Archive for Mayıs 2014

Allah’ın(c.c.) Dostları ve Düşmanları Kimlerdir?

2hadis

Kur’an-ı Kerimle İlgili Ayeti Kerimeler tıklayınız.

Kur’an-ı Kerimle İlgili Hadis-i Şerifler tıklayınız.

Kur’an-ı Kerim Okumanın Fazileti Hakkında Hikaye için tıklayınız

Kur’an-ı Kerim Okumanın Fazileti Hakkında Hikaye için( Kur’an Okuyan Âmâ) tıklayınız

Kur’an-ı Kerim Fazileti hakkında daha detaylı bilgi için tıklayınız

Reklamlar

KUR’AN-I KERİM’İ ÖĞRENMENİN FAZİLETİ

1hadis

Kur’an-ı Kerimle İlgili Ayeti Kerimeler tıklayınız.

Kur’an-ı Kerimle İlgili Hadis-i Şerifler tıklayınız.

Kur’an-ı Kerim Okumanın Fazileti Hakkında Hikaye için tıklayınız

Kur’an-ı Kerim Okumanın Fazileti Hakkında Hikaye için( Kur’an Okuyan Âmâ) tıklayınız

Kur’an-ı Kerim Fazileti hakkında daha detaylı bilgi için tıklayınız

İSRÂ VE Mİ’RÂC MÛCİZESİ, Mİ’RÂC GECESİ’NDE VE GÜNDÜZÜNDE YAPILACAK İBÂDET

tebrik1“Kulunu bir gece Mescid-i Harâm’dan o çevresini mübârek kıldığımız Mescid-i Aksâ’ya -ona âyetlerimizden gösterelim diye- yürüten o Sübhân (Allah)’ı (bütün noksan sıfatlardan) tenzîh ederim…” (İsrâ Sûresi, âyet 1)

İSRÂ VE Mİ’RÂC MÛCİZESİ

Peygamberimiz (s.a.v), Hicret’ten bir buçuk sene evvel Receb ayının 27. gecesi Burak ile Mescid-i Haram’dan Mescid-i Aksâ’ya götürüldükten sonra sahradan semâya çıkarıldı. Semâ katlarının her birinde peygamberlerden biriyle görüştü. Nice melekler gördü. Cennet ve Cehennemi müşâhede etti, gördü. Sidre-i Müntehâ’yı geçti, Allâhü Teâlâ’nın melekûtundan birçok acâyibât gösterildi. Beş vakit namaz emriyle aynı gece geri döndü. Sabah mescide çıkıp Kureyş’e haber verdi. Şaşkınlık ve inkârdan kimi el çırpıyor, kimi elini başına koyuyordu. iman etmiş olanlardan bâzıları, dinden döndüler. İçlerinden bir kısmı Hz. Ebû Bekr’e (r.a.) koştular:

“Eğer bunu o söylediyse şüphesiz doğrudur.” dedi.

“Onu, bunda da mı tasdik ediyorsun?” dediler.

“Ben onu bundan daha ötesinde -yani peygamberliğini- tasdik ediyorum!” dedi. Bunun üzerine “Sıddîk” diye isimlendirildi. Kureyşlilerden Mescid-i Aksâ’yı bilenler Peygamber Efendimiz’e (s.a.v.) onunla alâkalı suâller sordular, târifini istediler. Allâhü Teâlâ Mescid-i Aksâ’yı Resûlullâh’a gösterdi, ona bakıp târif ediyordu. Müşrikler,

“Târifinde doğru söyledi.” dediler. Sonra da

“Haydi bakalım, bizim kervanı haber ver. O, bizce daha mühimdir. Onlardan bir şeye rast geldin mi?” dediler.

Evet, filanların kervanına rast geldim, Revha’da idi. Bir deve yitirmişler, arıyorlardı. Yüklerinde bir su kırbası vardı. Susadım, onu alıp su içtim ve yine yerine koydum. Geldiklerinde sorun bakalım, kırbada suyu bulmuşlar mı?” buyurdu.

“Bu da diğer bir delildir.” dediler. Sonra sayılarını, yüklerini, şekillerini sordular. Bu defa da Resûlullâh’a (s.a.v.) kervan gösteriliverdi ve sorduklarının hepsini haber verdi:

“İçlerinde falan ve filân, önde karamtık beyaz bir deve üzerinde dikilmiş iki büyük çuval olduğu halde filân gün güneşin doğuşuyla beraber gelirler.” buyurdu. “Bu da diğer bir delildir.” dediler.

O gün hızla tepeye doğru çıktılar. Güneş ne zaman doğacak da onu yalancı çıkaracağız diye bakıyorlardı. Derken içlerinden birisi

“Güneş doğdu.” diye haykırdı, diğer birisi de

“İşte kervan geliyor, önünde karamtık beyaz deve ve içlerinde falan ve filân da var, tıpkı dediği gibi.” dedi.

