İslami ilimleri öğrenmenin lüzumu

Hepimizin bildiği gibi dünya ve ahretin en büyük saadeti, Allaha kulluktur.

Bütün dünyayı bizim emrimize veren, sayısız nimetler bahşeden Rabbimiz, bizlerden de kendi zatı şeriflerini tanımamızı ve kulluk etmemizi istemiştir.

Bunu yapabilmek için de kulluk vecibelerimizi iyi bilmek gerekir.

Nitekim ister dini, isterse dünyevi hususlar osun, bilinmeyen bir şeyin sağlıklı icrası mümkün değildir. Nasıl ki hepimiz; dünyalık elde ettiğimiz, para kazandığımız mesleğimizle ilgili mevzuları ne pahasına olursa olsun bütün yönleri ile öğrenmeye, eksik bir şey bırakmamaya çalışırız; bunu gibi, ebedi hayatımızın mamur olabilmesi için de adına ilmihal dediğimiz, zaruri dini bilgileri öğrenmeli, bu hususta daima gayret içerisinde olmalıyız.

Bunu ihmal etmek,Yüce Allahımıza karşı kulluk vazifelerimizi hafife almaktır. Büyük bir vebaldir.

Öyle ki Dini mevzularda bilgisizlik, bizi dünya ve ahret hüsrana götürür de farkında bile olmayız. Bilmemiş olmak mazeret değildir. Mesela Kanunen suç işleyen bir kişinin kanunu bilmemesi mazeret değilse, dini hususlar da böyledir.

Bu bakımdan, her Müslüman öncelikle inanç, ibadetler ve muamelat dediğimiz yaşayışa ait dini hükümleri öğrenmekte gayretli ve istekli olmalıdır.

Bunları öğrenmek farz olduğu için, sevabı da o nisbette büyüktür.

Okuduğum Ayeti kerimede şöyle buyrulur:

“Ey Habibim de ki: «Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?»Ancak temiz akıl sahibi olanlar bunları hakkıyla düşünüp anlar.”(Zümer suresi 9)

(Bir Hadisi şerifte ise şöyle müjdelenir: ”Senin fıkıhtan (yani;abdest, namaz, haram helal gibi hususlardan) bir meseleyi öğrenmen, Allah katında kabul olunmuş bir senelik nafile ibadetten daha hayırlıdır.Bunu bir başkasına öğretmen ise – öğrettiğin kişi bununla ister amel etsin ister etmesin –

Allah katında iki senelik nafile ibadetten hayırlıdır.”)

İçerisinde yetiştiğimiz, belki anne ve babalarımızın bile yetiştikleri dönemler; Yüce Kitabımızın, Aziz dinimizin layığı ile öğrenildiği, öğretildiği devirler değildi. Bu gün belki pek çoğumuz yetersiz, kulaktan dolma bilgilerin ötesinde sağlam dini bilgilere sahip değiliz.

Hatta okumuş kariyer sahibi olmuş pek çok insanımızın bile, dini hususlarda hurafelerden öteye geçemediklerine zaman zaman şahit olmaktayız.

Öte yandan türlü bozuk inanç ve fikir sahipleri, her türlü medyayı kullanarak; başta Ehli sünnet ve’ l cemaat inancı olmak üzere, manevi hayatımız üzerinde yıkıcı çalışmalardan geri kalmıyorlar.

(Öncelikle, Kuran ve sünnetin ışığında bizlere dini hayatımızı öğretip yön verenmezheplerimiz, daha sonra Sevgili peygamberimiz (sas) efendimizin sünnetleri, yani hadisi şerifleri üzerinde şüpheler oluşturmak; bunda da netice aldıklarında hiç çekinmeden Yüce kitabımız Kuranı Azimüşşana saldırıp onun ayetleri üzerinde şüphe oluşturmaya çalışanları esefle görmekteyiz. Bu zavallıların, Rabbimizin himayesinde olan Kuran ve Sünnete zarar verebilmesi; mümkün değildir.

Hatta iyi bir dini eğitime sahip her Müslüman bunlardan korunabilir.

Ancak, bizim insanımızın çoğu nesiller boyu köklü bir dini eğitimden mahrum bırakıldığı için bunlardan olumsuz etkilenmekte,  bazıları da tamamen savrulup belki inancını bile kaybedip boşluğa düşmekte, ebedi felakete sürüklenmektedir. )

Bütün bu şer odaklarına verilecek en güzel cevap, Yüce dinimizin, mukaddes kitabımızın en iyi şekilde öğretilmesi, öğrenilmesidir.

 Bilhassa; yetişme çağındaki evlatlarımız ve gençlerimizi her türlü ahlaksızlıktan ve itikadi tehlikelerden korumak ve okullarını okurken, onları şuurlu bir Müslüman olarak da yetiştirmek için büyük fedakârlıktır. Onları seviyorsak ve ebedi saadetini düşünüyorsak, savunmasız bir vaziyette böyle bir ortama terk edemeyiz. (YAKUP (A.S)’IN GÖZLERİ NİÇİN KAPANDI? tıklayınız…)

Böyle bir dönemde Kur’an-a ve sünnete sımsıkı sarılmak, başka zaman kazanılması mümkün olmayan büyük manevi dereceleri kazandırmaktadır.

Bir hadis-i şerifte Peygamber Efendimiz(s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

“Dünya mel’undur. Onun içindekiler de mel’undur.(Yani, Allah’ın rahmetinden uzaklaştırılmışlardır) Ancak Allah-ü Teâlâ’yı zikir ve Allah-ü Teâlâ’yı zikre yaklaştıran şeyler ile âlim ve  müte’allim (İlim sahibi olanlar ve ilim öğrenenler) müstesnadır.” (İbni Mace)                                                                                                     

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.