Archive for Mart 2016

Cemaatle Namaz Kılmanın Önemi

İmandan sonra en büyük ibadet olan namazlarımızın, yüksek derecelere ermesi cemaate devamla mümkündür. Cemaat’e devam; namazların kabulü, müminler arasında kardeşlik bağlarının kuvvetlenmesi, nefsin ve şeytanın Müslümanlar arasına ekmeye çalıştığı; haset, fesat, düşmanlık vb. fitnelerden kurtuluşun da çaresidir. Hadis-i Şerifte buyrulduğu üzere;

”Cemaatle namazın sevabı, yalnız başına kılmaktan yirmi yedi kat fazladır.”
Cemaate devam, İslam’ın ve imanın da alametlerindendir.

 Hadis-i Şeriflerde şöyle müjdelenir: “Yatsı ve sabah namazlarını cemaatle kılan kişi münafıklık ve şirkten kurtulmuş olur”Yatsıyı cemaatle kılan; gecenin yarısını, sabahı da cemaatle kılan, gecenin tamamını ibadetle geçirmiş olur.

Eğer insanlar,bunlardaki ecri bilselerdi, sürünerek de olsa, cemaate gelirlerdi.” “Münafıklar ise bunlara güç yetiremezler.” (Riyazussalihin;namaz bahsi)

Cemaat; cuma namazlarında farz, diğer farz namazlarda ise çok kuvvetli bir sünnettir. Bu sünnetin kuvveti ile alakalı bir misal vermek istiyorum: Farzlarla beraber kıldığımız sünnet namazlar içerisinde en kuvvetlisi sabah namazının ilk sünnetidir. Vacibe yakın bir sünnettir. Onun için sabah namazında cemaate geç gelen bir kimse; eğer sünnetini kıldığında cemaate tahiyyat’ta  bile olsa yetişebilecekse, diğerlerinin aksine önce sünneti kılar sonra yetişebildiği yerden cemaate uyar. Çünkü sünnet kılmadan farza uysa; sabahın farzından sonra kuşluğa kadar nafile kılmak mekruh olduğundan, artık bu sünnet kılınamayacaktır. Ama eğer, bu kişi sünnet kılarken imam selam verecek kadar geç kalmışsa, artık sünneti terk edip imama uyar. Çünkü sabah namazını cemaatle eda etmenin derecesi;neredeyse vacip hükmünde olan bu ilk sünneti kılmaktan daha büyüktür. Hutbemin başında okuduğum Nisa suresi 102.ayeti kerimesinde; Resülullah (sas)efendimize; Savaş esnasında müminleri ikiye ayırıp, sıra ile namazlarını birer rekat olarak cemaatle kıldırmasının.., emredilmesi, bizim için mühim bir ölçüdür.

Yine eshabı kiramdan Abdullah İbni Ümmü Mektûm: “Ya Resulalah!Ben gözleri görmeyen, evi uzak ve yardımcısı olmayan bir kimseyim. Benim namazlarımı evimde kılmamın kolayı yok mu?” deyince, Resulullah (sas):“ Senin için bir ruhsat bulamıyorum.” buyurarak izin vermemiştir. (Riyazüs salihin,namaz bahsi)

(Hazret-i Ömer (R.anh),halifeliği zamanında, sabah namazında Süleyman isimli bir genci göremeyince, nerede olduğunu sormuştu. Cevaben;

“O, gece pek uyumaz. Teheccüt ve benzeri nafile ibadetle meşgul olur, belki şimdi uykuya dalmıştır.”denildi. Hazret-i Ömer efendimiz cevaben şöyle buyurdu: “Eğer bütün gece uyuyup da sabah namazını cemaat ile kılsaydı daha iyi olurdu.”(İmam-ı Malik))

İşte bu ehemmiyetinden dolayı; cemaate yetişmek,cemaatin muazzam bereketinden istifade etmek hepimizin günlük programlarında öncelikli yer işgal etmelidir.Bununla beraber, yetişemediğimiz ve evimizde, iş yerimizde kılmamız gereken durumlar olursa yine cemaatle kılmaya gayret etmeliyiz. Yalnız başımıza kılsak bile cemaat sevabından mahrum kalmamak için imamlığa niyet edebiliriz.

Evde kılıyorsak ev halkına imamlığa niyet edebiliriz.

Eğer hanım cemaat varsa; “bana uyan erkek ve kadınlara kıldırmaya,” şeklinde niyet edilir ve hanımlar erkeklerden bir saf geride durur.

Hadis-i Şerifte şöyle buyrulur: “Bir kimsenin bir kimseyle olan namazı yalnız kıldığı namazdan daha bereketli ve sevabı daha fazladır. İki kişi ile olan namazı da bir kişi ile olan namazından daha bereketli ve üstündür. Beraber kılanlar ne kadar çok olursa Allah katında o kadar makbuldür” [Nesâî, İmâmet 45,Tirmizi].

Başka bir Hadis-i Şerifte ise şöyle müjdelenir: “Bir kimse herhangi bir  yerde yalnız namaz kılarsa, onun arkasında iki melek de namaz kılar. Eğer o kimse ezan okuyarak ve kamet getirerek (imamlığa niyet ederek) namaz kılarsa, iki tarafı görünmeyecek şekilde kalabalık bir melek topluluğu onunla beraber namaz kılarlar,onun rüku’u ile rüku, secdesi ile secde ederler ve duasına amin derler.” (Muhammet Masum,Mektubat ,C.3 ,M.61) 

 Ebû Hüreyre (ra)den rivayet edildiğine göre, Resûlullah (sas) şöyle buyurdular:

”Ey ashabım! Size, Allah’ın kendisiyle günahları yok edip, dereceleri yükselteceği hayırları haber vereyim mi?” Ashâb; Evet, yâ Resûlallah! dediler. Resûl-i Ekrem (sas): ”Güçlükler de olsa abdesti güzelce almak, mescitlere doğru çok adım atmak, bir namazı kıldıktan sonra öteki namazı beklemek. İşte ribâtınız, işte bağlanmanız gereken budur. buyurdular.

