HASTALIĞA SABRIN MÜKÂFÂTI

Ashâb-ı Kirâm’dan Şeddâd bin Evs ve Sunâbihî (radıyallâhü anhümâ) hasta bir arkadaşlarını ziyârete giderler. Ona “Nasılsın?” diye hâlinden suâl ederler. Hasta zât “Elhamdülillah, iyiyim.” deyince Şeddâd (r.a.) şöyle der:

“Sana günahlarının affolunduğunu ve hatalarının silindiğini müjdelerim. Çünkü ben Resûlullah Efendimizden (sallallâhü aleyhi ve sellem) işittim, buyurdular ki:

‘Allah Azze ve Celle şöyle buyurdu:

‘Ben mümin kullarımdan bir kulumu bir sıkıntı ile imtihan ettiğim zaman bu sıkıntı üzerine bana hamd etse, muhakkak o kimse anasından doğduğu ilk günkü gibi hatalarından temizlenmiş olarak yatağından kalkar.’ Rabbimiz yine buyurdu ki: ‘Ben kulumu (hastalığı sebebiyle) hapsettim ve onu imtihan ettim. (Ey meleklerim) ona (sıhhatli iken yaptığı amellerin) daha güzellerini yazın.”

İmâm Gazâli Hazretleri bu hadîs-i şerîfi şöyle îzah eder:

“Kulun bu mertebeye nâil olması gerekir. Çünkü her mümin haramlardan kaçınmak üzere sabra güç yetirebilir fakat belâ ve sıkıntılara sabredemez. Bu ancak sıddîkların işidir. Zîra sıkıntıya sabretmek nefse ağır gelir. Sabrın acılığı ne kadar katı olursa karşılığındaki mükâfat da o kadar çok olur.”

Burada kulu sabra teşvik ve şikâyetten sakındırma vardır. Lâkin hastanın, hastalığı şiddetlendiği zaman “Ben hastayım, âh başım” gibi sözler söylemesi şikâyetten sayılmaz. İmâm Buhârî Hazretleri de böyle denmesinde ruhsat vardır, demiştir. Ancak kul, hastalık veya musîbet hâlinde çok fazla sızlanmak, aşırı üzülmek ve şiddetli usangaçlık göstermek gibi terk edilmesi mümkün olan şeyleri yapmamakla mükellef kılınmıştır.

Kul, Rabbinin takdîrine râzı olmalı, O’na karşı hüsn-i zan beslemeli ve her hâline şükretmelidir. Mevlâ’nın her işinde bir hayır vardır ve O, kulunun menfaatlerini en iyi bilendir.

/ FAZİLET TAKVİMİ Perşembe-12-Aralık-2019

Teslimiyet Nasıl Olmalı?