ATEŞİN YAKMADIĞI ZÂT

Asıl ismi Abdullah bin Sevb olan Ebû Müslim Havlânî (rah.) câhiliyye devrinde yaşamış, Resûlullah Efendimiz (sallallâhü aleyhi ve sellem) hayatta iken Müslüman olmuş fakat O’nu görememiştir. Aslen Yemenli olup daha sonra Şam’a yerleşmiştir. Tâbiînin büyüklerindendir.  

Zühd ve takvâ ehli, fazîlet ve kerâmet sâhibi âbid bir kimse idi. Ebû İdrîsi’l-Havlânî ve Şam’dan diğer bazı zâtlar kendisinden hadîs rivâyetinde bulunmuşlardır. 

Ebû Müslim’in oğlu Şurahbîl şöyle anlatmıştır: Yemen’de yalancı peygamber Esved-i Ansî, Ebû Müslim’i de (rahimehullah) kendisine bîat etmesi için huzuruna çağırdı ve: “Benim Allâh’ın resûlü olduğuma şehâdet eder misin?” dedi. O; “Seni duymuyorum.” diye cevap verdi. 

“Muhammed’in (s.a.v.) Allâh’ın Resûlü olduğuna şehâdet eder misin?” diye sordu. “Evet.” dedi. 

Aynı suâlleri tekrar tekrar sordu, o da her defasında aynı cevabı verdi. Bunun üzerine Esved-i Ansî öfkelenerek büyük bir ateş yaktırıp Ebû Müslim’i (rah.) o ateşe attırdı. Fakat ateş ona zarar vermedi. Yanındakiler Esved-i Ansî’ye: “Onu buradan uzaklaştır. Yoksa sana tâbi olanları aleyhine ifsâd eder.” dediler. O da Ebû Müslim’e (rah.) Yemen’den çıkmasını emretti.

Ebû Müslim (rah.), Yemen’den çıkarak Medîne’ye geldi. Bu sırada Peygamberimiz (s.a.v.) irtihal buyurmuş, Hz. Ebûbekir (r.a.) halîfe olmuştu. Devesini Mescid-i Nebevî’nin yanına bağlayıp mescide girerek namaza durdu. Onu gören Hz. Ömer (r.a.) nereli olduğunu sordu. Yemen’den olduğunu söyleyince “Yalancı peygamberin kendisini ateşe attığı kardeşimiz nasıldır?” diye sual etti. O da “Ben Abdullah bin Sevb’im (Ebû Müslim’im)” dedi. Bu haberi alan Hz. Ömer (r.a.) çok şaşırıp ağlayarak onu kucakladı. Sonra Hazret-i Ebûbekr’in yanına götürüp aralarına oturtarak:

“Halîlullâh İbrâhim Aleyhisselâm’a yapılan ezânın aynısı, Ümmet-i Muhammed’den kendisine yapılan kimseyi hayatta iken görmeyi bana nasîp eden Allâhü Teâlâ’ya hamdolsun.” dedi. 
 

/ FAZİLET TAKVİMİ Pazartesi-18-Kasım-2019