun acziyetini itiraf ettiği; bununla beraber gerçek dostun, gidilecek nihai merciin Yüce Allah’ımız olduğunun iliklerimize kadar hissedildiği ve bu vesile ile de kulluk zevklerinin tadıldığı, yaşandığı muhteşem zamanlardır.Bu yönü ile dua, kulu Allaha yaklaştıran bir ameldir.

Onun için sevgili Peygamberimiz(s.a.v)’de hadis-i şeriflerinde ” Dua ibadetin iliği, özüdür.” buyurmuşlardır.

(O halde Her türlü meşru ihtiyaçlarımızın, arzularımızın, maddi ve manevi, dünyevi ve uhrevi isteklerimizin gerçekleşmesi için samimi bir şekilde kabul olacağına inanarak Yüce Mevla’mıza duadan asla geri kalmamalıyız. “Rabbinize tazarru ile ve gizlice dua edin. Çünkü ALLAH haddi aşanları sevmez.” (A’raf suresi, 55) ayeti celilesinde buyrulduğu üzere, uyanık ve şuurlu dua etmeliyiz.)

Dua ederken; eğer dilin söyledikleri kalbin derinliklerinden gelmiyorsa,o dua için hadis-i şerifte; “uyuyan kişinin sayıklaması gibidir,Cenab-ı Hak ona itibar etmez” buyrulmuştur.

Bu bakımdan, bilinçli olarak, tazarru halinde, Allaha tam bir yönelişle dua etmekle beraber, kabulü hususunda da çok aceleci olmamalıyız.

Diğer bir husus da kişinin dua ettiği şeyi elde etmek için gayret etmesidir. Buna fiili dua denir. Cenabı Hak, bizim gayretlerimize bakarak istediğimiz şeyleri halk edecektir.

Fakat istediğimiz şey eğer hakkımızda hayırlı değilse Cenabı Hak onu ya daha hayırlı bir zamana erteler, ya da dünyada değil de Ahirette çok büyük Rahmet, mağfiret olarak bizlere ihsan eder. Veya istediğimizi hemen ikram ediverir.

Eğer hemen verildi ise Cenabı Hakka ziyadesi ile şükretmeli ve Kulluğa daha sıkı sarılmalıdır. Hemen verilmemiş ise tevbe, istiğfar ve duaya devam etmelidir. Bizlerin duada inleyip sızlanmamızın Cenabı Hakkın Razı olacağı amellerden olduğunu bilerek dua ve kulluğa devam etmeliyiz.

Ayet-i Kerimede Mealen şöyle buyruluyor: “Rabbiniz buyurdu ki,«Bana yalvarın, dua edin ki size karşılık vereyim. Çünkü kibirlenerek bana ibadet etmekten yüz çevirenler yarın horlanmış olarak cehenneme gireceklerdir.”(Mümin suresi 60)

O halde Kulun Allaha en yakın olduğu hallerden biri olan dua hali kulluğun da acziyyetin de zirvede olduğu hallerdendir.Terk ve ihmali caiz değildir.

Dualarımız, Rabbimizle aramızdaki sırlarımızdır.Günlük hayatımızın ve ibadetlerimizin bir parçasıdır.Bununla beraber; duaların daha çabuk kabul olduğu hususi makamlar, mekanlar ve zamanlar vardır.Bunlara da dikkat etmelidir.

Mesela; Kabei Muazzama ilk görüldüğü zaman yapılan dua reddedilmeyen dualardandır.Kabe-i muazzama’ da, Harem-i Şerifte, Ravza-i Mutahhara’ da ve oradaki mübarek makamlarda duayı ganimet bilmelidir.

Duaların en çok kabul edildiği üç zaman vardır:                                                              

Bunlar; Ramazanı Şerifte iftar anı, her hafta Cuma gününde bir saat ve   her gecenin seher vaktinde bizim bilmediğimiz bir andır.

Bu saatlerde bir kul namaz kılıp Cenabı Hakka iltica etse mutlaka kabul olacağı müjdelenmiştir.

(Bunların dışında Kuranı kerim hatmedildiği zaman mümin için kabul olunmuş bir dua olduğu hadisi şerifte müjdelenmiştir.

