Reklamlar

İyilik ve Takva

Dünya ve ahirette saadet kaynağı olan Yüce İslam dini bizleri kardeş ilan
etmiş, kardeşliğin bir gereği olarak da din ve dünya işlerinde birbirimize
yardımcı olmayı, faydalı olmayı emretmiştir.
Efendimiz (sas) de Müslümanları bir vücuda benzetir.
Nasıl ki vücudun bir uzvu ağrıdığında bütün vücut ıstırap çekerse, Müslüman
da din kardeşinin dertleri ile dertlenmeli, hali ile hallenmelidir.
Ancak bu yardımlaşma, birbirimizi ifsat etmede değil, hayırda güzel işler
yapmada olmalıdır.
Yaşadığımız şu imtihan dünyasında hepimizin zaman zaman sıkıntılı ve zayıf
hallerimiz olabilir. Hiç birimiz mükemmel değiliz.
Böyle durumlarda Nefsi emmare ve Şeytan-ı Aleyhilla’ne fırsatını bulup
bizleri hataya ve hatta helake sürüklemek isteyecektir.
İşte hakiki mümin, hakiki kardeş, bu tür durumlarda –tabiri caizse-yangına
körükle gitmez, kardeşini nefsin ve şeytanın eline bırakmadan onu hayra sevk
etmek için gayret eder, çırpınır, dua eder.
Ayet-i Celile’de Yüce Mevla’mız şöyle buyuruyor:
”…İyilik ve Takvada yardımlaşın, günahta ve düşmanlıkta yardımlaşmayın
ve Allah’tan korkun, Muhakkak Allahın azabı şiddetlidir.” (Nisa ,2.ayet)
Yine hepimizin bildiği Asır suresinde; ”Birbirlerine hakkı ve sabrı tavsiye
edenler.”(Ayet.3.) methedilirken, Beled suresinde; “Birbirlerine sabır ve
merhamet tavsiye edenler.” (Ayet.17) den övgü ile bahsedilmiştir.
Bu özellikler her iki ayeti kerimede de ebedi kurtuluşun sebepleri arasında
sayılmıştır.

Bütün bunlardan anlıyoruz ki; iman sahibi olmak, köşesine çekilip, ”bana ne,
nemelazım” demeyi değil, tam tersine, düşen kardeşinin elinden tutmayı icap
ettirir. (Bir islâm şöyle buyururlardı: ”Her koyunu kendi
bacağından asarlar sözü yanlıştır. Neme lazım değil, bana lazım demeli”)

Yüce Mevla’mız bizleri başıboş yaratmamış, Rahmetinin bir tecellisi olarak,
kendi yolunu bulabilmemiz için peygamberlerini göndermiş, devamında da
peygamber varisi olan büyük âlimleri insanlığın hizmetine, irşat ve hidayetine
memur kılmıştır.
Bütün Peygamberler insanlığa medeniyetin öncülüğünü yaptıkları gibi esas
vazifeleri insanlığı Hakka davet olmuştur. Çünkü insanlığın en büyük ihtiyacı
hak ile batılı ayırıp, Cenabı Hakkın yoluna girmek, orada devam edip ebedi saadeti, cennet ve cemali ilahiyi kazanmaktır. Dikkat edilirse her gün beş vakitte, kırk rekat namazda okuduğumuz, Kur’an-ı
Kerimin anahtarı olan Fatiha-i Şerife’de Mevla’mıza yönelip,
“Bizleri, nimet verdiğin (sevgili) kullarının (da) yolu olan, kendi yoluna ilet.”
diye dua ediyoruz.Çünkü istenecek en önemli ihtiyaç Allahın yolunda olmaktır.
Yine bu ayeti kerimede beni değil, bizleri ifadesinin kullanılması,
Müslümanların birbirlerine dua etmeleri, birbirlerinin hidayetleri için
çalışmaları gerektiğini de anlatmaktadır.
Hadisi şerifte sevgili Peygamberimiz(sav) şöyle buyurdular:
“Müslüman Müslümanın din kardeşidir ona zulmetmez ve onu helaka teslim
etmez.” “İyiliği emredip kötülükten sakındırman sadakadır.”  (Tirmizî, Birr, 36/1956)
Başka bir hadis-i şerifte ise şöyle buyruluyor:
“Sadakanın en faziletlisi, Müslüman bir kişinin ilim öğrenmesi sonra da onu
din kardeşine öğretmesidir.”(İbn-i Mace)

Reklamlar