Böyle iken yine îmân etmediler de “Bu apaçık bir sihirdir.” dediler.

Kabul Olunan ve Olunmayan Namazın Durumu

 

secdePeygamberimiz (a.s.), bir hadis-i şeriflerinde:

“Kim namazları vaktinde kılar ve onun abdestlerini tam ve güzelce alır, kıyamını, huşûunu, rükûunu ve secdelerini tam yaparsa, o namazlar ışık saçarak bembeyaz bir şekilde yükselirken:

‘Sen beni koruduğun gibi, Allah da seni korusun! diye dua eder.

Kim de namazı vaktinin dışında kılar, onun abdestini tam ve güzelce almaz, huşûunu, rükûunu ve secdelerini tam yapmazsa, onlar da simsiyah bir şekilde yükselirken:

‘Sen nasıl özenmeyip beni yitirdinse, Allah da seni (senin amelini) yitirsin!’ diyerek ilenir. Allah’ın dilediği yere varınca, paçavra gibi dürülüp, o kimsenin üzerine atılır!” buyurmuşlardır.

Münzirî, et-Tergıb vet-terhıb, c. 1, s. 258, H eysem f, M ecm au’z-zevâi d, c. 2, s. 122, Al âüddin Al i, Kenzu’l-um mâl, c. 7, s. 316.

M. Asım Köksal, İslam Tarihi, Köksal Yayıncılık: 2/245-246.

Hızır Olduğunu Söylerim.

bos resimRamazan… Cuma günü… Cuma vakti… Cami… Cemaat tek tük camiye girmekte. İmam kürsüde… Girenlerin arasında… O… Hızır… Hızır a.s. da genç ihtiyar arasında onlardan biri gibi gidiyor bir köşeye oturuyor. Kürsüde imam sohbete başlıyor… Hızır’ın yanına kırklarında bir adam gelip oturuyor. Cami yavaş yavaş dolmakta…

Adam, bir müddet sonra uyuklar bir vaziyette sallanıyor, ha uyudu ha uyuyacak. Hızır a.s. adamı dürtüklüyor:
– Uyuyacaksın, der. Adam:
– Uyumam, beni rahat bırak.

Hızır a.s. ses etmez, ancak ezan okundu okunacak, adam ha uyudu ha uyuyacak, bir daha dürtükleyerek:
– Uyuyacaksın dedim, der. Adam:
– Ben de sana uyumam, beni rahat bırak dedim. Rahat bırak beni. Rahat bırak yoksa, Hızır olduğunu söylerim. Buradan çıkamazsın. Bu kalabalık sakalında bir tel bırakmaz.

Hızır a.s. susar ve gözlerine kapar, boynunu büker Allah’a yönelerek:
– Ya Rabbim! Bu nasıl iştir. Bu kulun benim kim olduğumu bildi. Bu nasıl iştirki bendeki listede bunun ismi yok.
Cevap gelir:
– Sana verilen listede beni sevenlerin isimleri var. O ise benim sevdiklerimden...

Allah sevdiklerinden etsin… Sevmek, seviyorum demek bir iddia. İş sevilenlerden olmak

ASIL İFLAS

 Bir gün Ashab, Peygamber Efendimizle otururlarken Efendimiz SAV onlara:

“Müflis ( iflas eden kişi ) kimdir, biliyor musunuz?” diye sordu. Ashab:

“Bizim aramızda müflis parası ve malı olmayan kimsedir” dediler. Rasülullah SAV onlara:

“Şüphesiz ki ümmetimin müflisi kıyamet günü namaz oruç ve zekât sevabı ile gelip fakat şuna sövüp, buna zina isnat ve iftirası yapıp şunun malını yiyip bunun kanını döküp şunu döven bu sebeble iyiliklerinin sevabı şuna buna verilen ve üzerindeki kul hakları bitmeden sevapları biten ve hak sahiplerinin günahları kendisine yükletilip sonra da cehenneme atılan kimsedir” (Müslim) buyurdular.

***

HAMAL’IN İP VE KÜFE HESABI TIKLAYINIZ….

Ölüm

Nasihat olarak ölüm yeter!

Ölümü anmak, kalbe cilâdır.

Doğum ölümün habercisidir.

Ölümü bilmen, keder olarak sana yeter.

Ölüm habercisi olarak ihtiyarlık yeter.

Ölümü unutmak, kalbi paslandırır.

Saçın ağardığında, sana ölümden haber verir.

Âlimin ölümü, dinde gediktir.

Kendisi için ölüm olmayan (Allah) yücedir.

                                               Hz.Ali(r.a.) Rişte-i Cevahir

***

Ecelden kaçarken, eceline koşmak.

Azraille Arkadaş

Ölümü nasıl geciktirildi?

Sessiz çığlık: ÖLÜM

MEZARLIKTA SEVAP PAYLAŞIMI