Archive for Haziran 2015

Dünyada Yapılan İyiliklerin Dünyadaki Karşılığı Bire Ondur

GÖNÜLLERE

Bir gün Abdullah bin Mübarek’in evine on kişi kadar alim, misafir olarak gelir. Elinde, üzerine bindiği atından başka bir dünyalık yoktur. O atı kesip misafirlerine ikram eder. (At eti yemek haram değildir. Tenzihen yani helale yakın mekruhtur)

Bu meseleden dolayı karısıyla aralarında anlaşmazlık çıkar. Karısı:

– Senin bundan başka bir şeyin yoktu. Niçin kestin de yedirdin? diye münakaşa başlatır. Münakaşa büyür ve Abdullah bin Mübarek, çaresiz kalır ve misafir sevmeyen bu kadını boşar.

Aradan birkaç gün geçer. Abdullah Hazretlerine bir zengin gelerek:

– Ey imam, benim bir kızım var. Annesi öldü. Üzüntüsünden elbiselerini yırtıyor. Ne yaptıksa teselli edemedik. Belki sizin sözlerinizden teselli bulur, der.

Kız getirilir, Abdullah bin Mübarek’in va’zını dinlemeye başlar. Abdullah Hazretleri kürsüde kızın teselli olacağı kelimeler konuşur. Kızın durumu değişir ve:

– Bundan sonra annem için ağlamayacağım, der. Gerçekten de ağlamaz. Babasına da: 

– Babacığım benim senden bir isteğim var, der. Babası:

– Buyur kızım ne istiyorsun?…

View original post 146 kelime daha

Reklamlar

Neler sadakadir ?

GÖNÜLLERE

 Dalalete düsen inanci ve ameli bozulmus birini irsad etmek ( en büyük ) sadakadir.
 
 Müminlere eziyet veren bir seyi yoldan kaldirmak sadakadir.
 
 Kekeme birinin meramini anlatmasina yardimci olmak sadakadir.
 
 Sadaka niyetiyle okunan tesbih ( sübhanAllah ) , tehlil ( La ilahe illAllah ), ve tekbir ( Allahu Ekber )icinde sadaka  sevabi yazilir.
 
 Harama düsmemek icin hanimiyla beraber olmak sadakadir.
 
 Hayvanina bir sey yüklemek veya indirmek isteyen birine yardim etmen sadakadir.
 
 Güzel bir söz sadakadir.
 
 Bir müslümanin kardesinin yüzüne tebessüm etmesi sadakadir.
 
 Namaz icin atilan her adim sadakadir.
 
 Kisinin kendisi ve ailesi icin yaptigi harcama sadakadir.
 
 Peygamber Efendimiz S.A.V. ” Müslüman bir kimse, sevabini Allahtan ümid ederek ailesine harcamada bulunursa, bu  onun icin sadaka olur.” buyurmustur.
 
 Misafirine ve onun binegine yapmis oldugu harcamalari da sadakadir.
 
 Bir agac dikse veya ekin ekse ondan insanlar ve diger canlilar yeseler, o kimse…

View original post 142 kelime daha

SADAKA ÖMRÜ UZATIR MI?

GÖNÜLLERE

Büyük Peygamberimiz Hazreti Fahri Alem bir gün mescitte otururken bir genç görmüş ve ona bakmış.O genç gidince yanındakilere demiş ki:

 -Şu genç yarın ölecek, Levh-i mahfuzda(*) öyle gördüm.

Ertesi gün olmuş genç yine görünmüş.Ve bu görünüş uzun zaman devam etmiş. Ashabı kiram şaşırmışlar. Çünkü Fahri Nebi bu genç için ölecek buyurmuştu.Bu nasıl odluda yaşıyor.Sordular:

-Ya Resulü Azam bu genç için dün ölecek buyurmuştunuz. Büyük Peygamber tebessüm etti:

-Evet öyle demiştim. Fakat genç dün evine giderken bir fakire sadaka verdi. Bu fakir ona içten:

-Allah senden razı olsun. Ömrünü uzun etsin!diye dua etti.Allah’ta onun ömrünü uzattı.

-Peki ya Rasülallah bir adamın ömrü nasıl uzar?

-Allah dünyada herkese bir yaşama müddeti vermiştir.Fakat birde o insanın kabir alemi vardır. Bu kabir alemi kıyamete kadar sürer.İşte o gencin kabir alemden Cenabı hak dünya alemindeki ömrüne zam yapmıştır.(Yanı burada Hazreti Nebiyi Zişan buyuruyor ki: İnsanın ömrü yalnız dünyaya mahsus…

View original post 105 kelime daha

Çarşıdan Alınan Bir Nar, Evde Nasıl On Tane Oldu?