Başka bir hadisi şerifte ise,”Kalbiniz Rikkate geldiği zaman duayı ganimet biliniz.” buyrulmuştur.

Ezanı Muhammedi okunurken, Ezanla kamet arasında ve özellikle Farz namazlardan sonra yapılan dualar da kabul olunan dualardandır.)

 Din kardeşine gıyabında dua etmek de mühimdir.

İslam büyükleri; ”Din kardeşine yapılan dua, duanın kabulünün sigortasıdır. “ buyurmuşlardır.

Ayrıca “Anne ve babanın evladı için yaptığı hayır dua Peygamberin ümmetine yaptığı dua gibi” olduğu hadisi şerifte müjdelenmiştir.

(Hastanın duası, Misafirin duası, kabul olunan dualardandır.

Zulme uğramış olan kimsenin ise bedduasından sakınmalıdır.   Hadis-i şerifte şöyle buyrulur: ”Mazlumun bedduasından sakının çünkü onunla Allah arasında perde yoktur.”)

Bütün bunlarla beraber dua ve ibadetlerimiz için olmazsa olmaz İki husus daha vardır:

Birincisi Salavatı Şerife getirmektir: Dualara hamd ve salavat ile başlanmalı, sonunda yine salavat-ı şerife ile bitirmelidir.

Hadis-i şerifte: ”Dualar Muhammed (as)ve ehline salavat getirilinceye kadar askıda kalır, ancak onunla icabet makamına ulaşır.” buyruluyor.

(Salavat-ı şerife getirmek ibadetlerimizin de dualarımızın da kabulü için bir nimet, Yüce rabbimiz katında Resulullah efendimizden bizlere büyük bir şefaat vesilesidir. Onu ne kadar çoğaltırsak o kadar kar ederiz.)

Duanın kabulünün ikinci şartı ise Helal ve temiz kazanmak ve yemek- içmektir.

Nitekim Cennetle müjdelik On büyük sahabeden biri olan Sa’d bin Ebi Vakkas Hz. Resulullah (sas)’e gelerek; ”Ya Resulallah, dua buyursanız da ben duası makbul bir kimse olsam.” diye müracaat etmişlerdi.

Efendimiz (sas) şöyle buyurdular:”Ya Sa’d, duanın kabul olmasını istiyorsan yediğin gıdaların helal ve temiz olmasına dikkat et.”

Başka bir  hadis-i şerifte ise şöyle buyrulur:

“Haram’dan bir lokma yiyen kimsenin kırk gün ne namazı kabul olur, ne duası karşılık bulur.( Kenzü’l-Ummâl)

Bu hadisi şeriflerde hem helalden kazanmak, hem de dinimizin izin verdiği şeylerin; dinimizin caiz gördüğü şekilde hazırlanıp yenilip-içilmesinin manevi hayatımızdaki ehemmiyeti açıkça ifade edilmiştir.

Müslüman sıradan insan değildir.Yemesi, içmesi, giyinmesi..

Hülasa hayatın her safhasında seçici olmayı bilmelidir.

****

DUA HAKKINDA HADİS-İ ŞERİFLER Tıklayınız…

Dûa Etmek, Duaların Karşılığı Tıklayınız…

DUÂNIN ÂDÂBINDAN Tıklayınız…

Hasta Yanında Nasıl Dua Edilir? Tıklayınız…

Dua Eden Adama Hazreti Musa’nın Acıması ve Hazreti Allah’ın Hazreti Musa’ya Cevabı Tıklayınız…

DUALAR NEDEN KABUL OLMAZ? Tıklayınız…

🙂 Hırsızlık Duası Tıklayınız…

 ***

Tavuk yemeden önce okuyun!(Fiziksel olarak bozuk olan yiyecekler nasıl insanı fiziken rahatsız ediyorsa ve hayatımız söz konusu olabiliyorsa, dinimize uygun olmadan hazırlanan gıda ve içeceklerde manevi hayatımızı etkiler.) devamı için tıklayınız….