Reklamlar

Namazın Ehemmiyeti

namazzzAyet-i Kerime ve Hadis-i Şeriflerden anladığımıza göre Namaz ibadeti;

 Yüce Mevla’mızla buluşmak, O’nun manevi huzuruna kabul edilmek, Allahın huzurunda olduğunu hissedip, oradaki manevi hazzı doya doya yaşamaktır. Bunun için de sağlam bir abdest, temizlik ,niyet ve iftitah tekbiri ile dünyadan sıyrılınca manevi ikramlar  başlamaktadır.

Hadis-i Şerifte şöyle buyrulur:

 ”Kul namaz için tekbir aldığı zaman,Cenabı Hak meleklerine: “Kulumun üzerinden günahlarını kaldırınız.Ta ki bana temiz olarak ibadet etsin” buyurur.Bunun üzerine melekler günahları kaldırırlar. Kul namazdan ayrıldıktan sonra melekler. Ya Rabbi Günahlarını iade edelim mi derler. Cenabı hak:

 Ey Meleklerim!Benim keremime ancak af yakışır. Muhakkak ben onun hatalarını affettim.” buyurur.(Dürretün Nasihin s.36-37)

İşte buradan başlayan o lahuti  yolculuğun her anı manevi tecellilerle doludur. Tekbirden sonra elleri bağlamanın, sübhaneke okumanın, euzü besmelenin hikmetleri farklı farklıdır.

Fatiha-i Şerifenin her ayeti kerimesi namazda ayrı  bir yükseliştir. Rüku, secdeler,teşehhüt ve buralarda okunanların nice sırları ve hikmetleri vardır. 

Bunların hepsi başlı başına büyük manevi rütbeler ve kazançlardır.

Onun için namazlarımızı daha istekli ve severek kılmaya gayret etmeliyiz. Namazdaki istek ve arzumuz, namaz içerisinde huzur ve huşumuz  ne kadar çok olursa;namazın farz, vacip, sünnet ve müstehaplarına ne kadar çok dikkat edersek,namazdan kazanacağımız dereceler de  o kadar büyük olacaktır.

Namazla alakalı müjdeli Hadis-i Şeriflerinden Resulü Ekrem (sas) buyuruyorlar ki:

 “Allahü Teâlâ tevhid ve îmandan sonra namazdan daha sevimli bir şeyi kullarına farz kılmamıştır.” (İhya)

“Kıyam, rükû, secde ve ka’deyi bir araya getirip iki rek’at namaz kılana, her birinde on bin melek bulunan on saf melek hayranlıkla duâ eder.  Allahü Teâlâ da yüz bin melâikesine karşı o kuluna rağbet eder.

Çünkü Cenâb-ı Hak bu dört rüknü kırk bin meleğe taksim etmiş;

bir kısmı kıyamda, bir kısmı rükûda, bir kısmı secdede, bir kısmı da kavme’de. Hepsi kıyâmete kadar böyle devamlı ibâdet hâlindeler. Allahü Teâlâ meleklere lâyık gördüğü yakınlık, rütbe ve ibâdetle kuluna îtibar etmiş olur. Ve insan ibâdetle dâima terakkî eder. (Meleklerden de üstün hale gelir.)Meleklerse verilen rütbeden ileri gidemezler ve ibadetten de usanmazlar.(İslam ve Namaz-İhya)

– Ey Eshabım: Kapınızın önünde akan bir suda her gün beş defa yıkanınca üzerinizde kir kalmayacağı gibi beş vakit namaz kılanların da hatalarını Cenabı Hak affeder.

Ey ümmet ve ashabım: Tamamıyla edasına riayet edilen bir namaz Allah-ü Teâlâ’nın hoşnut olduğu amellerin en faziletlisidir.

Peygamberlerin sünnetidir. Meleklerin sevdiğidir.

Marifetin, yerin ve göklerin nurudur.

Bedenin kuvvetidir. Rızkın bereketidir. Duanın kabulüdür.

Ölüm meleği yanında şefaatçidir.

Kabirde nurdur.Münker ve nekire cevaptır.

Kıyamet günü kişi üzerinde gölgedir. Cehennem ateşi ile kendisi arasında siperdir. Ve cennetin anahtarıdır. (Dârimî, taberânî,)

Namazın güzelliklerini yazmaya da doyum olmuyor. Namazdaki bu tecelliyatı birazcık hissetsek, namazdan ayrılmak bile istemeyiz.

Nitekim sevgili peygamberimiz (sas) Hadis-i Şeriflerinde, “Namaz, gözümün nuru kılındı.” Buyurmuştur.. (Râmuz, 273.)

Okumuş olduğum A’raf suresinin 170. Ayeti kerimesinde ise

 Mevla’mız şöyle buyuruyor:

 “Kitaba(yani Kuran-ı Kerime)sımsıkı sarılanlar ve namaz kılmaya devam edenler var ya; işte biz o salih kimselerin ecrini hiçbir zaman zayi etmeyiz.”

Ne mutlu bu müjdelere nail olanlara…