Archive for Ekim 2013

.

mum

Reklamlar

İNSANLARA İYİLİK ETMEK

 

H.Ş.:  İnsanların hayırlısı, insanlara faydalı olandır. (Tirmizî)

H.Ş.: Müslüman kardeşinin ihtiyacını gören kimseye hac ve umre sevabı yazılır. (Muhtar 1231)

 H.Ş.: Mağfiret icap eden hususlardan biri de mümin kardeşinin üzüntüsünü gidermek, ona ferahlık vermek veya borcunu ödeyivermek, gurbette ise âilesine yardım etmek gibi şeylerle onu sevindirmektir.

H.Ş.:  İyilik eksilmez, günah unutulmaz. Dilediğini yap, ettiğini bulursun. 

H.Ş.:  Kim mümin kardeşinin bir derdini def ederse Allah da onun kıyamette bir büyük derdini def eder (Hallürrüyûb C:2/114)

Birine iyilik ettiğinde bil ki, kendine iyilik etmişsindir. (Feridüddin Attâr Hz.)

 Mümin kardeşine iyilik eden, öbür âlemde daha iyisini bulur. (Hayrünnisâ Hz.)

 Hakk’a giden yollar kâinattaki zerreler kadar çoktur. En kısası bir kimseye yardım etmektir ki ins-ü cinnin ibadetine bedeldir. (Ubeydulla Ahrar Hz.)

Kaynak : http://www.incemeseleler.com/ince-risaleler/1519-24-risale-huzur-yolu.html

Dünyada Yapılan İyiliklerin Dünyadaki Karşılığı Bire Ondur

Neler sadakadir ?

SADAKA ÖMRÜ UZATIR MI?

Nasreddin Hoca latîfelerinden : “Bakalım ben ne çeşit yemiş veririm.”

Hoca merhum üzüm bağı dikmekte olan adamları görüp ne yaptıklarını sorar.

“Çubuk dikiyoruz, ileride salkım salkım üzüm verecek.” derler. Hoca biraz düşünüp, bağcılara der ki; “Beni de dikiniz. Bakalım ben ne çeşit yemiş veririm.”

Bağcılar hemen “Tamam” deyip hocayı beline kadar toprağa gömerler. Kendileri bir ağacın altına oturup yemek yemeye başlarlar. Mevsim ilkbahar olduğu için hoca üşür. Karnı da acıkır. Zor zahmet yerinden çıkıp bağcıların yanına gelir. Bağcılar: “Hoca Efendi niye yerinde durmadın? dediklerinde “Vallahi biraderler doğrusunu isterseniz yerimi sevmedim, tutmadım çıktım.”demiş.

(Letâif-i Hoca Nasreddin, Hüseyin, İkbal Kütüphanesi, 1910 )

Kaynak : http://insanvehayat.com/mizah-sanati-olarak-letaifnameler/

NE DEDİLER, NE YAPTILAR?

Şakik bin İbrahim(rh.) dedi ki:

İnsanlar dört şeyde dediklerinin aksini yaptılar:

1-     “Biz Allah’ın kullarıyız.” dediler fakat hürler gibi hareket ettiler, emrine uymadılar.

2-     “Allahü Teala bizim rızkımıza kefildir.” dediler fakat kalbleri ancak dünya ile tatmin oldu.

3-     “Ahiret dünyadan hayırlıdır.” dediler fakat dünya için mal toplamakla meşgul oldular, ahiret için amel hazırlamadılar.

4-     “Biz elbette öleceğiz.” dediler fakat hiç ölmeyeceğini zanneden kimseler gibi amel ettiler, dünya için çalıştılar.

 Kaynak : Fazilet Takvimi arka sayfa / 18/02/2012

***

Acaba biz hangi gruptayız. Aksini yapanlardan değilsek ne mutlu. Halimize hamd, şükür ederek “Bizi ve neslimizi her iki cihanda Kelime-i Tevhıd ve Kelime-i Şehadetin nurunda daim eyle” diye dualarımızdan eksik etmemeliyiz.

Aksini yapıyorsak, zararın neresinden dönülürse kârdır diyerek halisâne tevbe etmemiz gerekir. Bundan sonra da kul olmak .

                   ***

“Hiç ölmeyeceğini zanneden kimse gibi (dünya için) çalış. Yarın öleceğinden korkan kimse gibi de (dünyâdan) sakın.” (Hadîs-i Şerîf, Beyhakî, Sünen-i Kübrâ)

Arefe, Bayram Günleri ve Gecelerinin Fazileti

bayramgecesi

Resmi tıklayınız…

EN FAZİLETLİ GÜN AREFE GÜNÜ

mezar “Allâhü Teâlâ’nın, kullarını Cehennem’den en çok âzâd ettiği gün Arefe günüdür.” (Hadîs-i Şerîf, Sahîh-i Müslim)

Peygamber Efendimiz (s.a.v) buyurdular:

“Allâh katında arefe gününden daha fazîletli hiçbir gün yoktur. Arefe gününde Allâhü Teâlâ rahmeti ile dünyâ semâsına tecellî eder, yer halkı ile gökteki meleklere karşı iftihar edip şöyle buyurur: ‘Kullarıma bakınız. Azâbımı görmedikleri hâlde rahmetimi umarak, uzak yoldan terli ve toz toprak içerisinde, saçları dağınık bir vaziyette bana geldiler. Kullarımın cehennem azâbından kurtulup bağışlanmaları en çok arefe gününde olur.’