VAKIA SURESİ DUASI, MANASI VE VAKIA SURESİNİ OKUMA USULÜ


vakia-duasi

***

    VAKIA DUASININ MANASI

         Ey Allah’ım! bütün mübarek kelimelerin ile Esma-i Hüsna’nın güzel isimlerinin hepsi ile ismi Azam avası ile kitabındaki rahmetinin sonsuzluğu ile arş-u alanın izzet ve şerefi ile sana yalvarırım. Bunların hürmetine senden isterim. Efendimiz üzerine salat-ı selam eyle ve bunların yüzü suyu hürmetine, beni güzelinden, helalinden noksansız, geniş, bol rızık ile ve menfeatli ilim ile rızıklandır.

          Ey her şeye galip olan Allah’ım! Beni düşmanlarımın üzerine galip eyle.

          Ey rahmeti bol olan Allah’ım! Bizi mağfiret eyle, ins ve cinin rezzağı rızıklandırıcı olan Allah’ım! Bizi rızıklandır.

         Ey Allah’ım! Rızkım semada ise indiriver. Toprak altında ise çıkarıver. Uzak ise yakınlaştırıver. Az ise çoğaltıver. Çok ise bereketli kıl.

          Ey Allah’ım! Beni daima cömertçe veren ellerden kılda dilenen ellerden yapma dilendirme.

          Ey Fettah, Rezzak, Alim olan Allah’ım! Bize hayır kapılarını aç. Bütün mahlukatı rızıklandırdığın gibi bizi de rızıklandır.

namaz      Ey Allah’ım! Eğer ismim Kitap’da maddi ve manevi rızıkdan mahrum olan şakiler listesinde ise ismimi siliver de saidler yani Cennetlikler listesine bütün hayırlar ile muvaffak olan rızıklanmışların listesine kaydeyleyiver. Sen dualara icabet edensin. Bizim dualarımızıda kabul eyle Ya Rabbi.

***

Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki:Her kim her gece Vakıa Suresini okursa, ona asla fakirlik isabet etmez.”(1)Abdullah ibni Mesud (Radıyallahü Anh) vefat edeceği vakit müminlerin emiri olan Hazreti Osman (Radıyallahü Anh) onu ziyarete gelir. Ona “Neden şikayetin var?” deyince, o şöyle der:Doktor beni hasta etti. Artık bana kim derman olabilir.” O zaman Hazreti Osman (Radıyallahü Anh): “Sana devlet hazinesinden maaş bağlatayım mı? deyince, O: “İstemez” der. O zaman Hazreti Osman (Radıyallahü Anh): “Arkanda kızlar bırakacaksın onlara lazım olur” deyince, Abdullah ibni Mesud (Radıyallahü Anh) yukarıda zikredilen hadisi şerifi rivayet ederek: “Ben kızlarıma her gece Vakıa Suresini okumalarını emrettim, onlarda buna devam ediyorlar. Dolayısıyla onlarda muhtaç olmazlar ” der.(2)Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: Vakıa Suresi, zenginlik suresidir. Onu okuyunuz ve o sureyi kadınlarınıza ve çocuklarınıza da öğretiniz.”(3)

VAKIA SURESİNİ OKUMA USULÜ

  • 1 FATİHA-İ ŞERİF

  • 3 İHLAS-I ŞERIF

  • 7 VEYA 11 ADET SALAVAT-I ŞERİFE

  • 1 FATİHA-İ ŞERİF

  • 1 SURE-İ VAKI’A

  • 1 FATİHA-İ ŞERİF

  • 7 VEYA 11 ADET SALAVAT-I ŞERİFE

VAKIA SURESİNİN DUASI

Hadis-i Şerif ile gece yatsı namazından sonra okunması tavsiye buyurulmuştur. Maddi sıkıntı halinde bir oturuşta üç defa okunur. Her okunuşun sonunda mutlaka duası okunmalıdır. Esrarı duası ile beraber okunduğu için her okunuşta duası yapılmalıdır.Bir kimse dünyevi sıkıntılara giripte bu sıkıntılardan kurtulmak istiyorsa, maişetinin bollaşması, işlerinin iyi gitmesini istiyorsa Vakıa Suresini okur. Sonra’da yukarıdaki dua-i şerif Sure-i Vakıadan sonra her akşam bir kere okunur. Sure-i Vakıanın hatmi şerifi 41 adet okumaktır. Mümkün olursa 7 defa veya ihtiyaç halinde bir oturuşta birkaç kişi ile birlikte 41 defa hem sure hem dua okunur.