GÖNÜLLERE

narFatıma(Radıyallahü anha) iştahsız olmuştu. Hazreti Ali(Radıyallahü anh) Hazreti Fatıma(Radıyallahü anha)’nın hanei şeriflerine teşrif  edip:

            “Ya Fatıma! Dünya tatlılarından gönlün ne istiyor?” diye sordu. Hazreti Fatıma(Radıyallahü anha):

            “Ya Ali, nar istiyorum” buyurdu. Hazreti Ali Efendimizin yanında hiç para yoktu. Uzun uznun düşündü. Sonra kalkıp çarşıya gitti. Biraz borç para aldı ve onunla bir nar satı aldı. Eve giderken yol kenarına bırakılmış bir ihtiyar hasta gördü. Hazreti Ali Efendimiz o ihtiyara yaklaşıp:

            “Gönlün ne istiyor?”  diye sual buyurdu. O da:

            “Ya Ali! Beş gündür buraya atılmış duruyorum. İnsanlar geçip giderler. Kimse bana iltifat etmez. Benim canım nar istiyor.” Dedi. Hazreti Ali Efendimiz düşündü.

            “Eğer bu elimdeki narı bu ihtiyara verirsem, Fatıma narsız kalacak. Eğer buna vermezsem Cenabı Hakk’ın ayeti celilesine “Ve dilenciye gelince (onu) azarlama” (Duha 93.10) ve Resulüllah Efendimizin(Laa teruddüsseeile velev kene ale fersin) emirlerine muhalefet etmiş olurum” diye düşündü ve narı ihtiyara verdi. İhtiyar…

View original post 469 kelime daha

Sadaka Hakkında Hikaye

GÖNÜLLERE

               Hazret-i Aişe(r.a.) annemizden rivayet olundu. Bir gün kendisi oturuyordu. Yanına bir kadın geldi. O kadın elini yeninin içinde örtüyor(ve gizliyor)du. Hazret-i Aişe(r.a.) annemiz kendisine sordu. 

                -“Sana ne oluyor ki yeninin içinden çıkartmıyorsun?” Kadın: 

                -“Ey mü’minlerin annesi! Hiç bana sorma! Benim annem ve babam vardı. Babam sadaka vermeyi çok severdi. Annem ise (çok cimriydi) sadakada vermekten nefret ederdi. Annemi hiçbir zaman hiçbir şeyi sadaka verdiğini görmedim. Ancak iç yağından az bir şeyi ve bir parça da yırtık bir elbise sadaka verdiğini gördüm.  

                   İkisi vefat ettikleri zaman; rüyamda gördüm. Kıyamet kopmuş idi. Annemi mahlukatın önünde dikilmiş gördüm. Rezil olmuş bir haldeydi. Halk annemin gizli ayıplarını ve günahlarını görüyordu. Ve gördüm. Annemin elinde o küçük iç yağı parçası vardı. Ve annem onu emiyordu. Ve bağırıyordu:

                  -“Ahhh! Susadım! Susadım!” diye 

                 Ve babamı da gördüm, Havuz’un başında oturuyordu. Ve kendisi su içiyordu. (Ve başkalarına…

View original post 75 kelime daha

Zekat Hakkında : Malının Zekatını Verenin Sırat Köprüsündeki Hali

GÖNÜLLERE

Selmân (r.a.), Resûl-i Ekrem (s.a.v.)’den rivayet etmiştir.

“Malıyla,  Allahü teâlâ’ya itaat eden ve malının zekâtını veren mal sahibi, kıyâmet günü serveti ile beraber gelir. (Sırat köprüsünden geçerken) her ne zaman Sırat önüne dikilirse, malı, “geç geç, zira sen Allahü Teâlâ’nın bende olan hakkını ödedin” der. Sonra da malındaki Allahü teâlâ’nın hakkını ödemeyen gelir. Malı yanında Sırat köprüsü önüne çıkınca, mal, “Yazık sana, neden Allahü teâlâ’nın bende olan hakkını ödemedin?” diye onunla alay eder durur. Tâki adam “Vay bana, ben ne yaptım” deyinceye kadar. Sırata geçip Cennete kavuşamaz”

Kaynak : Evliyalar Ansiklopedisi

View original post

:) RAMAZANI ŞERİF FIKRASI : BU SICAKTA KOLAY İŞ DEĞİL

GÖNÜLLERE

Son devir meddahlarından Borazan Tevfik bir yaz Ramazanı’nda Erenköyü’nden trene biner. Borazan Tevfik, sıcak bir havada orucu  başına vurmuş ve şişman olduğu içinde sıcaktan bunalmış bir halde kompartımanın birine yerleşir. Meğer karşısında, eskiden beri tanıdığı biri Saim(Bu ismin lügat manası “oruç tutan”dır.) diğeri Abid(Bu da lügatte “ibadet eden” manasınadır) Bu kardeşlerden biri Borazan Tevfik’e hitaben:

“Tevfik Bey” der, “Galiba oruç seni fena sarsıyor.” Borazan Tevfik, hiç düşünmeden şu cevabı verir:

“Ne yapayım? Siz iki kardeş vazifeyi(biriniz orucu, biriniz ibadeti) taksim etmişsiniz. Bana gelince hem saim(oruçlu), hem de abid(ibadet eden) olmak mecburiyetindeyim. Eh, bu sıcakta da kolay iş değil”

Osmanlı Fıkraları Sayfa 87 Çamlıca Basım Yayım

View original post