“Şeytanın arefe gününden başka hiçbir günde daha zelîl, daha hakîr, daha küçük ve daha öfkeli görüldüğü olmamıştır. Bu, arefe gününde Allâh’ın rahmetinin inmesinden ve Allâh’ın günâhları bağışlamasındandır. Bir de Bedir Muhârebesi’nde böyle görülmüştür. Çünkü şeytan o zaman, Cebrâil Aleyhisselam’ı (düşmana karşı) melekleri saf yaparken görmüştü.”

“Kim ki arefe gününde Allâh’tan dünyâ ve âhirete âit bir ihtiyacını isterse, Hz. Allâh onu yerine getirir.”

Rasûlullâh Efendimiz (s.a.v.) arefe günü akşamı ümmeti için duâ ettiler. Allahu Teâlâ duâsını kabul edip: “Zulmederek başkasının hakkını alanlar hâriç bütün ümmetin affedildi. Muhakkak ben, mazlumun hakkını zâlimden alıcıyım.” buyurdu.

Peygamber Efendimiz (s.a.v) “Yâ Rabbi! Dilersen mazluma cennetini verir, zâlimi de mağfiret edersin” diye ilticâ ettiler. Arefe akşamı buna cevap verilmedi. Sabah olunca Rasûlullâh Efendimiz (s.a.v.) duâsını Müzdelife’de tekrar ettiler. Orada “İstediğin verildi” buyuruldu. Bunun üzerine Peygamber Efendimiz (s.a.v.) güldü. Onun güldüğünü gören Hz. Ebûbekir ve Hz. Ömer (r.anhümâ) sebebini sordular.

Peygamber Efendimiz (s.a.v) “Muhakkak Allâh’ın düşmanı İblis duâmın kabul edildiğini ve ümmetimin mağfiret olduğunu öğrenince gâyet perişan bir vaziyette yerden toprak alıp başına saçıyordu. Onu böyle görünce güldüm.” buyurdular.

http://www.fazilettakvimi.com/tr/2013/10/11.html

ZİLHİCCE AYI VE ON GECE

dua-eden-haci“Allâhü Teâlâ’ya -içinde kendisine ibadet olunan- en sevimli günler Zilhicce’nin (ilk) on günüdür. Her bir gününün orucu bir senelik oruca, her gecesinin ihyası da Kadir Gecesi’ni (ibâdetle) ihya etmeye denktir.” (Hadîs-i Şerîf, Sünen-i Tirmizî)

“Hiçbir günde yapılan sâlih amel Allâhü Teâlâ’ya Zilhicce ayının ilk on gününde yapılan sâlih amelden daha sevimli olamaz.” (Hadîs-i Şerîf, Sünen-i Tirmizî)

ZİLHİCCE AYI VE ON GECE

 Zilhicce ayı, İslâm’ın beş esâsından biri olan hac farîzasının îfâ edildiği umûmî af ayıdır. Arafât’a çıkıldığı, Allâh için milyonlarca kurbanın kesildiği ve bir senelik hesapların görülüp amel defterlerinin kapandığı mukaddes bir aydır.

Zilhiccenin birinci on gecesi “leyâlî-i aşere” yâni 10 mübârek gecedir. Bu ayda, noksanların tamamlanması için istiğfâr, salevât-ı şerîfe, diğer duâlar ve tesbîh namazına devamda hayır vardır.

Hacca gidemeyen mü’minlerin bu günlerde oruç tutmaları çok büyük fazîlettir. O bakımdan Kurban bayramından evvel dokuz gün oruç tutmalı, 10. günü kurban kesilinceye kadar bir şey yemeyip kurban etinden yemelidir. Bu mendubdur. Hiç olmazsa 8’inci gün ile beraber, 9’uncu günü (Arefe günü) oruçlu olmak lâzımdır.

Arefe günü sabah namazından bayramın 4’üncü günü ikindi namazına kadar, bütün farz namazların arkasından Teşrîk tekbîri (Allâhü Ekber Allâhü Ekber, Lâ ilâhe ilallâhü vallâhü ekber, Allâhü Ekber ve lillâhil-hamd) okumak kadın-erkek her mükellef Müslümana vâciptir.

ZİLHİCCENİN İLK ON GÜNÜNDE NE YAPILIR?

Zilhicce ayının birinden onuna (yâni Kurban Bayramının ilk gününe) kadar, her gün sabah namazlarından sonra:

10 salevât-ı şerîfe:

“Allahümme salli ve sellim ve bârik alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli seyyidinâ Muhammed.”

10 istiğfâr:

“Estağfirullâhe’l-Azîm el-Kerîm ellezî lâ ilâhe illâ Hüve’l-Hayye’l-Kayyûme ve etûbü ileyk ve nes’elühü’t-tevbete ve’l-mağfirete ve’l-hidâyete lenâ innehû hüve’t-Tevvâbü’r-Rahîm.”

10 tevhid:

“Lâ ilâhe illallâhü vahdehû lâ şerîke leh, Lehü’l-mülkü ve lehü’l-hamdü yuhyî ve yümît ve hüve hayyün lâ yemûtü biyedihi’l-hayr ve hüve alâ külli şey’in kadîr” okunur.          (Duâ ve İbâdetler, Fazilet Neşriyat)