***

kurban1.

ANA SAYFA 

ADAB BİLİYOR MUYDUNUZ? DUA
Ebeveyn(Anne-Baba) GÜZEL SÖZLER CUMA MESAJLARI
HADİS-İ KUDSİ HADİS-İ ŞERİFLER İBRETLİK HİKAYELER
KANDİL MESAJLARI KELİME-İ TEVHİD KUR’AN-I KERİM
KURBAN MÜBAREK GÜNLER MÜZİKSİZ İLAHİLER
MUHTELİF KONULAR MİZAH NAMAZ
NASREDDİN HOCA FIKRALARI
NASİHAT ORUÇ
ÖLÜM PEYGAMBERİMİZ(S.A.V.) SADAKA
SALEVAT SAĞLIK ŞÜKÜR
Şifalı Bitkiler ZEKAT

Ey Allahım!

resim2

DUA HAKKINDA HADİS-İ ŞERİFLER

dua etmekBir kimse bir kardeşine gıyabında duâ ederse, melekler o kimseye, “Sana da bir misli var” derler. (C.1,S.45/9) 

***

Sizden biri namazda “Âmin” dediğinde, melekler de göklerde “Âmin” derler. Bu âminler birbirine tevafuk ettiğinde (karşılaştığında), o kimsenin geçmiş günahları mağfiret olunur. (C.1,S.56/7)

 *** 

Kul “Yâ Rabbî, Yâ Rabbî” dediğinde, Allah o kimseye: “Lebbeyk, kulum iste; istediğin sana verilecektir,” buyurur. (C.1,S.56/11)

 *** 

Dört duâ ret olunmaz: Hacının duâsı, evine dönünceye kadar. Gâzinin duâsı, evine dönünceye kadar. Hastanın duâsı, iyi oluncaya kadar. Kardeşin kardeşe yaptığı duâ…(En sür’atli kabul de, bu sonuncuya âittir.) (C.1,S.68/9)

 *** 

Rikkat (kalp yumuşaklığı) ânında duâyı ganîmet bilin! Zira bu hal, rahmet (lütuf ve kerem)dir. (C.1,S.75/7)

 ***

 Dertli mü’minin duâsını ganîmet bilin. (C.1S.75/8)

 ***

 Allahü Teâlâ Rahîm’dir, hayat sahibidir. Kerim’dir, kulları ellerini kaldırdığında, üzerine bir hayır koymayıp boş çevirmekten haya eder. (C.1, S.87/13)

 ***

 Duânın, inen ve inmeyen belâya faydası vardır. Ey Allah’ın kulları, duâya sarılın. (Allah’a çok yalvarın.) (C.1,S.97/10) 

 ***

 Kişi yaptığı günâh karşılığı rızktan mahrum olabilir. Kaderi ancak duâ karşılar. Ömrü de ihsandan başkası artırmaz. (C.1,S.98/7) (Günâhtan sakın, ihsana devam et!..)

 *** 

Kul, duâ ettiğinde üç şeyden biri muhakkak verilir: Ya günahı affolur; ya hayrı çoğalır; ya da işlenmiş amel ecri alır. (C.1,S.104/8) 

 ***

Kul, zulme uğradığında, intikam almamış, yardımcı da bulamamış olduğu halde ellerini semaya kaldırıp duâ ederse, Allah ona, “Lebbeyk kulum! Ben sana dünyada ve âhirette yardım edeceğim” buyurur. (C.1,S.104/9)

 ***

 Bütün iyiliklerin yarısı ibâdet, yarısı duâdır.(C.1,S.118/3) 

 *** 

Bir kimsenin din kardeşi için gıyabında ettiği duâ, kabul olur ve duâ edenin başında bir melek “Âmin. Sana da bir o kadarı var,” der (C.1,S.122/5) 

 ***

 Yahûdî ve Hıristiyanlardan birine duâ etmeniz îcap ettiğinde, “Allah senin malını, çocuğunu çoğaltsın” deyiniz. (C.1,S.45/14)

Kaynak : RAMUZ’UL EHADİS